Kariyerinde HBC, Warmunda, Koninklijke, DIOS, Roda, Vitesse gibi Hollanda’nın önemli kulüplerinde görev almış Gargılı, 2024 yılında Sivasspor’da da yardımcı antrenörlük görevini üstlenmişti.
Ülkemizde sistem, sabır ve planlama eksik
Ülkemizdeki altyapı sistemlerinin işleyişini Avrupa’daki futbol altyapılarının anlayışıyla karşılaştırılmasına “Türkiye’de çok yetenekli çocuklarımız var. Hatta bireysel yetenek anlamında Avrupa’dan geri olduğumuzu düşünmüyorum. Ama sistem, sabır ve planlama konusunda eksiklerimiz var.” Diyen Gargılı, oyuncu gelişiminin eksiksiz takip edilmesinin altını çizdi.
“Avrupa’da altyapı bir kulübün temelidir. Oyuncu 10 yaşından itibaren aynı oyun kültürüyle yetişir. Fiziksel gelişimi, beslenmesi, okul düzeni, psikolojisi ve teknik gelişimi takip edilir. Türkiye’de ise çoğu zaman sonuç odaklıyız. U15, U17 maçını kazanmak bazen oyuncu geliştirmekten daha önemli hale geliyor. Bu da büyük hata.”
Altyapı ve oyuncu gelişimi konusunda başarılı mıyız?
“Yetenek üretme konusunda evet başarılıyız. Ama bu yeteneği A takıma taşıma konusunda Avrupa kadar başarılı değiliz. Futbol kültür ve holigan kültürü karışımı var. Ve para eğitimden daha önemli yazık ki.”
Avrupa’da fiziksel eğitim daha bilimsel ilerliyor
Ayhan Gargılı, kendisine yönelttiğim “Türk oyuncularımızın ülkemizde aldığı fiziksel altyapı eğitimi ile Avrupa arasındaki temel farklılıklar neler? Örneğin dünya yıldızımız Arda Güler, Real Madrid’e transfer olduktan yaklaşık 2 yıl sonra düzenli şekilde forma şansı bulmaya başladı. Herkes de biliyor ki Arda’nın fiziksel gelişimi şu ana kadar çok gelişti. Biz bunu ona Türkiye’de yeteri kadar verebildik mi? Yoksa her oyuncumuzun Real Madrid gibi bir deve bir transfer olması gerek kendini geliştirebilmesi için? Sorusuna şu yanıtı verdi:
“Shaanxi Union’da oyuncunun yaşı, vücut yapısı, gelişim dönemi, sakatlık riski ve pozisyonuna göre özel program hazırlanıyor. Türkiye’de ise bu konu hâlâ birçok yerde yeterince profesyonel değil. Arda Güler çok büyük bir yetenek. Real Madrid’e gittikten sonra fiziksel olarak gelişmesi tesadüf değil. Orada oyuncunun sadece tekniğine değil, kas yapısına, dayanıklılığına, beslenmesine, uyku düzenine ve sakatlık önleme çalışmalarına özel önem veriliyor. Bence oyuncularımızın gelişmesi için mutlaka Real Madrid’e gitmesi gerekmiyor. Biz Türkiye’de de doğru tesis, doğru uzman ekip ve doğru sabırla bunu verebiliriz. Ama bunun için altyapılarda fiziksel gelişim departmanları daha güçlü olmalı.”
Oyuncuya sadece “yeteneklisin” demek yetmez
Ülkemizde genç futbolcularımızın A takım kariyerlerininbirçoğunun başlamadan bittiğini, Avrupa’da bu durumun ne denli farklı olduğunu ve oyunculara olan inancın ve aşılanan özgüvenin Türkiye’de neden tam olarak uygulanamadığını ve ek olarak geçtiğimiz sene Trabzonspor’un U19 takımındaki genç futbolcularımızın şu an neden daha üst seviyelere çıkamadığını anlatan Gargılı, oyuncuların hata yaptıklarında arkasında durulması gerektiğini, doğru zamanda süre verilerek onlara doğru yolu açmanın önemini vurguladı.
