Demokrat Parti Eskişehir İl Başkanı Hüseyin Özcan, 12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Özcan, 12 Eylül’ün bir neslin gençliğini ve hayallerini etkilediğini belirterek, darbe döneminde yaşananların Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatında kalıcı izler bıraktığını ifade etti.
12 Eylül’e giden süreçte yaşananlara değinen Hüseyin Özcan, darbenin ülkeye yalnızca gerçekleştiği dönemde değil, sonrasında da zarar verdiğini savundu. Özcan, seçim yoluyla iktidara gelemeyeceğini düşünen anlayışların devlet ve kamu otoritesinin gücünü kullanarak milletin iradesini ve hukukunu yok saydığını söyledi. Özcan, “12 Eylül koca bir nesli, gençliği, hayalleri ayakta öldüren gündür. Yaşamları ölümle, sokakları terörle terbiye etmeye kalkan bir organize şebeke, koca bir milleti, milleti korumak için taşıdıkları silahlarla, tanklarla, coplarla, kelepçelerle terbiye etmeye kalkmış, yaşarken binlerin, yüz binlerin canını almıştır. 12 Eylül'e giden günlerin planlayıcıları, darbenin icracıları, ülkenin hilafına her türlü işi çıkar bilenlerin piyonları bu memlekete kötülüğü sadece o gün değil o günden bugüne süren şekilde yapmıştır. Nitekim Milletin huzuruna çıkmaya korkan, seçimle, er meydanında mücadele ederek fikrini iktidar edemeyeceğinden emin olan bir şebeke, devletin, kamu otoritesinin gücünü bugün benzerlerini, hatta daha beterini gördüğümüz biçimde kendi ikbali için kullanmış, milletin hakkını, hukukunu, iradesini gasp etmiştir. O gün kendilerinin azdırdığı terörün bitmesini, bitecek olmasını gerekçe göstererek 'terörsüz' bir iklim için bir çok hakkı gasp eden, hukuku askıya çekenler, maalesef ki asıl kötülüğü bu anlayışı miras bırakarak yapmışlardır” dedi.
“Milli iradeyi yok sayan zihniyetlerini miras alanlar iktidarlarını sağlamlaştırmıştır”
Özcan, 27 Mayıs 1960 darbesini de hatırlatarak, seçilmiş bir başbakan ve bakanların idam edilmesinin Türkiye’de demokrasi açısından ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti. 27 Mayıs’ın ardından darbenin bir seçenek olarak görülmesinin 12 Eylül sürecinin önünü açtığını ifade eden Özcan, darbecilerin milli iradeyi yok sayan anlayışlarının sonraki dönemlere de aktarıldığını öne sürdü. Özcan, “Türkiye, 27 Mayıs'ta yaşadığı acı tecrübe ile seçilmiş bir başbakanı ve bakanları idama yollamakla kalmamış, demokrasiden korkan, hürriyetlerden korkan, Türkiye'nin kalkınmasından korkanlara, 12 Eylülcülere darbenin bir seçenek olduğunu göstererek asıl ihaneti yaşatmıştır. Daha da acısı, 12 Eylül’de darbeciler kamunun, silahlı kuvvetlerin gücünün arkasına sığınarak bir iktidar kurmuşken, ‘milli irade’yi yok sayan zihniyetlerini miras alanlar bu düzeni bir kazanım addedip iktidarlarını sağlamlaştırmıştır. Darbecilerden, Milli Güvenlik Konseyini kuranlardan hiç biri yaşamazken maalesef kurdukları düzen, bu düzeni ‘yaşamsal’ görenlerin gayretiyle hayattadır” ifadelerini kullandı.
“Darbelerin panzehiri daha çok demokrasi”
Türkiye’de darbelerin izlerinin ortadan kaldırılması için daha fazla demokrasi, adalet ve özgürlük gerektiğini belirten Özcan, 12 Eylül’ün oluşturduğu siyasi, ekonomik ve sosyal yapının değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Özcan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Vesilesiyle birçok defa hatırlattığımız gibi darbelerin panzehri daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok hürriyettir.Türkiye’de darbelerin izlerini silecek olan yegane şey budur. 12 Eylül’ün bu ‘süregelen’ halini değiştirmek için evvela bu darbenin kurguladığı ekonomik, sosyal ve siyasi hayatı demokrasiyi içselleştirecek biçimde değiştirmek gerekmektedir. Bu düşüncelerle bir kez daha darbecileri, Milletimize hizmet etmek için kendisine verilen yetkileri kötüye kullanan, kendisi ya da ait olduğu zümrenin faydasına kullananları lanetliyor, tüm askeri darbeleri ve demokrasi dışı her türlü yöntemi bir seçenek olarak gören zihniyetleri telin ediyor, “daha fazla hürriyet, daha güçlü demokrasi" dediği için darbelere muhatap olmuş, darbelerin mağduriyetini gerçekten yaşamış demokrat geleneğin temsilcilerini,12 Eylül'de seçilmiş hükümetin Başbakanı olarak darbecilerin ilk hedefi olmuş Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'i ve ahirete intikal etmiş tüm demokrasi taraftarlarını rahmetle anıyorum.”





