Okullarda temizlik personeli sorunu
Okullardaki temizlik hizmetleri, üç sendikanın da gündeme getirdiği başlıklar arasında yer aldı.
“Temizlik hizmetlerinin karşılanmasında kadrolu istihdam yapılmalı”
Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, temizlik hizmetlerinin Toplum Yararına Program ve UYP gibi geçici uygulamalar yerine kadrolu istihdamla veya okullara doğrudan ödenek verilerek hizmet alımı yoluyla karşılanması gerektiğini belirtti. Akar, “Temizlik hizmetlerinin karşılanmasında Toplum Yararına Program ve UYP gibi geçici sistemler yerine, kadrolu istihdam veya okullara doğrudan ödenek tahsis edilerek hizmet alımı sağlanması kalıcı bir çözüm olacaktır. TYP yöntemi anlık ihtiyacı bir nebze karşılasa da devamlılık konusunda sıkıntılar yaratmaktadır” dedi.
“Okullardaki temizlik personeli konusunda da sıkıntılar var”
Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol ise okullardaki temizlik personeli konusunda sorunların devam ettiğini belirtti. Birçok okulun kendi imkanlarıyla çözüm aradığını belirten Demirkol, okulların iş gücünü TYP kapsamında İŞKUR üzerinden temin etmeye çalıştığını kaydetti. Demirkol, “Okullardaki temizlik personeli konusunda da sıkıntılar var. Çünkü birçok okul kendi çaresini kendisi gidermeye çalışıyor. İş gücünü, Toplum Yararına Program kapsamında İŞKUR'dan temin etmeye çalışıyorlar. Bu konuda bir çaba içerisine girmiş durumdalar” diye konuştu.
“Bazı okullarda sabun yok”
Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan da sahada yaptığı okul ziyaretlerinde temizlik konusunda sorunlarla karşılaştığını ifade etti. Arslan, “Okullara gidiyoruz, her yer pislik içinde. Milli Eğitim bize, ‘Personel verdik’ diyor. Ancak ben sahadayım, sürekli okulları geziyorum. Tuvaletlere özellikle girip bakıyorum. Öğrencilerin kullandığı tuvaletleri de öğretmenlerin kullandığı tuvaletleri de inceliyoruz. Bazı tuvaletlerde sabun yok, tuvalet kağıdı yok. Biz bunları Eskişehir gibi bir yerde konuşuyoruz. Eskişehir çok ücra ya da ulaşılması zor bir yer değil” ifadelerini kullandı.
Güvenlik tedbirleri tartışması
Okullardaki güvenlik uygulamalarına ilişkin farklı değerlendirmeler de gündeme geldi.
“Her okula güvenlik sertifikalı birer güvenlik ve bahçe görevlisi görevlendirilmiştir”
Akar, geçtiğimiz yıl yaşanan saldırılarının ardından Milli Eğitim Bakanlığı tarafından nisan ayında genelge yayımlandığını ve bu kapsamda her okula güvenlik sertifikalı birer güvenlik ve bahçe görevlisi görevlendirildiğini ifade etti. Akar, “Bu yıl, özellikle güvenlik önlemlerinin ve yapısal tedbirlerin ön planda olduğu bir süreç yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan olayların ardından Bakanlık tarafından Nisan ayında bir genelge yayınlanmış, bu kapsamda her okula güvenlik sertifikalı birer güvenlik ve bahçe görevlisi görevlendirilmiştir” diye konuştu.
Akar, okul giriş ve çıkışlarının kontrol edilmesi amacıyla kartlı geçiş ve turnike sistemlerinin kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Demirkol da Bakanlığın 30 bin kadro açılacağı yönündeki açıklamasını hatırlatarak, Eskişehir'e tahsis edilen sayı doğrultusunda birçok okulda İŞKUR üzerinden çalışmaların başladığını ve güvenlik görevlilerinin göreve başladığını ifade etti.
“Yelek giydirilerek güvenlik görevlisi olarak değerlendirilmesi pek uygun bir durum değil”
Demirkol, güvenlik görevlilerinin seçiminde pedagojik formasyon ve yetkinliğin dikkate alınması gerektiğini belirterek, yalnızca bir kişiye dedektör verilmesi veya yelek giydirilmesinin yeterli bir güvenlik önlemi olmadığını savundu. Demirkol, “Fakat bunların ileride nasıl bir sıkıntı ve sorun çıkaracağını bekleyip izleyip göreceğiz. Çünkü pedagojik formasyona ve yetkinliğe sahip kişilerin olması lazımdı bu tür görevlerde. Yani sadece bir kişiye dedektör verilerek ya da üzerine bir yelek giydirilerek güvenlik görevlisi olarak değerlendirilmesi pek uygun bir durum değil” dedi.
