Bu karşılaşmada dikkat etmemiz gerekenler, Hakan hocanın sahaya sürdüğü 11, taktiksel denemeler vs. neydi?
Maçın ilk 11’ine baktığımız zaman sağ bekte bu sezon ikinci kez 11 başlayan Kaan Kahraman’ın performansı oldukça dikkat çekiciydi. Elbette İzmir Çoruhlu Eskişehirspor’un kıstas alabileceği bir rakip değil ancak 2006 doğumlu Kaan’ın maç içinde özellikle hücum anlamında birden fazla kez topu half space dediğimiz savunma ve kenar arası bölgeden içe kat edip şans yaratmaya çalışması maç içinde dikkat çekmemiz gereken noktalardan bir tanesiydi.
Maç öncesinde Kaan, Cem, Deniz, Ozan dörtlüsünü gördüğümüzde herhalde ozanın sol bekte başlayacağını düşündük ama hücum yaparken Deniz’in sol beke geçip fiziğiyle o koridoru ittirmesi yine takımın hücum planına olumlu etki etti. Ozan İsmail de çok yönlü olmasından dolayı savunmada pek bir hata yapmadan 90 dakikayı çıkarmayı başardı.
Orta alana geldiğimiz zaman sezon başından bu yana takımın net bir şekilde süpürücü diye tabir ettiğimiz oyuncusu Mustafa İnan’dı. Hatta sakatlık ve cezalar öncesinde orta alanda Ozan-Mustafa ikilisi orta alanda ikili mücadeleleriyle ve kompaktlığıyla iyi bir merkez ikili olmuştu. Mustafa’nın cezası sonrasında yaklaşık 1 ay önce Erzurumspor’dan transfer edilen Muhammet Taha Ağdağ, Kütahya deplasmanından bu yana ilk 11’in vazgeçilmez oyuncularından birisi olmuş durumda. Savaşçı kimliğiyle şu ana dek savunma önüne düşen toplarda, oyun kurulumunda, karşı preste çok faydalı oldu. Orta alanda trafik polisi rolü üstlendi diyebiliriz.
Hücumda Jakob’un transferiyle beraber çeşitlilik de arttı. Bir sonraki maçta Jakob’u direkt hücumun bir parçası olarak görmemiz kuvvetle muhtemel ama Ekim ayının sonunda oynanan Afyonspor karşılaşmasından bu yana git gide yükselen bir Akın Akman performansı var. Son maçta Kaan’ı karşı karşıya bıraktığı tek topla ki bunu birçok kez yaptı, tamamlayıcılığı, ceza sahası içinde doğru konumda beklemesiyle bir anda takımını öne geçirebilir duruma geldi. Bu takımın fizik kalitesi en yüksek oyuncusu kesinlikle İsmail Kulet. Fazla skorer bir oyuncu olmamasına rağmen ön alanda ortaya koyduğu baskı ve direnç takım boyunu kısaltıp, Eskişehirspor’un rakip savunmaya daha rahat yerleşmesini sağlıyor.
Son haftalarda şans bulan Kocaelispor’dan takıma katılan Bünyamin’in performansı da fazla ivmeli olmasa da rotasyonda katkı sağlayabilecek bir futbolcu. İlk dokunuşuyla beraber topu nereye süreceğini, hangi yöne doğru konumlanacağı konusunda zaafları olsa da zamanla gelişebilir diye düşünüyorum. O da tıpkı İsmail gibi takımın fizik gücünü ileriye taşıyan isimlerin başında geliyor.
Maç önündeki dizilişte İsmail’in 9 numarada, Akın’ın sol kenarda, Bünyamin’in de sağ kenarda olacağı bir tablo görmüştük. Maç içinde bu değişti. Bünyamin kenarlarda kalsa da Akın ve İsmail’in sağ kenar, sol kenar ve santraforda gezdiğini gördük. Bu hamle de takımın hücum yönüne göre bağlantı oyununu daha iyi oynamayla alakalıydı.
Oyuna sonradan giren Batuhan’ın performansı da oldukça dikkat çekiciydi. Rakip savunmacılarla girdiği ikili mücadeleler ve son vuruşundaki güç artışı takdir edilmesi gereken noktalardan bir tanesi. Batuhan sonradan da oyuna dahil olsa, ilk 11 başlasa da her zaman sahada faydalı olabilecek bir santrafor. Kütahya maçında Mehmet Fuat’a yarattığı pozisyonla önündeki ya da yanındaki oyunculara da alan açıp fırsat yaratan bir komple forvet. Özellikle attığı ikinci golde uzak köşeye nokta atışı vuruşu çok önemliydi.
Savunmadaki zafiyet
İzmir Çoruhlu’nun attığı gol haricinde belki de yakaladığı en önemli fırsat 29. Dakikada gelmişti. Yasin Öztekin’in getirdiği top, arka direğe havalanıp Doğan’ın kafa vuruşuyla beraber önce direğe sonra da kale çizgisinden paralel bir şekilde Bora’nın kontrolüne gelmişti. Bu pozisyonda geçtiğimiz hafta Cem Güzelbay’ın Eskişehir Anadolu SF karşısında yaptırdığı penaltı pozisyonunu aynısını gördük ama Cem bu kez oyuncuya müdahale edip faul fırsatı vermek yerine karşısında kalarak rakibin olanaklarını kısıtlamayı seçti, bu tercih doğruydu ama top arka direğe havalandıktan sonra o bölgede bulunan ve takımın belki de en uzunu Deniz’in topa müdahale şansı da varken zamanlama hatasıyla beraber rakip futbolcu Doğan’ın kafa vurmasına izin vermiş oldu ve bu pozisyon Eskişehirspor’un kalesinde çok ciddi tehlike görmesine sebep olmuştu.
Yasin Öztekin’in 65. Dakikada kaydettiği gol Bora’nın degajı kısa düşürmesinden kaynaklı gelmişti. Yıllarca Süper Lig’in çok büyük kulüplerinde oynamış olan Yasin bu ikramı geri çevirmedi ve farkı 2’ye düşürmüştü. Bu pozisyonda savunmanın bir hatası var diyemeyiz. Bora’nın üzerine gidilecek bir durum yok. Ufak bir konsantrasyon kaybı ile gelmiş bir nazar golü demek lazım.
Maçın MVP’si
Attığı 2 golün dışında hücumun çeşitli yerlerinde boy gösteren Kaan Baysal, son haftalarda ciddi şekilde artan formuyla bu hafta da maçın en iyi oyuncusu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kenardan hızla top sürüp adam eksiltmek, orta alanda top kazanıp tek paslarla takımını hücuma kaldırmak, birçok etkili şut tehditi yaratmak, Kaan’ın bu takımın en kreatif oyuncularından olduğunu gösteriyor.
Yeni transferler görücüye çıktı
Elias Durmaz ve Mert Başer’in oyuna girişiyle beraber taraftar da ateşlenmişti. Özellikle Elias’ın İsveç vatandaşı olması, X’te taraftarların onu Erkan Zengin güzellemesiyle karşılamasına sebep oldu. İki oyuncu da sahada iyi işler yaptı. Transferler hakkında kalem aldığım yazımda özellikle Elias ve Kaan Baysal ikilisinin beraber oynadığındaki performanslarını merak ettiğimi söylemiştim. Eskişehirspor taraftarını Anadolu SF ve İzmir Çoruhlu galibiyetleri gibi daha birçok yüksek skorlu maçlar bekleyecektir.





