Pazar kültürü bundan tam 8-10 bin yıl önce hayatımıza girdi. O günlerden bugüne taşınan kültür, binlerce vatandaşın aynı tezgahta çeşitli ürünlere, daha hesaplı ürünlere ulaşmasını sağladı.
Ancak pazar kültürünün şu anki hali ile tazgahda duran sebze ve meyve ile son zamanlarda ortak bir sorunu vardı. Artık çürüyen tek şey sebze ve meyveler değil, pazar kültürü de günden güne çürümeye gidiyordu...
“Bu gidişat iyi değil”
-Buse Kuşcu: Pazarcı esnafların şu andaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İsmail Oğuz: Hem ekonominin bozuk oluşu hem akaryakıt zamları pazarcının şu anki durumunu ortaya koyuyor. Zaten bir de malum kış ve doğal afetler de var. Hepsi üst üste gelince durumumuz iyiye gitmiyor. Sıcak paraya ihtiyaç çok. Genel olarak mecbur kredi kurumlarına başvuruyoruz. Bu gidişat iyi değil, inşallah düzelir. Pazarlar için biz elimizden geleni yapacağız. Ama tabii biraz da ekonominin düzelmesi lazım.
“Kar yükselmiyor, satış düşüyor”
-“Fiyatlar pahalı” eleştirisini nasıl buluyorsunuz?
Ürünler çok pahalı. Esnaf, halden alırken zorlanıyor. Gübre fiyatlarına yüzde 30-50 hatta bazılarına yüzde 100 zam geldi. Akaryakıt geçen sene Mart’ta 46- 48 liraydı. Şu an malum 78 lira. Poşet maliyeti var, işçilik maliyeti var. Kar yükselmiyor, satış düşüyor. İnsanların alım gücünü de etkiliyor.
“Esnaf çok mağdur, tezgah açamayanlar var”
-Fiyat artışlarının en temel nedeni nedir?
Her sene bu vakitlerde (Şubat-Mart) mevsimsel olarak fiyat artışı oluyor. Çünkü ürünlerde havanın serin gitmesinden dolayı bir yükselme oluyor. Soğuklardan ötürü arsalet meselesi, ürünün yetişmemesi gibi sorunlar meydana geliyor. Bu sene buna ilaveten Antalya bölgesinde bir sel yaşandı. Akabinde, bayramda da Mersin'de, Anamur bölgesinde bir sel yaşandı. Büyük bir afet, her yeri su bastı. Şimdi ürün gelmeyince, arz-talep dengesizliği olunca fiyatlar afaki yükseliyor, özellikle sebzede. Sebze fiyatları da vatandaşı etkiliyor. Biber şu an halde 200, domates 80-100-120 lira. Biz de böyle olmasını istemiyoruz. Çünkü ne kadar çok ürün satılırsa o kadar da bizim karımız artar. Şimdi ürün pahalı, satışı yok. Tabii bizde de kar yok. Esnaf çok mağdur, tezgah açamayanlar da var.
“Pazar çantasını doldurmak artık çok zor”
-Vatandaş pazar çantasını/filesini doldurabiliyor mu?
Şu ortamda çok zor. Belli başlı ürünleri, kışlık ürünleri alabilirler ama turfanda tarzı ürünlerde malum fiyatlar arttı. Gelir artmıyor, bir dengesizlik var. Haliyle ben dolacağını sanmıyorum. Biz bile alırken az alıyoruz. Bizde bile düştü. Bizde bile düştüyse vatandaşlarda nasıl dolsun.
“Pazar canlılık, bereket, kalabalıktır”
-Vatandaşın pazara olan ilgisi nasıl?
Vatandaşın pazarlara olan ilgisi artacak. Bunu arttırmak için elimizden geleni yapacağız. Marketler olayın içine giriyor. Farklı politikalar izliyorlar. Ondan sonra karalama politikaları oluyor. Yani bunlar bizi de etkiliyor. Ama pazar zenginliktir. Avrupa'da bile hala böyle bir kültür var. Bu bizde yıllardır olan bir kültür. Pazar canlılık, bereket, kalabalıktır. Ürün çeşidi bol, her şey var. Şimdi bu bir markette sağlanabilir mi? Sağlanamaz. Ama farklı haberler, bizi çok üzüyor. Biz bunun üzerine çok çalışacağız. Bizim de eksiklerimiz var. Biz bunun da farkındayız. Ama vatandaşımız da pazarı tercih etmeli. Bu zenginliği elinin tersiyle itersen yarın bir gün tekelleştiği zaman marketler veya büyük AVM'ler nereye kadar bunu sürdürebilecek? Tekelleştiği zaman fiyatlar değişecek. Sadece kartla alışveriş yapacaklar, yetişemeyecekler. Pazara, müşteriyi çekebilmek adına çok geniş kapsamlı çalışmalarımız olacak.
“Zincir marketler kontrol edilmiyor”
-Zincir marketlerle rekabet nasıl ilerliyor?