“Bazı okullar kendi imkanlarıyla çözmeye çalışıyor”
Arslan ise Türkiye genelinde yaklaşık 60 bin okul bulunduğunu, bunların yaklaşık 30 binine güvenlik görevlisi verildiğini belirterek, bazı okullarda velilerin destekleriyle güvenlik görevlisi tutulduğunu ifade etti. Arslan, “bazı okullar bu sorunu kendi imkanlarıyla çözmeye çalışıyor. Veliler devreye giriyor, parası olan okul velilerden destek alarak güvenlik görevlisi tutuyor” ifadelerini kullandı.
Norm fazlası öğretmen ve resen atama
Sendikaların ortak gündemlerinden biri de Eskişehir'deki norm fazlası öğretmenler oldu.
"Eskişehir'de yaklaşık 2 bin norm fazlası öğretmen bulunmakta"
Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, kentte yaklaşık 2 bin norm fazlası öğretmen bulunduğunu ve Bakanlığın bu öğretmenleri resen atama yöntemiyle başka ilçelere veya okullara gönderdiğini söyledi. Akar, “Eskişehir'de yaklaşık 2 bin norm fazlası öğretmen bulunmakta ve Bakanlık bunları resen atama yöntemiyle başka ilçelere veya okullara göndermektedir. Ancak bu atamalar hem maliyet oluşturmakta hem de aile bütünlüğünü zedelemektedir” dedi.
"Özellikle engelli öğretmenlerin resen atanması anayasaya ve mevzuata aykırıdır"
Bu uygulamanın maliyet oluşturduğunu ve aile bütünlüğünü zedelediğini belirten Akar, özellikle engelli öğretmenlerin resen atanmasının mevzuata ve anayasaya aykırı olduğunu ifade etti. Akar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Özellikle engelli öğretmenlerin resen atanması anayasaya ve mevzuata aykırıdır. Engelli çalışanlara pozitif ayrıcalık tanınması gerekirken onları uzak ilçelere gitmeye mecbur bırakmak adil değildir. Bakanlık daha sonra gelen dilekçeler doğrultusunda engelli öğretmenlerin resen atamalarını iptal etmiştir. Buna rağmen norm fazlası sorunu çözülmedikçe bu uygulamalar tekrarlanmaktadır. Açılan davalarda mahkemelerin lehte kararlar vermesine rağmen aynı dönemin tekrarında yeniden atama yapılması hukuki bir çıkmaz yaratmaktadır. Hukuk devletinde yargı kararlarının bu şekilde göz ardı edilmesi kabul edilemez.”
“Eskişehir'de öğretmen eksikliğinden çok öğretmen fazlalığı var”
Demirkol da Eskişehir'de öğretmen eksikliğinden çok öğretmen fazlalığı bulunduğunu belirterek, bakanlıklar arasındaki protokollerden kaynaklı olarak Eskişehir'e sürekli öğretmen akışı olduğunu iddia etti. Demirkol, “Eskişehir'de öğretmen eksikliğinden çok öğretmen fazlalığı var. Çünkü Millî Eğitim Bakanlığı ile diğer bakanlıklar arasındaki protokollerden kaynaklı olarak Eskişehir'e sürekli bir öğretmen akışı var. 2 binden fazla norm kadro fazlası öğretmen söz konusu” diye konuştu.
“Bazı keyfiyet durumlarının ortaya çıktığını görüyoruz”
Norm fazlası öğretmenlerin ilçe emrinde bulunmaları nedeniyle İlçe Millî Eğitim Müdürlükleri tarafından okullara dağıtıldığını aktaran Demirkol, bunun okullardaki öğretmenlerin ders sayılarının düşmesine ve ücretlerinde sorun yaşanmasına neden olduğunu ifade etti. Demirkol, “Bu öğretmenlerimiz ilçe emrinde oldukları için görevlendirilmeleri konusunda İlçe Millî Eğitim Müdürlükleri tarafından okullara dağıtıldılar. Bu da öğretmen fazlalığından kaynaklı olarak okuldaki eğitim emekçilerinin ders sayılarının düşmesine, dolayısıyla girdikleri derslerin azalmasına ve ücretlerinde bir sıkıntı yaşanmasına neden oluyor. Bir de bu öğretmenler okullara gönderilirken belirli bir kriter oluşturulamaması nedeniyle bazı keyfiyet durumlarının ortaya çıktığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Tür atamalar yapılırken öğretmenlerin özel durumları yeterince dikkate alınmıyor”
Arslan ise engelli öğretmenlerin resen atamalarını gündeme getirdi. Arslan, engelli öğretmenlerin özel durumlarının yeterince dikkate alınmadığını savunarak, görme engelli bir öğretmenin Sarıcakaya'ya gönderildiğini söyledi. Arslan, gelen dilekçelerin ardından atamaların iptal edildiğini belirterek, benzer sorunların önceki yıl da yaşandığını ifade etti. Arslan, “Milli Eğitim'de hiçbir şeyin programlı yürütüldüğünü düşünmüyorum. Yanlış hatırlamıyorsam geçen yıl da engelli öğretmenlerle ilgili benzer bir sıkıntı yaşandı. Aynı şeyi yaptılar, yine iptal ettiler. Üyemiz dilekçe yazıyor ve ‘Engelliyim, gidemem’ diyor. Görme engelli bir arkadaşımızı Sarıcakaya’ya göndermişler. Bu tür atamalar yapılırken öğretmenlerin özel durumları yeterince dikkate alınmıyor” dedi.
