“BAYRAM YA DA KUTLAMA GİBİ GEÇMİYOR”
CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Gazeteciler Günü’nün bayram havasında değil mücadele günü olarak geçtiğini söyleyerek, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ne yazık ki ülkemizde gerçek anlamıyla bir bayram ya da kutlama havasında değil, bir hatırlatma ve mücadele günü olarak geçer. Siyasal tarihimizde bir gün yoktur ki herhangi bir gazetecimizin içeride olmadığı bir tabloyla karşılaşalım.” dedi.
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KAĞIT ÜZERİNDE KALDI”
Yalaz, gazeteciliğin suç olmadığını vurguladı. Yalaz, “Bu acı gerçek; basın özgürlüğünün kağıt üzerinde kaldığını, düşünceyi, gerçeği ve halkın haber alma hakkını savunan gazetecilerin sistematik baskı altında tutulduğunu açıkça göstermektedir. Basın özgür değilse toplum da özgür değildir. Gazetecilik suç değildir, susturulamaz, kriminalize edilemez. Halkın adına soru soran, gerçeğin peşinden giden basın emekçileri demokrasinin ve ifade özgürlüğünün bizatihi kendisidir. Bu duygu ve düşüncelerle Çalışan Gazeteciler Günü'nüzü en içten dileklerimle kutluyorum.” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise TBMM’den geldiğini belirterek emekliler için nöbette olduklarını belirtti. Çakırözer şu ifadelere yer verdi:
Buraya Türkiye Büyük Millet Meclisinden geliyorum. Biliyorsunuz, orada milyonlarca emeklimiz için nöbetteyiz. Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak dün akşam genel kurul kapandıktan sonra iktidar vekilleri gerekli çoğunluğu yaratmayıp mecliste olmadıkları için genel kurul kapandı. Ancak biz milyonlarca emekli açlık, sefalet ve yoksullukla mücadele ederken meclisin hiçbir şey yokmuş gibi kapanıyor olmasını içimize sindiremedik. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel, Beykoz mitinginde "Bundan sonra mecliste nöbetteyiz" diye açıklamıştı. Dün gece bu nöbet başladı. Bizler de her gün 20 milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu maaşlar düzelene kadar nöbet tutma kararı aldık. Önümüzdeki günlerde her birimiz Eskişehir milletvekilleri olarak bize belirtilen günlerde nöbette olacağız. Meclis kapalı olsa da emeklilerimiz hakkını alsın diye genel kurulu terk etmiyoruz. Hem en düşük emekli aylığı alanların maaşı artırılsın hem de onun üzerinde maaş alan emeklilerin maaşları buna göre düzelsin diye nöbette olacağız.

“BU SORUN KESİNLİKLE ORTADAN KALKMAZ”
İktidarın, emekli maaşında son açıklanan rakamı eleştiren Çakırözer, “İktidar partisi Türkiye Büyük Millet Meclisine bir torba kanun getirdi. İktidar partisinin sözcüsü en düşük emekli maaşını 20.000 TL’ye çıkarttıklarını ve bunu da sosyal devlet olmanın bir gereği gibi sunduklarını açıkladı. Bunu bizim ve milyonlarca emeklinin kabul etmesi mümkün değildir. Öncelikle en düşük maaş alan 4.900.000 emekliyi, yani 18.000 TL'ye yükseltilen maaşı şimdi 20.000 TL'ye yükselttiklerinde bu sorunun ortadan kalkacağını düşünüyorlar. Bu sorun kesinlikle ortadan kalkmaz.” dedi.
“BÜTÜN MAAŞLARIN ARTMASI GEREKİYOR”
Çakırözer, emeklinin yaşanabilir bir hayata sahip olabilmesi adına iki çözüm yolu sundu. Çakırözer, yapılması gereken iki maddeyi şu şekilde sıraladı:
En düşük emekli maaşını asgari ücrete endekslemek. Asgari ücreti de açıkladıkları gibi 28.000 TL değil, enflasyonun gerektirdiği şekilde en az 39.000 TL olarak belirlemek gerekir.
Sadece en düşük emekli maaşını düzenlemek yetmiyor, bütün maaşların artması gerekiyor. Şu anda yapılan sadece 4.900.000 kişinin maaşını 20.000 TL’ye yükseltmektir. Ancak bunun biraz üzerinde maaş alan emekli maaşlarına bir düzenleme yapılmayacak. Oysa onlar da açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyorlar.
