Sağlık çalışanlarının son yıllarda büyük bir mutsuzluk yaşadığını belirten Köksal, genç hekimlerin ve sağlık çalışanlarının artık meslek seçerken çalışma şartları ve aile yaşamına ayırabilecekleri zamanı dikkate aldığını belirtti. Köksal, " Herkes bunu maaşa bağlıyor, herkes bunu çalışma şartlarına bağlıyor ama şu andaki bütün sağlık çalışanları, öğrenciler, hekimler artık yeni bölüm seçerken karşılaşacağı sorunlara bakıyor. Malpraktislere bakıyor, çalışma şartlarına bakıyor. Şu andaki sistemdeki başta aile hekimlerimizin olmak üzere her meslek grubunun farklı bir sorunu ve problemi var. Bunun için TUS'a girdiklerinde artık daha rahat zaman geçirecekleri, daha rahat ailesine zaman ayıracakları bölümlerle karşı karşıya. 10-15 yıl sonra Amerika'daki gibi, Hollanda'daki gibi ciddi manada ameliyat yapacak hekimlerin bulunmasında zorluk çekeceğiz, bazı bölümlerde zorluk yaşayacağız diye düşünüyoruz” dedi.

“Türkiye'deki bütün sağlık sistemini ücretli olmalı”

Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin tamamen ücretsiz sunulmasının sistem üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu iddia eden Köksal, hastaların aynı şikayet için kısa sürede farklı hekimlere başvurmasının kaynakların verimsiz kullanılmasına neden olduğunu söyledi. Köksal, “Türkiye'deki bütün sağlık sistemini ücretsiz bir halde sunmaya devam ederseniz, insanlar aynı anda bir doktorun söylediğine inanmayıp ilaçlarını kullanmadan başka bir hekime yönelmeye devam ettiği sürece, bize her hafta gelen, bir hekimin baktığı 100 hastanın 40 tanesi aynı kişileri oluşturmaya devam ettiği sürece bizim istediğimiz kadar doktor sayısını artıralım, hastane sayısını artıralım, poliklinik sayısını artıralım; yetişme şansı böyle bir sistemde yok. Çünkü sizin hizmeti elemeniz lazım, hizmetin önceliğini elemeniz gerekiyor ve hizmeti bir nevi de olsa ücretli hale getirmeniz lazım. Bugün Avrupa'da, Amerika'da sağlık ücretli bir sistemde yüzde 50'sini vatandaşlar karşılıyor, bu da ihtiyaç halinde. Şu anda Eskişehir başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinde insanların evlerinde tonlarca ilaç var. Gereksiz bir şekilde kamunun zararı bu şekilde giderek büyüyor” ifadelerini kullandı.

"Randevu sorunu sayıyı artırarak çözülmez"

MHRS üzerinden randevu bulamama, MR ve uzman hekim sıralarının uzaması gibi sorunların vatandaşın en büyük şikayetleri arasında yer aldığını söyleyen Köksal, bu sorunu sadece doktor veya hastane sayısını artırarak çözülemeyeceğini vurguladı. Köksal, “Siyasi iradenin, Sağlık Bakanlığı bürokratlarının biraz daha samimi bir şekilde, ihtiyaca göre personel istihdamını ayarlayıp ona göre bir çözüm üretmesi gerekiyor. Bu da öncelikle sağlık çalışanını mutlu kılmaktan geçiyor. Şu andaki her 10 çalışanın 2 tanesi hizmet veremeyecek şekilde; sayısal manada kalan 8 arkadaşımız artık bu işi yapmakta zorlanıyor. İnsanların eğer bugün başka yapabileceği bir iş garantisi olsa ne hekim bulabilirsiniz ne hemşire bulabilirsiniz. Burada bütün şehir standartları. İnsanlar öncelikle aile hekimliğine gidecek ve randevu sistemini oradan başlatacaklar. Bu bir nevi neye dönüyor? Sevk sistemine dönüyor. Önce aile hekimliğiyle görüşeceksiniz, sonra hastanelere gideceksiniz. Ancak bizim insanlarımız direkt dahiliye uzmanına gitmek istiyor, bizim insanımız direkt beyin cerrahına muayene olmak istiyor, bizim insanımız direkt cildiyenin profesörüne gözükmek istiyor” diye konuştu.