Zincir marketlerin kendi aralarında pek bir rekabet olduğunu düşünmüyorum. Pazarın kurulduğu günlerde pazarın etrafında olan marketler o gün pazarcıya-küçük esnafa darbe vurmak için bazı ürünlerde indirim yapıyorlar. Bu yaptıkları indirimlerle esnafı darbeliyorlar. Ama sonuç itibariyle öbür taraftan kazanıyor. Onun kazandığı görülmüyor. Diğer taraftan pazarın açıldığı günlerde bakıyoruz, pazarcıdan fazla öne yayılıyorlar. Yani afaki bir yayılma yapıyorlar. Esnaf, pazarda öne çıksa ceza yiyor. Ama bu bahsettiğim zincir marketler kontrol edilmiyor. Bu mekanizmanın da çalışması lazım. Bizim onun üzerine de çalışmalarımız olacak. Hiçbirinden geri girmeyiz.
“Burada halk da rahatsız oluyor”
-Kapalı pazar, altyapı gibi konularda sözler tutuluyor mu?
Belediyelerimizle görüşüyoruz. İkili diyaloglarımız çok iyi. 3 belediyemizde her türlü yardımcı olmaya çalışıyorlar. Tabii onların da bütçesi malum. Aslında biz açık pazar açılmasına karşıyız. Şimdi kapatamayız, niye? Onların da gücü yok, farkındayız. Ama yeni yapılacak konseptlerin bundan sonra daha verimli olması için elimizden geleni yapacağız. Bir de otopark sıkıntısı yaşanıyor, sosyal sıkıntılar oluyor. Lavabosuzluk gibi konularda sorun yaşanıyor. Pazar, AVM tarzında küçük bir yer yapılsa daha farklı bir yere varır. Biz bunun araştırmalarını da bütün şehirleri gezerek yapıyoruz. Kütahya'ya, Afyon'a, Kocaeli'ye, Bursa'ya gittik. Hala da gitmeye devam edeceğiz. “Bunlar bu konuları nasıl aşmış? Nerelere varmış?” diye incelemeler yapıyoruz. Bizden 20 yıl öndeler şu an. Bizim odamızın da çalışmasından kaynaklanan bir durum da olabilir. Adamların, Bursa’da iki açık pazarı kalmış. Bizede hala açık pazar açıyoruz. Bu konuya eğilmemiz lazım. Şimdi açık havada bu mevsimde çadırla duruyoruz. Uçacak, kaçacak… Çadır, tezgahı koruyor, müşteriyi koruyamıyor bile. Belediyelerimiz sağolsun ilgileniyorlar. Belki buraları kapatamayız ama bunlara da farklı bir konsept uygulayıp yer değişikliğiyle güzel yerler alıp yeni şeyler yapılabilinir. Bunun üstünde mesela DSİ'nin kanalı var. DSİ ile anlaşıp kapatabilirsek -belediyenin ve bizim esnafımızın yardımıyla- güzel olur. Güzel, üst kapalı, daha kalıcı eserler bırakmak için uğraşacağız. Ara sokaklar kapanıyor. Burada halk da rahatsız oluyor. Tamam biz bunu kabul ediyoruz ama öte yandan bakınca herkes pazarı istiyor, seviyor. Özellikle şimdi bahar geliyor. Yazın daha iyi oluyor. Seviyorlar. Ama baktığın zaman herkes diyor ki “pazar kurulsun ama benim evimin önünde olmasın.” İşte o algıyı da düzeltmemiz lazım.
“Vizyoner değişiklikler lazım”
-Aslında pazar da böyle bir kültür diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Ben birçok yeri gezdim. Çok farklı konseptler, çok farklı şeyler vardı. Uygulanacak şeyler uygulanmadığı için biz burada sınıfta kalmışız. Bunun önüne çıkmamız lazım. Vizyoner değişiklikler lazım bizde.
“Esnafın çektikleri çilelerin hepsi görülmesi lazım”
-Son günlerde Eskişehir’de siyasetçilerin pazarlarda daha sık görünmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ziyaretleri samimi buluyor musunuz?
Halkın içinde olmak istedikleri için yapıyorlar sanırsam. Art niyetli olduklarını düşünmüyorum. Şimdi madem iniyorsanız buradaki sorunları da görüyorsunuz. Bizim bunu bangır bangır bağırmamıza gerek yok. İnşallah kalıcı sorunları, çözümleri öğrenmek için bu işleri yapıyorlardır. Şimdi biz sürekli Eskişehir halkının içindeyiz, hiç çıkmadık. Şimdi onlar yeni yeni deniyor. Güzel aslında, biz onları gördüğümüz için seviniyoruz. Bizim için daha iyi. Sürekli inmeliler, sürekli görmeliler. Müşterinin, esnafın çektikleri çilelerin hepsi görülmesi lazım. İnşallah orada da bir yol kat ederler. Bizim bir siyasi görüşümüz yok. Biz esnafımız ve Eskişehir halkının yararına yapılacak her şeyde varız. Onlar da öyle olduktan sonra bizden yanlarında sıkıntı yok. Mesela biz, şikayetleri alıyoruz. Ondan sonra 24 kişilik ekiple bunu yorumluyoruz. “Bunu hangi klasmanda, hangi konsepte uygularız? Hem vatandaş rahat olur, hem esnaf rahat olur” diye düşünüyoruz. Çünkü yani biz Eskişehir kazansın diye uğraşıyoruz. Bak buradakilerin hepsi Eskişehir'in kendi esnafı. Dışarıdan hiç esnafımız yok. Burada kazanılan da burada kalıyor. Para burada dönüyor. Yani bizim istediğimiz bu. Eskişehir kazansın. Hangi taşın altına elini sokacakmış? Biz de sokarız. Sıkıntı yok. Her şeyde Eskişehir'in kazanması için varız.