“BUNU HALK KABUL ETMEZ”
Emeklilerin kirasını ve faturasını ödeyemez hale geldiğini belirten Çakırözer, “Bu durumu sanki sorun çözülmüş gibi sunmak doğru değildir. Faize ve rantçılara trilyonları harcayacaksınız ama emekliye "elimizde para yok" diyeceksiniz. Bunu bu halk kabul etmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak emeklimiz ve emekçimiz için nöbette olmaya devam edeceğiz.” dedi.
“BAYRAM GİBİ KUTLAMAMIZ LAZIM”
Çakırözer, 10 Ocak’ın bayram gibi kutlanmasını ancak Türkiye’nin bulunduğu konumdan dolayı kutlanamadığını ifade etti. Çakırözer, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü Bayram gibi kutlamamız lazım. "Ne güzel bayram yapıyoruz" dememiz lazım. Ama Türkiye'de öyle bir haldeyiz ki… Maalesef gazetecilerin, hatta çalışan gazetecilerin, artık işsizlikle mücadele ettiğini söyleyeceğim. Çalışabilenler de geçim derdiyle mücadele ediyor. Yine çalışabilenler, haberlerinin arkasından cezaevine düşmemek için soruşturmalar, gözaltılar, engellemeler ve tehditlerle karşılaşmamak gibi bir mücadele vermektedir.” dedi.
“1 YILDA 610 GAZETECİ, HAKİM KARŞISINA ÇIKTI”
Çakırözer, 2025 yılının basın özgürlüğü alanında Türkiye’de yaşanan ihlalelleri topladığını belirtti. Gazetecilere yönelik adli süreçler ve tutuklamalardan bahseden Çakırözer, “Gazeteciler son 1 yıl içinde ülkemizde 610 kez hakim karşısına çıktı. Haber araştırmak ya da haber kovalamak için çıkmadı; kendi haberini, kendi paylaşımını ve kendi yorumunu savunmak için hakim karşısına çıkmak zorunda kaldı.” dedi.
“39 GAZETECİ TUTUKLANDI”
Çakırözer, 1 yılda tutuklanan gazetecileri kamuoyu ile paylaştı. Çakırözer, “39 gazeteci tutuklandı. Gazeteci meslektaşımız Furkan Karabay 201 gün, Ercüment Akdeniz 247 gün, Elif Akkuş 101 gün ve Yıldız Tar 102 gün cezaevinde kaldı. Fatih Altaylı, olmayacak bir şeyden, yaptığı yorumla Cumhurbaşkanı'nı fiili bir şekilde tehdit ettiği sayılarak 190 gün özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Bununla da yetinilmedi ve 42 ay hapis cezasına çarptırıldı.” diye konuştu.
“ÖZGÜRLÜĞÜNDEN MAHRUM BIRAKILDI”
Bazı basın kuruluşlarında tutuklanan kişilerden bahseden Çakırözer, “Yine Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun basın açıklamasında dile getirdiği bir bilirkişiye cevap hakkı tanıdılar diye Halk TV'nin 5 sunucusu ve yöneticisi şubat ayında gözaltına alındı. Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş 34 gün özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmaları kapsamında casusluk iddiasıyla başlatılan soruşturma dahilinde Tele1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Merdan Yanardağ ile yine YouTube yayınında kullandığı ifadeler nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Enver Aysever'in de aralarında olduğu çok sayıda gazeteci, yeni yıla hala cezaevinde girdi.” ifadelerini kullandı.
Gazeteci ve çevre aktivisti merhum Hasan Tosun’un İstanbul’da evine giderken uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirmesinden bahseden Çakırözer, ölümün arkasındaki şüphe ve iddiaların hala aydınlatılmadığı bilgisini sundu.
“95 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI”
Çakırözer, 1 yılda gözaltı ve kısıtlamaları paylaştı. “Hepimizi kaygılandıran bir unsur” diyen Çakırözer, 95 gazetecinin gözaltına alındığını belirtti.
“GAZETECİLERE; TEHDİT, HEDEF GÖSTERME, ŞAFAK BASKINI…”
Çakırözer, Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Eskişehir dahil Türkiye’nin birçok yerinde yaşanan protestolardan bahsetti. Çakırözer, “Bu süreçte bunları takip etmek bir gazetecinin en doğal hakkıdır ancak o gazetecilere yönelik tehdit, hedef gösterme, şafak baskınları, ev hapsi, adli kontrol ve soruşturmalar yıla damgasını vurdu. Gazetecilerin sadece gözaltına alınması veya tutuklanması değil, yıl boyunca gördük ki tutuklanmıyorsa "tutuklanmadı" diye seviniyoruz ama ev hapsine alınıyor veya yurt dışına çıkış yasağı konuyor. Haftada bazen 2 kez, 3 kez karakola giderek adli kontrol imza yükümlülüğü getiriliyor. Bunların her biri aslında sizlerin mesleğini yapmasını engelleyen kısıtlamalardır. İsmail Saymaz ve yine Bursa'daki meslektaşımız Eren Öner, ev hapsi ile kısıtlanan gazeteciler arasında yer aldı.” dedi.
