Eskişehir'in soyağacı, tek bir Oğuz boyuna değil birden çok boya dayanıyor. Tarihsel kayıtlar ve boy yerleşim haritaları, Eskişehir'in ilçelerinin ayrı ayrı boyların izini taşıdığını ortaya koyuyor. Öne çıkan isim ise Osmanlı Devleti'nin kurucusu kabul edilen Kayı oluyor. Bir ilin hangi boya dayandığı genellikle yer adlarına, köy isimlerine ve eski yerleşim kayıtlarına bakılarak belirleniyor. Aynı yöntem, Eskişehir'de farklı ilçelerin farklı boylarla eşleştirilmesini de açıklıyor. Dolayısıyla "Eskişehir hangi Türk boyuna ait?" sorusunun yanıtı tek bir boyla sınırlı kalmıyor, birden fazla boyu birlikte kapsıyor. Söz konusu çeşitlilik nedeniyle soru, tek bir adla değil, ilçelere yayılan bir boylar listesiyle yanıtlanıyor.

İLÇE İLÇE OĞUZ BOYU İZİ VAR

Anadolu'yu yurt edinen 24 Oğuz boyunun dağılım haritasına bakıldığında, Eskişehir bu boyların kayda değer bölümüne ev sahipliği yapıyor. Listelerde yer alan boy ve ilçe eşleşmeleri şöyle sıralanıyor:

  • Kayı boyu: Çifteler ve Mihalıççık
  • İğdir boyu: Sarıcakaya
  • Peçenek boyu: Çifteler
  • Kargın (Karkın) boyu: Eskişehir merkez ve Sivrihisar
  • Kınık boyu: Sivrihisar

Batıya doğru yol alan topluluklar, Eskişehir ovalarının bereketi ve konumun stratejik değeri nedeniyle bölgeye yerleşmiş. Farklı boylar farklı vadileri ve ilçeleri yurt seçtiği için, tek bir ilde çok sayıda boyun izi bir araya gelmiş.

KAYI BOYU NEDEN ÖNE ÇIKIYOR?

Eskişehir'in soyağacında en sık dile getirilen boyun Kayı olması, doğrudan Osmanlı'nın kuruluşuyla ilgili. Efsanevi Oğuz Kağan anlatısında Kayı, yirmi dört boy arasında gösterilir ve soy bakımından Bozok kanadındaki Günhan'a dayandırılır. Oğuz topluluğunun Bozok ve Üçok diye iki büyük kola ayrıldığı, Kayı'nın da Bozok tarafında konumlandığı aktarılır. Boyların her birinin kendine ait bir damgası ve ongunu bulunduğu, bunların hayvan sürülerinden mülke kadar pek çok alanda kimlik işareti olarak kullanıldığı belirtilir. Boya ait damga, iki ok ile bir yayın birleşiminden oluşan "IYI" biçiminde tanımlanıyor. Boyun ongunu yani simgesi olarak ise yırtıcı bir kuş olan şahin gösteriliyor. Kaynaklarda "Kayı" sözcüğünün güç ve kudret anlamına geldiği aktarılıyor.

KAYILARIN ANADOLU'YA YOLCULUĞU

Kayıların batıya uzanan göç çizgisi, boyun Eskişehir ile özdeşleşmesini de açıklıyor. Anlatılara göre topluluk başlangıçta Horasan'daki Merv ve Mahan dolaylarında yaşıyordu. Moğol akınlarının şiddetlenmesiyle yönlerini batıya çeviren Kayılar, Azerbaycan yoluyla Doğu Anadolu'ya geçerek Van Gölü'nün batısındaki Ahlat yöresine vardı. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat zamanında sırasıyla Viranşehir, Halep ve Ankara yakınlarındaki Karacadağ bölgesine yerleştirildiler. Boyun bir kanadı, Ertuğrul Gazi öncülüğünde daha da batıya ilerleyerek Söğüt'ü kışlık, Domaniç'i yaylak olarak kullanmaya başladı. Söğüt ve Domaniç bugünkü idari haritada Bilecik ile Kütahya tarafında kalsa bile, bu hareketliliğin coğrafi göbeğinde Eskişehir toprakları yer alıyor. Boyun konargöçer yaşamı, kışı ovada, yazı ise serin yaylalarda geçiren bir düzene dayanıyordu.

