Piyasalarda son günlerde en çok konuşulan konulardan biri, ekonomi yönetiminin reel sektörü rahatlatmak adına atacağı yeni adımlar oldu. Gelen kulis bilgilerine göre, hem iş dünyasını hem de vatandaşı zorlayan mevcut ekonomi politikalarında belirgin bir yumuşamaya gidilecek. Bu değişiklikler, ekonomistler tarafından sadece teknik bir "ince ayar" değil, olası bir seçimin hazırlık evresi olarak görülüyor.
Faizlerde ve Kredilerde Beklenen Yumuşama
Reel sektör ve bankacılık kaynaklarından yansıyan bilgilere göre, piyasayı canlandırmak amacıyla öncelikle faiz oranları ve kredi erişimi konularına müdahale edilecek. Bu kapsamda Merkez Bankası'nın yüzde 40 seviyesinde olan fonlama faizinin, yüzde 37'lik politika faizi seviyesine çekilmesi planlanıyor. Atılacak bu dolaylı adımla birlikte resmi politika faiz oranları değişmese dahi, bankaların uyguladığı piyasa faizlerinin kademeli olarak aşağı çekilmesi hedefleniyor.
Ticareti hareketlendirmek amacıyla KOBİ'lerin Türk Lirası cinsinden işletme kredilerine ulaşmasını zorlaştıran büyüme sınırlarının da esnetilmesi bekleniyor. İş dünyasının finansmana erişimini daha da kolaylaştırmak için, döviz kredilerine uygulanan aylık yüzde 0,5'lik katı büyüme sınırında da belirgin bir gevşeme yapılacağı gelen bilgiler arasında yer alıyor.
Dolar Kurunda 'Enflasyon' Ayarı Geliyor
İş dünyasının ve ihracatçıların uzun süredir şikayetçi olduğu döviz kurlarına yönelik baskılanma politikasında da önemli bir viraja giriliyor. Yılın başından bu yana aylık enflasyon genel olarak yüzde 2'nin üzerinde seyretmesine rağmen, dolar kurundaki artışın yüzde 1,2 ila 1,6 bandında tutulması Türk Lirası'nın reel olarak değerlenmesine neden olmuştu.
Kulislerde yüksek sesle dile getirilen yeni "kalibrasyon" süreciyle birlikte "Değerli TL" politikasından kademeli olarak vazgeçileceği ve doların dizginlerinin bir miktar gevşetileceği öne sürülüyor. Buna göre, önümüzdeki dönemde döviz kurlarının enflasyon oranına paralel bir şekilde artmasına izin verilerek piyasadaki kur baskısı hafifletilecek.