Deprem riski ve okul binaları
Okulların fiziki koşulları ve depreme dayanıklılığı da sendikaların değerlendirmelerinde öne çıktı.
“Boşaltılan okullar başka kurumların bünyesine taşınmak zorunda kalmaktadır”
Akar, eğitim-öğretim için temel şartlardan birinin öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının depreme dayanıklı ve güvenli binalarda bulunması olduğunu belirtti. Akar, “Eğitim-öğretim için en temel şart, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının depreme dayanıklı, güvenli binalarda bulunmasıdır. Ancak Eskişehir'de yeterli boş okul binası bulunmadığından, yıkılıp yeniden yapılan veya depreme dayanıksız olduğu için boşaltılan okullar başka kurumların bünyesine taşınmak zorunda kalmaktadır” ifadelerini kullandı.
Akar, Gazi Meslek Lisesi'nin yıkılıp yeniden yapılması nedeniyle 71 Evler'deki bir okulun bünyesine taşındığını, Muzaffer Çil Anadolu Lisesi'nin ise depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle boşaltılarak Söğütönü bölgesindeki TOKİ İkram Cirit Anadolu Lisesi'nin bünyesinde eğitime devam edeceğini ifade etti.
“Boşaltılan okulların sığıntı gibi taşınması maalesef sıkıntı yaratıyor”
Demirkol da boşaltılan okulların başka okulların bünyesine taşınmasının sorun yarattığını belirterek, okulların birbirlerinin bölgelerine adeta misafir gibi taşınmasının eğitim sürecini zorlaştırdığını söyledi. Demirkol, “Milli Eğitim Bakanlığı daha önce ‘ikili öğretime geçeceğiz’ diye birçok açıklama yapmış, buna benzer çalışmalar yürüttüğünü topluma deklare etmişti. Ancak son durumlar maalesef işi içinden çıkılmaz bir hale dönüştürdü. Çünkü boşaltılan okulların, birbirlerinin bölgelerine misafir gibi, sığıntı gibi taşınması maalesef sıkıntı yaratıyor” dedi.
‘Okulu bitirdik buyurun’ denilerek düzenli bir planlama yapılmıyor”
Arslan ise okul yenileme ve yıkım süreçlerinde planlama sorunu yaşandığını savundu. Sami Sipahi'nin iki binasının tek binaya sıkıştırıldığını ve inşaatın devam ettiğini belirten Arslan, bazı yıkım işlemlerinin eğitim-öğretim devam ederken gerçekleştirildiğini söyledi. Arslan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Okullarla ilgili süreçlerde de hiçbir zaman ‘Okulu bitirdik buyurun’ denilerek düzenli bir planlama yapılmıyor. Örneğin Sami Sipahi’nin iki binası vardı. İki binayı tek binaya sıkıştırdılar ve inşaat hâlâ devam ediyor. Üstelik yıkım işlemlerini eğitim öğretim devam ederken yaptılar. Çocuklar bahçede teneffüste oynarken yıkım yapılıyordu. Güvenlik tedbiri denildiğinde ise bütün sorumluluk nöbetçi öğretmenin üzerine yükleniyor. ‘Sen orada dolaş, bir şey olursa seni sorumlu tutacağız’ anlayışıyla güvenlik sağlanmaz.”
Sendika temsilcilerinin değerlendirmelerinde; okullarda temizlik ve güvenlik hizmetlerinin sürekliliği, norm fazlası öğretmenlerin görevlendirilmesi, engelli öğretmenlerin resen atamaları, depreme dayanıklı okul ihtiyacı ve ikili eğitim yeni eğitim-öğretim yılının öne çıkan sorunları olarak gündeme geldi.





