Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 11 Mayıs 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaştığı Nisan 2026 Kuraklık Raporu'nda Türkiye'nin yağış tablosunda tarihi bir değişim olduğunu duyurdu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı kurumun verilerine göre geçen yıl ülkenin yarısından fazlasını "olağanüstü kurak" gösteren haritalar, bu yılın Nisan ayında büyük ölçüde "nemli" ve "olağanüstü nemli" tonlarına büründü. Standart Yağış İndeksi (SPI) haritasındaki koyu mor renk, ülkenin büyük bölümünün "olağanüstü nemli" sınıfında olduğunu gösteriyor.

Mgm Rapor-1

Veriler, Türkiye'de iklim değişikliği ve kuraklık mücadelesinde umut verici bir tablo ortaya koysa da, uzmanlar yapısal kuraklık riskinin sürdüğü uyarısını yapıyor. AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı), Tarım ve Orman Bakanlığı ve DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) koordinasyonunda yürütülen su yönetimi çalışmaları, gelinen seviyenin korunması için önemli görülüyor.

Türkiye genelinde Nisan 2026 yağışları

MGM verilerine göre Türkiye genelinde Nisan 2026 ayı yağışları ortalama 86,5 kg/m² olarak ölçüldü. Bu rakam, 1991-2020 dönemi normalinin yüzde 50 üzerinde ve Nisan 2025'e göre yüzde 19 artışa karşılık geliyor. Akdeniz Bölgesi'nde 24 yılın, İç Anadolu Bölgesi'nde 23 yılın en yüksek Nisan yağışı kaydedildi.

İl bazında en fazla yağışı alan şehir 229,3 kg/m² ile Siirt olurken, en az yağış 39,1 kg/m² ile İstanbul'da ölçüldü. Antalya, Osmaniye, Rize ve Siirt'te son 66 yılın en yüksek Nisan yağışı görüldü. Kilis ve Muğla'da 29 yılın, Karaman ve Mersin'de 24 yılın, Konya'da 21 yılın, Bitlis'te 19 yılın, Kırşehir'de ise 17 yılın rekoru kırıldı. Yağışlar özellikle Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde olağan dışı seviyelere ulaştı.

Şırnak Zirvede

MGM Su Yılı verisi olarak değerlendirilen Ekim 2025-Nisan 2026 7 aylık kümülatif yağışlarda da rekor kırıldı. Türkiye geneli yağışlar 1991-2020 normalinin yüzde 29, geçen yıl yağışlarının yüzde 72 üzerinde gerçekleşti bu seviye son 66 yılın en yüksek rakamı olarak kayıtlara geçti.

Bölgesel bazda en yüksek artış yüzde 47 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşandı. İç Anadolu'da 15 yılın, Marmara ve Ege'de 11 yılın, Karadeniz'de 10 yılın en yüksek seviyesi kaydedildi. İl bazında en fazla yağış 1.068,5 kg/m² ile Şırnak'a düşerken, en az yağış 246,7 kg/m² ile Iğdır'a düştü. İzmir ve Manisa'da 66 yılın, Ağrı, Bitlis ve Niğde'de 38 yılın, Bartın, Düzce, Ordu ve Zonguldak'ta 31 yılın rekoru kırıldı.

Sıcaklık verileri: Erzurum eksi 11°C, Adana Kozan 32°C

MGM Nisan 2026 Raporu'nda sıcaklık verileri de dikkat çekti. Türkiye Nisan ayı ortalama sıcaklığı 11,7°C olarak ölçüldü; bu değer 1991-2020 normalinin 0,6°C altında gerçekleşti. En düşük sıcaklık Erzurum'da eksi 11,4°C, en yüksek sıcaklık ise Adana Kozan'da 31,9°C olarak kayda geçti. Doğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz kıyıları arasındaki bu 43°C'lik fark, Türkiye'nin iklim çeşitliliğinin en somut göstergesi.

Baraj doluluk oranları rekor seviyede: Muğla %97, Bursa %82, Antalya %77

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) verilerine göre 4 Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye genelinde baraj aktif doluluk oranı yüzde 70,9 seviyesine çıktı. Aktif su miktarı 67,1 milyar metreküp olarak hesaplanırken, bu rakam geçen yıl aynı tarihteki 49,7 milyar metreküp'lük seviyenin oldukça üzerinde. İçme suyu barajlarında doluluk yüzde 66,5 (14,9 milyar metreküp) seviyesinde ölçüldü.

Büyükşehir bazında baraj doluluk oranları aşağıdaki tabloda özetleniyor:

Şehir Baraj Doluluk Oranı
Muğla %97,4
Bursa %82,0
Antalya %76,7
İstanbul %71,6
İzmir %47,3
Ankara %32,8

DSİ'nin 1 Ekim 2025-4 Mayıs 2026 dönemi kümülatif yağışları, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 32,1, geçen yıla göre yüzde 72,3 arttı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) ve İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU), kentlerinde su tasarrufu çağrılarını sürdürürken Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ) ve Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) doluluk oranlarındaki yüksek seviyeyi memnuniyetle karşıladı.