ESKİŞEHİR NE ZAMAN TÜRK YURDU OLDU?

Eskişehir'in Türkleşmesi, Anadolu'nun kapılarının ardına kadar açıldığı döneme denk düşüyor. arihçelere göre Alparslan'ın 1071'deki Malazgirt zaferinin ardından Türk birlikleri içerilere doğru hızla yayıldı ve yöre 1074 yılında Türklerin eline geçti. O tarihten itibaren Eskişehir, doğudan gelen yeni topluluklar için bir durak ve yerleşme merkezi niteliği kazandı. Eskişehir, Anadolu Selçuklularının kuruluşundan çöküşüne kadar bir Selçuklu şehri olarak varlığını sürdürdü. Söz konusu dönemde Selçuklular ile Haçlı orduları arasındaki kanlı çarpışmalara da sahne oldu. Kayı boyunun bölgedeki konumu, Selçuklu Devleti'nin batı ucunu savunma göreviyle daha da pekişti.

OSMAN BEY'İN FETHİYLE OSMANLI'NIN BEŞİĞİ

Eskişehir çevresi, Osmanlı'nın sahneye çıktığı topraklar olarak tarihe not düşüldü. Kaynaklara göre Alâeddin Keykubat, 1231'de batıdaki çatışmaları durdurmak amacıyla yola çıktığında yörenin o dönemki adıyla anılan Sultanöyüğü'ne ulaştı ve Ertuğrul Gazi bu seferde Sultanın safında yer aldı. Karacahisar Kalesi'nin ele geçirilmesi görevi Ertuğrul Gazi'ye bırakıldı. Karşılığında Söğüt kışlak, çevredeki yükseltiler ise yaylak olarak kendisine tahsis edildi. Ertuğrul Gazi'nin ölümünün ardından beyliğin başına geçen Osman Bey, kısa sürede güç kazandı. Osman Bey'in 1298 yılında Eskişehir'i alarak başlattığı genişleme, Sivrihisar, Seyitgazi ve İnönü'nün de katılmasıyla sürdü. Söğüt çevresindeki küçük uç beyliğini üç kıtaya yayılan bir imparatorluğa taşıyan ilk adımlar böyle atıldı. Yörenin birçok kaynakta "Osmanlı'nın beşiği" diye anılmasının nedeni de bu fetihler oluyor.

KAYI İZİ BUGÜNE NASIL TAŞINDI?

Kayı boyunun yöredeki varlığı yalnızca eski kayıtlarda kalmıyor, izleri günümüze de uzanıyor. Osman Gazi'nin ağabeyi sayılan Gündüz Alp'in neslinden geldiği söylenen Amuca topluluğunun, günümüzde Mihalıççık'ta yaşamını sürdürdüğü belirtiliyor. Aynı topluluğun Kırklareli, Tekirdağ ve Balıkesir'e bağlı kimi köyler ile Güneydoğu Bulgaristan'da da bulunduğu belirtiliyor. Kayı kökenli ailelerin Bursa, Kastamonu ve Erzincan'dan Isparta, Burdur, Denizli, Muğla, Aydın, İzmir ile Afyonkarahisar'a uzanan geniş bir alanda yaşadığı da ifade ediliyor. Sonuç olarak Eskişehir, Kayı, İğdir, Peçenek, Kargın ve Kınık gibi birçok Oğuz boyunun izini bir arada taşıyor. Şehrin tarihsel kimliğini belirleyen ise Söğüt'ten Eskişehir'e uzanan yolda devletin temelini atan Kayı boyu olarak öne çıkıyor

Kaynak: Haber Merkezi