Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, 1 Kasım Dünya Vegan Günü kapsamında yazılı açıklama yayımladı. Hayvanların gıda, giyim, eğlence ve deney gibi alanlarda kullanılmasını eleştiren komisyon, mevcut hukuk düzenlerindeki hayvan hakları anlayışının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Veganlık Diyet Programı Değildir”
Dünya Vegan Günü'nün 1994 yılından bu yana her yıl 1 Kasım'da anıldığını hatırlatan komisyon, “Bu gün toplumda sıklıkla dar bir kalıba sıkıştırılan ‘sağlıklı beslenme tercihi’, bir trend ya da kutlanacak bir gün olmanın çok ötesinde, doğrudan hayvan hakları ve yaşam hakkı savunusuyla ilgili köklü bir etik yüzleşmeyi temsil eder” değerlendirmesinde bulundu. Veganlığın etik ve hukuki boyutuna da değinilen açıklamada, “Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak adaletin ve yaşam hakkının yalnızca insan türüyle sınırlı olamayacağını her platformda savunuyoruz. Veganlık, popüler kültürün sunduğu gibi yalnızca tabağa ne konulduğuyla ilgilenen, bireysel form veya sağlık hedefleri güden bir diyet programı değildir. Aksine, hissedebilen canlıların gıda, giyim, eğlence, deney ya da herhangi bir sektörde birer ‘mal’, ‘kaynak’ veya insan menfaatinin birer aracı olarak kullanılmasını toptan reddeden etik ve hukuki bir duruştur” denildi.
“Her Canlı Yaşamının Öznesidir”
Hayvanların hukuki statüsüne ilişkin eleştirilerini sıralayan komisyon, “Mevcut hukuk düzenlerinin hayvanları birer eşya ve mülk olarak tanımlaması, sistematik sömürünün en büyük dayanağını oluşturmaktadır. Hayvan hakları mücadelesi ise tam da bu meta haline getirme pratiğine karşı çıkmayı, her canlının kendi yaşamının öznesi olduğunu kabul etmeyi zorunlu kılar” ifadelerini kullandı. Hayvan hakları mücadelesinin yalnızca evcil hayvanlarla sınırlı tutulmaması gerektiğini savunan komisyon, “Birlikte yaşadığımız evcil hayvanların haklarını savunurken, endüstriyel çiftliklerin ve mezbahaların kapalı kapıları ardında yok sayılan milyarlarca hissedebilir canlının acısını görmezden gelmek adalet duygusuyla bağdaşmaz. Yaşam hakkı savunusu, türcü ayrımlardan arınmış bütüncül bir tutarlılık gerektirir” açıklamasını yaptı.
“Yaşam Hakkı Devredilemez”
Veganlığın bireysel bir tercihin ötesinde hak temelli bir sorumluluk olduğunu savunan komisyon, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Hiçbir canlının bir başkasının alışkanlığı, zevki ya da konforu için araçsallaştırılamayacağı gerçeği karşısında veganlık, bireysel bir tercih alanı değil, hak temelli hukukun ve vicdanın doğrudan bir gereğidir. Yaşam hakkı, lütfedildiği ölçüde tanınan bir ayrıcalık değil, devredilemez en temel haktır.”