Ankara'da seviye kritik

Rekor yağışlara rağmen Ankara barajları yüzde 33 civarındaki doluluk oranıyla uzun süredir kritik seviyede bulunmaya devam ediyor. Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ), başkentin su kaynakları açısından dikkatli olunması gerektiğini sıkça vurguluyor. Çamlıdere Barajı, Kurtboğazı Barajı, Eğrekkaya Barajı, Kesikköprü Barajı ve Akyar Barajı'nın doluluk oranları halen istenen seviyeye ulaşmış değil.

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Kızılırmak'tan içme suyu temini, Gerede Projesi ve yeni rezervuar arayışlarıyla kentin su güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, DSİ koordinasyonunda Ankara için ek su kaynağı projeleri üzerinde çalışıyor.

Türkiye'nin Nisan 2026 tablosunun ne kadar büyük bir dönüşüm olduğu, geçen yılla yapılan karşılaştırmada netleşiyor. Ekim 2024-Eylül 2025 arasında Türkiye geneli ortalama yağış 422,5 mm ile son 52 yılın en düşük değerine inmişti. MGM'nin Ağustos 2024-Temmuz 2025 dönemi 12 aylık haritası, Türkiye'nin büyük bölümünde "şiddetli ve olağanüstü kuraklık" göstermişti.

İç Anadolu'nun neredeyse tamamı "olağanüstü çok şiddetli kurak" sınıfında yer alırken; Konya, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Yozgat, Kırıkkale ve Ankara çevresinde kuraklık en yoğun hissedilmişti. 2025 Mart ayında ise Ege'de 65 yılın, Marmara'da 39 yılın, İç Anadolu'da 35 yılın, Karadeniz'de 32 yılın en düşük yağışı kaydedilmişti. Bir yılda haritaların siyah-kahverengi tonlarından koyu mor ve yeşil tonlarına dönüşmesi, Türkiye'nin son yıllardaki en çarpıcı meteorolojik tabloyu oluşturdu.

SPI ve PNI nedir? Kuraklık indeksleri nasıl ölçülüyor?

MGM raporlarında yer alan SPI (Standart Yağış İndeksi) ve PNI (Normalin Yüzdesi) indeksleri, kuraklığın bilimsel ölçümünde dünya çapında kullanılan iki temel yöntem olarak öne çıkıyor. SPI, belirlenen zaman dilimi içinde yağışın ortalamadan farkının standart sapmaya bölünmesiyle hesaplanıyor; 1993 yılında McKee ve arkadaşları tarafından geliştirilen indeksin olağanüstü kurak'tan olağanüstü nemli'ye kadar 11 sınıfı bulunuyor.

PNI ise kuraklık indeksleri arasında en basit olanı olarak biliniyor. Belirlenen zaman dilimindeki yağışın ortalamasına bölünüp yüzdeliğe çevrilmesiyle elde ediliyor. MGM'nin kullandığı cetvele göre yüzde 75 üzeri normal, yüzde 65-75 arası hafif kurak, yüzde 55-65 arası orta şiddette kurak, yüzde 55 altı ise şiddetli kurak (acil durum) sınıfında değerlendiriliyor. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) de bu indeksleri uluslararası standart olarak benimsiyor.

Buğday üretimi 23 milyon tona ulaşacak

Yağış bolluğu Türkiye'nin tarım üretiminde de tarihi bir sıçramaya yol açıyor. 2026 üretim yılında Türkiye buğday üretiminin yüzde 27-30 artarak 22 milyon 750 bin ila 23 milyon 250 bin tona ulaşması bekleniyor; bu rakam uzun yıllar ortalaması olan 20 milyon tonun üzerinde. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Tarım Kredi Kooperatifleri ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) raporları, ekim alanlarındaki canlanmayı doğruluyor.

Iğdır'da hububat üretiminde, özellikle buğdayda yüzde 33 oranında artış gözlemlendi. Geçen yıl kuraklık nedeniyle mısıra yönelen çiftçiler buğday, arpa, çavdar ve kırmızı mercimek ekimine geri döndü; nadasa bırakılan araziler tekrar üretime alındı. Sektör temsilcileri, Siirt'te bu yıl son 20 yılın en yüksek yağış seviyelerine ulaşıldığını, özellikle buğday, arpa ve kırmızı mercimek üretiminde ciddi bir artış sağlanacağını ifade ediyor. GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) bölgesi, Harran Ovası ve Çukurova'da pamuk, mısır, soya ve ayçiçeği ekiminde de canlanma yaşanıyor

'Yapısal kuraklık riski sürüyor'

Yağış rekorlarına rağmen iklim bilimi alanında çalışan akademisyenler ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Merkezi ile TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu gibi uzman kuruluşlar dikkatli olunması yönünde uyarılar yapıyor. Uzmanlara göre Türkiye'nin yaklaşık yüzde 65-70'i kurak ve yarı kurak bölgelerden oluşuyor; 2040 sonrasında kurak ve çöl iklimi koşullarının geniş alanlarda oluşma olasılığı yüksek.

Güneydoğu Anadolu, Konya Havzası ve İç Anadolu'nun orta-güney bölgeleri risk altında değerlendirilen alanlar arasında yer alıyor. Uzmanların değerlendirmelerine göre Türkiye'de kuraklık artık geçici bir sorun değil, yapısal bir kriz haline geldi. Veriler azalan yağışların, düşen üretimin ve artan maliyetlerin gıda güvenliği ve ekonomik dengeler açısından ciddi riskler yarattığını gösteriyor.

Kaynak: Haber Merkezi