Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’da sürdürdüğü direnişe destek vermek amacıyla Köprübaşı mevkiinde oturma eylemi ve basın açıklaması düzenledi.
“Direniş alanı emeğin bastırılamayan sesidir”
Platform adına basın açıklamasını Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Salih Eğerci yaptı. Eğerci, Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesinin yalnızca bir ücret talebi olmadığını belirterek, bunun emeğin değersizleştirilmesine karşı verilen daha geniş bir mücadele olduğunu ifade etti. Eğerci, “Doruk Madencilik’te çalışan maden işçilerinin aylardır ödenmeyen ücretleri için Ankara’da sürdürdüğü direniş, artık yalnızca bir ücret alacağı meselesi değildir, bu direniş, Türkiye’de emeğin nasıl sistematik biçimde değersizleştirildiğinin, işçilerin nasıl açlığa ve güvencesizliğe mahkum edildiğinin ve siyasi iktidarın bu tablo karşısındaki açık sorumluluğunun somut bir ifadesidir. Eskişehir’den Ankara’ya uzanan bu yürüyüş ve ardından kurulan direniş alanı, emeğin bastırılamayan sesidir” dedi.
“İktidar işçinin yanında olmayı değil baskıyı tercih etmiştir”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isteyen işçilere yönelik polis müdahalesine tepki gösteren Eğerci, iktidarın işçiden yana değil, baskıdan yana tavır aldığını ifade etti. Eğerci, “Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isteyen maden işçilerine yönelik polis müdahaleleri, bu ülkenin emekçilere reva gördüğü muamelenin açık göstergesidir. Hak arama mücadelesini gazla, copla, gözaltıyla bastırılmak istenen bir iktidarla karşı karşıyayız. İşçiler yalnızca alın terlerinin karşılığını isterken, iktidar işçinin yanında olmayı değil baskıyı tercih etmiştir. Bu tercih, bilinçli bir siyasal tercihtir ve tarafını açıkça ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.
“Açlık grevi çaresizliğin göstergesi”
Direnişin açlık grevine evrilmesinin, işçilerin ne denli zor durumda olduğunun açık bir göstergesi olduğunu belirten Eğerci, bu sürecin sorumluluğunun yalnızca işverene değil, ilgili bakanlıklara da ait olduğunu söyledi. Eğerci, “Baskılara rağmen geri adım atmayan işçiler açlık grevine başlamıştır. Açlık grevi, bir eylem biçiminden öte, çaresizliğe itilmişliğin en sert ifadesidir. İşçiler bedenlerini ortaya koyarak ‘yaşam hakkı’ talep etmektedir. Bu noktaya gelinmiş olması, yalnızca bir işverenin değil, doğrudan doğruya siyasi iktidarın ve özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluğudur” diye konuştu.
Özelleştirme politikalarına eleştiri
Eğerci, enerji ve maden sektöründe uygulanan özelleştirme politikalarının işçileri güvencesiz hale getirdiği ifade ederek, kamusal denetimin zayıflaması ve taşeronlaşmanın yaygınlaşmasının, yaşanan mağduriyetlerin temel nedeni olduğu vurgulandı. Eğerci, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Açıkça söylüyoruz, bu tabloyu yaratan yıllardır uygulanan özelleştirme politikalarıdır. Enerji ve maden sektörünün piyasanın insafına terk edilmesi, kamusal denetimin bilinçli biçimde ortadan kaldırılması ve taşeronlaşmanın yaygınlaştırılması işçileri savunmasız bırakmış, sermayeyi ise sınırsız bir sorumsuzlukla donatmıştır. Bugün Doruk Madencilik işçilerinin yaşadığı mağduriyet, bu politikaların kaçınılmaz sonucudur. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu sürecin doğrudan sorumlusudur. Aylarca maaşını alamayan işçiye çözüm üretmeyen, işçiyi muhatap almayan, talepleri görmezden gelen bir bakanlık, şimdi polisi işçilerin karşısına dikerek kendi sorumluluğunu örtmeye çalışmaktadır. Bu kabul edilemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, bu tablonun siyasi sorumlusudur ve hesap vermek zorundadır.”
“Örgütlü mücadele bir tercih değil, zorunluluktur”
Eğerci, açıklamasında ayrıca BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması çağrısında bulunarak, sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İşçi sınıfının artan hayat pahalılığı ve güvencesizlik karşısında örgütlü mücadeleye yönelmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Eğerci, “Bugün Türkiye’de işçi sınıfı tarihsel bir eşiktedir. Artan hayat pahalılığı, eriyen ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve yaygın hak gaspları, emeği her geçen gün daha fazla baskı altına almaktadır. Bu koşullarda örgütlü mücadele bir tercih değil, zorunluluktur. Bu onurlu mücadele nedeniyle tutuklanan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen başta olmak üzere tüm sendikacılar ve işçiler derhal serbest bırakılmalıdır. Sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi, dayanışmanın büyütülmesi ve hak arama mücadelesinin yaygınlaştırılması, bu karanlık tablonun tek çıkış yoludur. Bu nedenle birleşik toplumsal muhalefetin birlikte ortak mücadelesi en önemli görevimiz olmalıdır. Doruk Madencilik işçilerinin direnişi bu açıdan kritik bir örnektir. İşçiler yalnızca ücretlerini değil, insanca yaşam koşullarını talep etmektedir. Bu talepler meşrudur, haklıdır ve ertelenemezdir. Bu talepler karşılanana kadar sürdürülen direniş ise onurlu bir duruştur ve mutlaka kazanacaktır” dedi.
1 Mayıs vurgusu
Yaklaşan 1 Mayıs’ın önemine dikkat çeken Eğerci, bu yılki kutlamaların maden işçilerinin direnişiyle daha da anlam kazanacağını belirtti. Tüm emekçileri, sendikaları ve demokratik kamuoyunu 1 Mayıs’ta alanlarda olmaya davet etti.
“Örgütlü mücadele kazanacak”
Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu olarak direnişi sahiplendiklerini belirten Eğerci, işçilere yönelik baskılara karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi. Açıklama, “Direnen maden işçileri kazanacak, örgütlü mücadele kazanacak” ifadeleriyle sona erdi.