“Türkiye’de genç oyuncuya güven konusu hâlâ büyük problem. Bir genç oyuncu hata yaptığında hemen eleştiriliyor. Avrupa’da ise hata gelişimin bir parçası olarak görülüyor. Genç oyuncuya süre veriliyor, korunuyor ve özgüven kazandırılıyor. Bizde birçok genç futbolcunun kariyeri başlamadan bitebiliyor çünkü sistem onu sabırla taşımıyor. A takıma geçiş planı yoksa oyuncu kayboluyor. Trabzonspor U19 gibi başarılı takımlardan çıkan oyuncuların daha fazla takip edilmesi, kiralık planlarının doğru yapılması ve bireysel gelişimlerinin sürdürülmesi gerekir.”
Futbol dünyasında artık eski jenerasyondaki “baba” teknik direktörlerin yerini “Ipad hocası” tabiriyle küçümsenen veri, analiz, taktik kısmına yoğunlaşan yeni nesil teknik direktörlerin almaya başlamasını değerlendiren Gargılı; Nuri Şahin, Domenico Tedesco, Farioli gibi yakından tanıdığımız teknik adamların bu tarz söylemlerle ifade edilmesini doğru bulmadığını, “bağırarak değil anlatarak iletişim kuran” teknik adamlar olduğunu söyledi.
“Eski tip baba figürü hocaların futbolda yeri tamamen bitti diyemem. Liderlik hâlâ çok önemli. Ama artık sadece otoriteyle başarı gelmiyor. Bugünün oyuncusu ikna edilmek istiyor. Oyuncu neden baskı yapacağını, neden o pozisyonda duracağını, neden o pası tercih edeceğini bilmek istiyor. Modern antrenör hem lider olmalı hem öğretmen olmalı hem de analist gibi düşünmeli” diyerek modern futboldaki antrenör tanımının nasıl olması gerektiği konusundaki fikrini belirtti.
Saha kalitesi ve tesisler konusunda standartların gerisindeyiz
Ülkemizdeki en büyük problemlerden biri olan saha kalitesi, antrenman tesisleri, sağlık ekibi gibi konuların daha da gelişmesini ve belli bir standardı yakalama konusunda çalışmalar kaydedilmesi gerektiğini anlatan Ayhan Gargılı, bu faktörlerin oyuncu gelişiminin en önemli parçalarından biri olduğunu vurgulayarak şu sözleri aktardı:
“Türkiye’de bazı kulüpler bu konuda gelişim gösterdi ama genel anlamda hâlâ dünya standartlarının gerisindeyiz. Özellikle altyapı sahaları, çim kalitesi ve antrenman olanakları daha fazla önemsenmeli. Kötü sahada teknik oyuncu yetiştirmek zordur. Topun sekmediği, zeminin kaliteli olduğu sahalarda oyuncu daha hızlı düşünür, daha doğru pas yapar ve daha özgüvenli oynar. Eğer dünya futboluyla yarışmak istiyorsak, sadece A takım transferlerine değil, altyapı tesislerine de yatırım yapmalıyız. Türkiye’de bu işi zor yoldan halletmeye çalışıyorlar. 250 milyon euro A takım için harcama yapıldığında bunu ancak sosyal medyada kutlama yapmak için gösteriyorlar. Halbuki 250 milyon euro’nun yüzde 10’luk bir kısmı altyapı için harcansa her sene oyuncu çıkartma amacı olsa tribünlere değil Türk futboluna yatırım yapmış olurlar.
Dünyadaki farklı futbol anlayışlarını takip ediyorum
Ayhan Gargılı, kendi antrenörlük mantalitesini şu ifadelerle anlatarak Avrupa’nın çeşitli yerlerinden takip ettiği saha içi unsurları kendi çalışma prensibine katmak için çalışmalar sürdürdüğünü söyledi:
“Benim antrenörlük mantalitemde en önemli nokta; oyuncunun sadece sahadaki performansını değil, karakterini, oyun zekâsını ve gelişim sürecini de yönetebilmektir. Hollanda ekolünden gelen bir antrenör olarak topa sahip olma, doğru pozisyon alma, oyun kurma cesareti ve genç oyuncuya sorumluluk verme benim için çok değerlidir. Dünyanın farklı yerlerinden takip ettiğim özellikler var. Hollanda’dan oyun eğitimi ve teknik gelişimi, Almanya’dan fiziksel disiplin ve tempo anlayışını, İspanya’dan pas oyunu ve alan kullanımını, İngiltere’den mücadele gücü ve yoğunluğu kendime katmaya çalışıyorum. Bir antrenörkendini sürekli geliştirmeli. Futbol artık sadece taktik değil; analiz, psikoloji, fiziksel gelişim ve iletişim işidir.”





