Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm ve sanayi teşvikleri kapsamında gündeme getirdiği “Made in Europe” kriterlerinde Türkiye’nin kapsam dışında bırakılması ihtimaline tepki gösterdi. Fransa ve Almanya arasında varılan uzlaşmayla Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasının gündeme geldiğini belirten Küpeli, 1996’dan bu yana Gümrük Birliği ortağı olan Türkiye’nin teşvik mekanizmalarının dışında tutulmasının Türk sanayisi açısından kabul edilemez olacağını ifade etti.
Küpeli, Avrupa Birliği’nin sanayi rekabet gücünü artırmak ve yeşil dönüşümü hızlandırmak amacıyla hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında Türkiye’nin dışlanmasının, Avrupa’nın üretim ve tedarik zincirlerine de zarar verebileceğini savundu.
“Avrupa sanayisi Türkiye olmadan dönüşemez”
Türkiye’nin Avrupa sanayisiyle uzun yıllara dayanan üretim ve ticaret entegrasyonuna dikkat çeken Küpeli, Türkiye’nin sıradan bir üçüncü ülke olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Küpeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa Birliği, ABD’nin korumacı politikaları ve Uzak Doğu’nun haksız rekabeti karşısında kendi sanayisini korumak isterken, kendi kendine zarar verecek bir korumacılık tuzağına düşmektedir. Türkiye, Avrupa Birliği için herhangi bir "üçüncü ülke" değildir. 1996 yılından bu yana 30 yıldır Gümrük Birliği’ni kesintisiz uygulayan, AB dış ticaret mevzuatına ve standartlarına harfiyen uyan, bu süreçte AB lehine 350 milyar avroyu aşan dış ticaret açığını göğüsleyen tek büyük stratejik üretim ortağıdır.
Bugün Türk sanayisi, yalnızca otomotiv sektöründe dahi AB genelinde 250 binden fazla nitelikli istihdamı doğrudan beslemektedir. Türkiye’de faaliyet gösteren otomotiv tesislerinin yüzde 75’i Avrupalı dev ortaklıkların eseridir. Yıllık 30 milyar doları aşan otomotiv ihracatımızın yüzde 70’ten fazlasını gerçekleştirdiğimiz AB pazarında; nihai montaj veya menşe kriterleri arkasına saklanarak Türk fabrikalarını sübvansiyonlardan ve kamu alımlarından dışlamak, serbest pazar ve entegrasyon kurallarına uygun bir davranış değildir.”
Eskişehir sanayisi için tedarik zinciri uyarısı
Küpeli, Türkiye’nin kapsam dışında bırakılmasının yalnızca otomotiv sektörünü değil, Eskişehir’de Avrupa standartlarında üretim yapan farklı sektörleri de etkileyebileceğini söyledi. Raylı sistemler, beyaz eşya, otomotiv yan sanayisi, makine ve havacılık imalatında faaliyet gösteren işletmelerin Avrupa’nın tedarik zincirinde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Eskişehir OSB’nin yeşil ve dijital dönüşüm çalışmalarına değinen Küpeli, bölgenin sıfır karbon vizyonuyla Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlamaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Küpeli, Avrupa Birliği’nin yalnızca 27 üye ülkeye dayanan kapalı bir üretim alanıyla küresel rekabette avantaj sağlayamayacağını savunarak şu değerlendirmede bulundu:
“Avrupa'nın 27 üye ülkeyle kapalı bir havza yaratarak maliyetleri kontrol altında tutabileceğini ve küresel devlerle tek başına rekabet edebileceğini sanması büyük bir yanılgıdır. Türk sanayisinin yüksek kaliteli, esnek ve rekabetçi üretim gücünü dışlayan bir Avrupa; daha pahalı ürünlere, çöken tedarik zincirlerine ve küresel pazarda daha da zayıflayan bir sanayiye mahkûm olacağı kaçınılmaz bir sonuç olarak ortada durmaktadır.”
“Made WITH Europe” çağrısı
Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamındaki konumunun dikkate alınması gerektiğini belirten Küpeli, Birleşik Krallık’a yönelik olası düzenlemelerle Türkiye’nin durumunun farklı değerlendirilmesini eleştirdi. Türkiye’nin dışlanması halinde diplomatik, hukuki ve ticari kanalların kullanılacağını ifade eden Küpeli, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ne çağrıda bulundu.
Küpeli, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Birleşik Krallık gibi Birlik'ten ayrılmış bir ülkeye ortak gümrük tarifesi ve pazar uyumu şartıyla ayrıcalık tanınırken, 30 yıldır bu kuralların tamamını eksiksiz tatbik eden Türkiye’ye kapıları kapatmak izah edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk iş dünyası, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinde bu haksızlığa karşı tüm diplomatik, hukuki ve ticari kanalları en üst düzeyde kullanacaktır. Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin nihai karar mekanizmalarına çağrıda bulunuyoruz: Gerçekçi ve sürdürülebilir olan yaklaşım dışlayıcı bir "Made in EU" değil; Türkiye'nin eşit ve tam yetkili ortak olarak masada yer aldığı "Made WITH Europe" anlayışı olmalıdır. Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği bir ortaklık olamaz. Ortaklıklarda kazan kazan düşüncesi esastır. Bizler Türk sanayicileri olarak, Avrupalı iş ortaklarımız aracılığıyla, AB yönetiminin bu karardan en kısa dönmesi konusunda girişimlerimizi sürdürüyoruz.
Bu kapsamda, Eskişehir OSB yönetimi ve sanayicileri olarak, üreticimizin alın terini ve ülkemizin uluslararası antlaşmalarla tescillenmiş haklarını yok sayacak hiçbir adımı doğru bulmuyoruz. Sürecin sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. Umarız AB yönetimi bu kararlarını en kısa sürede revize eder. Tarih boyu ilişkide olduğumuz, son 30 yıldır Gümrük Birliği gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliğinin sağduyulu adımlar atacağına inanıyoruz.”





