2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesine rağmen kadınların ev içi sorumluluklarının arttığını ve ekonomik zorluklar nedeniyle güvencesiz çalışma koşullarına itildiğini belirten Küçük, kayıt dışı ve esnek çalışma biçimlerinin kadınların sağlık sorunlarını da derinleştirdiğini vurguladı. Küçük, “Aile Yılı” ilan edilen 2025 yılında kadınlar, bir yandan ev içi emek sorumluluğunu daha fazla yüklenirken, diğer yandan derinleşen yoksulluk nedeniyle ev dışında da kayıt dışı veya esnek işlerde çalışmak zorunda kaldılar. Güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle artan sağlık sorunlarıyla baş etmek zorunda kalan kadınlar, kimi zaman Dilovası’nda olduğu gibi iş cinayetleriyle hayatlarını kaybettiler. Kadınların ekonomik ve medeni hakları olan nafaka, tazminat ve miras hakları yargı paketleriyle tehdit edildi” dedi.
Meslektaşlarımızın görevine iade edilmesi talebini yineliyoruz
Kadın hekimlerin de görevleri sırasında baskı ve soruşturmalara maruz kaldığını ifade eden Küçük, görevden alınan hekimlerin yeniden görevlerine iade edilmesi çağrısında bulundu. Küçük, “Kadın hekimler haklarımızı ve yaşamı savunmaya devam ederken görevden alındılar, soruşturmalara maruz kaldılar, yetmedi, adli yargılama ile, tıpkı yakın zamanda Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu’nun önceki dönem yürütme kurulu üyesi Dr. Ayşe Uğurlu gibi, cezalandırılmaya çalışıldılar. Meslektaşlarımızın görevine iade edilmesi talebini yineliyoruz” ifadelerini kullandı.
İş yerinde kötü muameleye uğrayan hiçbir kadın arkadaşımız yalnız değildir
İş yerlerinde kötü muameleye uğrayan kadınların yalnız olmadığını vurgulayan Küçük, kadın emeğinin değersizleştirilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. Küçük, “İş yerinde kötü muameleye uğrayan hiçbir kadın arkadaşımız yalnız değildir. Kadınların güvencesiz çalıştırılmasına ve emeklerinin değersizleştirilmesine her zaman karşı çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.
Hastanelerde kadın hastalara kıyafetleri nedeniyle ayrımcılık yapıldı
Kadın sağlığı alanında yaşanan sorunlara da değinen Küçük, gebelikten korunma yöntemlerine erişimin zorlaştığını, kürtaj hakkının fiilen kullanılamaz hale geldiğini ve bazı ilaçların ekonomik nedenlerle temin edilemediğini ifade etti. Küçük, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Gebelikten korunma yöntemlerine erişim güçleşti, kürtaj hakkı fiilen kullanılamaz hale geldi, menopoz ilaçları satın alınamaz oldu. Rahim ağzı kanserine karşı en etkili yöntemlerden biri olan HPV aşısının aşı programına alınacağı yönündeki sözler yine tutulmadı. Hastanelerde kadın hastalara kıyafetleri nedeniyle ayrımcılık yapıldı, evli olmayan kadınlar çeşitli tetkik ve muayenelerden mahrum bırakılarak sağlıkları riske atıldı. Kadın bedeni üzerinde kurulmak istenen iktidar, bu yıl da bitmek bilmeyen bir müdahale alanı yaratmaya devam etti.”
Sağlığın tüm alanlarında toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadelemizi sürdüreceğiz
Kadın hekimlerin eşit, ücretsiz, nitelikli ve ulaşılabilir kamusal sağlık hizmeti için mücadele etmeye devam edeceğini vurgulayan Küçük, kadınların sağlıklı koşullarda çalışması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti. Küçük, “Eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, kamusal sağlık hizmeti için. Kadınların sağlıklı koşullarda çalışması ve emeklerinin karşılığını alması için. Gebelikten korunma yöntemleri ve kürtaj hakkı için. HPV aşısı için. LGBTI+ bireylerin sağlığı için. İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması için. Sağlığın tüm alanlarında toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.




