İmadoğlu, avukatlara yönelik şiddetin münferit olmadığını belirterek, aksine savunmayı itibarsızlaştırmaya dönük kasıtlı bir sürecin parçası olduğunu ifade etti. İmadoğlu, “Yalnızca bir meslek grubuna yönelen saldırıları değil, hukukun kalbine, adalete ve savunma hakkımıza yönelik alçakça ve sistematik saldırıları lanetlemek için buradayız. Avukatlara yönelik bu vahşi saldırılar münferit olaylar değildir. Bu durum, savunmayı itibarsızlaştırmaya ve mesleğimizi korkuyla esir almaya yönelik kasıtlı bir linç kampanyasının ürünüdür. Bir avukat görevini yaparken tehdit ediliyor, darp ediliyor, yaralanıyor ve hayatını kaybediyorsa bu saldırı hepimize, adaletimize ve hukuk devletine yapılmıştır” dedi.
“2025 yılında 43 avukatın görevini yaptığı sırada saldırıya uğradı”
Türkiye Barolar Birliği verilerine göre 2025 yılında 43 avukatın görevini yaptığı sırada saldırıya uğradığını söyleyen İmadoğlu, Bursa’da bir avukatın hayatını kaybettiğini, Erzurum’da ise bir başka avukatın ofisinde saldırıya uğradığını belirtti. İmadoğlu, “Acımız tarifsiz, öfkemiz büyüktür. Her yıl onlarca meslektaşımız ölümle ya da ağır yaralanmayla sonuçlanan saldırılara maruz kalmaktadır. Türkiye Barolar Birliği verilerine göre 2025 yılında yalnızca görevini yaptığı için 43 avukat saldırıya uğramıştır. Bursa’da bir meslektaşımızın hayatını kaybetmesinin acısı henüz dinmemişken, Erzurum’da bir meslektaşımızın kendi ofisinde saldırıya uğraması bu vahşetin boyutunu açıkça göstermektedir” diye konuştu.
“Mevcut uygulamalar caydırıcı değil”
İmadoğlu, Avukatlık Kanunu’nun 57. maddesine göre görev sırasında avukata karşı işlenen suçların hakimlere karşı işlenmiş gibi değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ancak mevcut uygulamaların yetersiz kaldığını ve caydırıcılıktan uzak olduğunu ifade etti. İmadoğlu, “Avukatlık Kanunu’nun 57. maddesi açıktır. Görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlarda, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır. Bu düzenleme, avukatları yargı görevi yapan kişi statüsüne kavuşturmakta ve yaralama, öldürme, hakaret, direnme gibi suçlarda nitelikli ve ağırlaştırılmış cezaları zorunlu kılmaktadır. Buna rağmen mevcut uygulamalar yetersizdir ve caydırıcı olmaktan uzaktır. Bu vahşete tahammülümüz kalmamıştır” ifadelerini kullandı.
Baro’dan somut talepler
Eskişehir Barosu’nun taleplerini de sıralayan İmadoğlu, görev kaynaklı şiddet suçlarının CMK 100. madde kapsamındaki katalog suçlar arasına alınmasını, haciz ve riskli işlemlerde kolluk kuvvetlerinin zorunlu olarak eşlik etmesini ve tehdit altındaki avukatlar için etkin koruma tedbirlerinin uygulanmasını istedi. İmadoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Görev kaynaklı şiddet suçlarının CMK m.100 katalog suçları arasına alınması, haciz ve riskli işlemlerde kolluk kuvvetlerinin zorunlu olarak eşlik etmesi, tehdit altındaki avukatlar için etkin koruma tedbirlerinin uygulanması, Avukatlara Yönelik Şiddet İzleme Merkezi’nin acilen kurulması, cezaların caydırıcılığının artırılması ve cezasızlığın sona erdirilmesi. Birçok uluslararası örgüt, Türkiye’deki avukatlara yönelik şiddeti mesleki bağımsızlığa ve hukukun üstünlüğüne açık bir saldırı olarak nitelendirmekte, ülkemizi Avrupa Konseyi Avukatları Koruma Sözleşmesi’ni imzalamaya çağırmaktadır.”
“Avukata el uzatan, savunma hakkımıza ve adaletimize el uzatmıştır”
Eskişehir Barosu olarak saldırıya uğrayan ve hayatını kaybeden tüm avukatların yanında olduklarını belirten İmadoğlu, sorumlular hakkında en ağır yaptırımların uygulanması için sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. İmadoğlu, “Avukata el uzatan, savunma hakkımıza ve adaletimize el uzatmıştır. Savunmaya kasteden, hukuka kastetmiştir. Biz susmayacağız, korkmayacağız, boyun eğmeyeceğiz. Mesleğimizi kanla ve korkuyla teslim almalarına asla izin vermeyeceğiz. Eskişehir Barosu olarak, hayatını kaybeden ve yaralanan tüm meslektaşlarımızın acısını ve öfkesini yüreğimizde taşıyoruz. Bu vahşeti en güçlü şekilde lanetliyor, sorumlular hakkında en ağır yaptırımların uygulanması için sonuna kadar takipçi olacağımızı ilan ediyoruz. Yetkililere sesleniyoruz. Avukatların can güvenliği sağlanmadan adalet sağlanamaz. Savunma korunmadan hukuk ayakta kalamaz. Savunma susturulamaz" dedi.