“Sağlıkta şiddete caydırıcı yaptırım uygulanmalı"

Sağlıkta şiddetin önlenmesi için mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını savunan Köksal, şiddet uygulayan kişilerin belirli süre sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanamaması gibi caydırıcı uygulamaların tartışılması gerektiğini vurguladı. Köksal, “Biz sağlıkta her zaman ne diyoruz? Sağlıkta şiddetin önüne geçebilmek için sağlık hizmetini gidip de bir doktoru, bir hemşireyi darp eden kişiye sağlık cezası, hastaneye girmeme cezası vermediğiniz sürece veya SGK'sını iptal edip 'Ücretli hasta olacaksın bu saatten sonra' demediğiniz sürece siz istediğiniz kadar yasa çıkartın, istediğiniz kadar sağlık tesis açın; yetişme şansınız yok” dedi.

"Eskişehir bölge hastanesi gibi çalışıyor"

Eskişehir'in yalnızca kendi nüfusuna değil, Bilecik, Kütahya ve Afyonkarahisar'dan gelen hastalara da hizmet verdiğini belirten Köksal, mevcut personel sayısıyla bu yükün taşınmasının mümkün olmadığını söyledi. Köksal, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Sağlık hizmetini sunan insanlar da memnun değil, çünkü çok fazla bir ağır iş yükü var. Artık yetişmekte zorlanıyoruz. Bizim 600 bin nüfusa verdiğimiz hizmetteki sayımızla, 10 bin... Şu andaki 10 bin sağlık çalışanıyla 1 milyonluk nüfuslu biz Eskişehir'e yetişemiyoruz. Günlerdir, aylardır, yıllardır söylemeye devam ediyoruz; yetmediği gibi Eskişehir sağlık hizmetlerine Bilecik, Kütahya, Afyonkarahisar bölgelerinden de bölgesel hastane konumunda hizmet veriyoruz. Oradaki nüfusa da doğrudan hizmet verdiğimiz için sayısal olarak yetişemiyoruz.”

“Açılan hiçbir Sağlıklı Yaşam Merkezi'nin resmi kadrosu yok”

Son dönemde Eskişehir’de açılan Sağlıklı Yaşam Merkezlerinin büyük bölümünde kadrolu personel bulunmadığını iddia eden Köksal, merkezlerin geçici görevlendirilen çalışanlarla hizmet verdiğini ifade etti. Köksal, “Mesela şu anda son 2 ayda, 3 ayda yeni gelen valimizle sağlık müdürümüz açılışlar yapıyor. Açılan hiçbir Sağlıklı Yaşam Merkezi'nin resmi kadrosu yok. Geçici görevli insanları oraya gönderiyoruz. Her açtığımız Sağlıklı Yaşam Merkezi'nde 30-35 tane insan çalışması gerekiyor ama orada kadrosu olan 2 ya da 3 insan var, 33 kişi geçici görevli” diye konuştu.

"Ambulans 10 dakikada ulaşıyor, hasta acilde 1 saatten fazla bekliyor"

112 Acil Sağlık ekiplerinin olay yerine ulaşma süresinde Eskişehir'in Türkiye'nin en başarılı illerinden biri olduğunu belirten Köksal, asıl sorunun hastane acillerinde yaşandığını söyledi. Köksal, "Ambulans 10 dakikada olay yerine ulaşıyor ancak hastaneye getirilen yaralı 1 saat 15 dakika acil serviste ambulans sedyesinde bekliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Olay yerine hızlı ulaşmanın hiçbir anlamı kalmıyor. Bu sorunun çözülmesi gerekiyor" dedi.

Kaynak: Haber Merkezi