“GAZETECİLER YENİ YILA İŞSİZ GİRDİ”
Çakırözer, medya sahipliği ve ekonomik baskılar konusunu ele aldı. Çakırözer, “Bu yıl Türkiye'nin en büyük medya patronu kim oldu derseniz, yanıtı hükümet oldu. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) şu anda Türkiye'nin en büyük medya patronudur. Tele1, Habertürk, Show TV ve Bloomberg TV gibi basın kuruluşlarının aralarında olduğu çok sayıda kuruma kayyum atandı. Basında zaten yüksek olan işsizlik, bu kayyumların atanması ve kayyum operasyonları sonrasında kapanan kurumların artmasıyla daha da artmış durumdadır. Yüzlerce meslektaşımız geçen yıl iş sahibiyken ve haber peşinde koşarken, bu yıla maalesef işsiz girmek zorunda kaldı.” ifadelerini kullandı.
“İNTERNET SİTELERİ KAPANMAYA ZORLANDI”
Basın İlan Kurumu’nun (BİK) politikalarından bahseden Çakırözer, “Basın İlan Kurumu'nun politikaları nedeniyle de Anadolu'da birçok ilde gazeteler kapanmaya ya da birleşmeye zorlandı. Sizler biliyorsunuz; Eskişehir'de de yayın yapılıyor ve getirilen koşullar var. "Şu kadar personel çalıştıracaksın, internette şu kadar tıklanma zorunluluğu olacak, şu kadar dakika kalma zorunluluğu olacak, şu kadar gün şu kadar haber yapılacak" gibi zorlamalar nedeniyle gazeteler ve internet siteleri maalesef birleştirilmeye ve kapanmaya zorlandı.” dedi.
“BASKI VE SANSÜRDE 2025 YILINDA REKOR”
Çakırözer, RTÜK cezaları ve bazı haber medyalarına getirilen erişim engellerini anlattı. Çakırözer, “RTÜK’ün basına yönelik baskı ve sansürü 2025'te rekor seviyeye ulaştı. İktidarın yaptıklarını halka duyuran ve eleştirel habercilik yapan kanallara 53 kez ceza verildi. Bu cezaların parasal karşılığı tam 92.790.898 lira olarak hesaplandı. Tele1, kayyum atanıncaya kadar en çok ceza alan yayıncı oldu.” dedi.
Çakırözer, bazı haber ajanslarına verilen cezaları şu şekilde sıraladı:
-Sözcü TV'ye 16 idari para cezası ve 10 gün yayın durdurma,
-Tele1'e 15 idari para cezası ve 5 gün yayın durdurma,
-Halk TV'ye ise 14 idari para cezası ve 10 gün yayın durdurma cezası,
-Now TV'ye de yaptıkları haberler nedeniyle 8 ayrı ceza kesildi.
“TÜRKİYE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ALANINDA 180 ÜLKE ARASINDA 159. SIRADA”
Halkın habere erişim engelinin getirildiğini söyleyen Çakırözer, “2025 yılında iktidarın siyasetçileri, bürokratları, vekilleri ve onların yakınlarına ilişkin rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma haberlerinin yanı sıra; 19 Mart süreci ve protestolar, kayyum atamaları, hakimler ve savcılara ilişkin iddiaları konu alan yüzlerce habere erişim engeli getirilerek halkımızın bu yolsuzlukları ve usulsüzlükleri bilmesi, okuması ve duyması engellendi. Yine aralarında birçok siyasetçinin, gazetecinin ve sanatçının olduğu yüzlerce kişinin şahsi sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi yıla damgasını vurdu. Erişim engelleri meselesi; gazeteciler hakkındaki soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar kadar Türkiye'de basın özgürlüğünü ihlal eden bir unsur olarak karşımızdadır. Türkiye'nin ve hepimizin ortak hafızası olan, sizlerin yaptığı her biri belgeli ve gerçek haberlerin erişime engellenmesiyle aslında Türkiye'nin hafızası karartılmaktadı. Yaşanan bu saydığım tüm ihlaller ve kısıtlamalar sonrasında Türkiye, basın özgürlüğü alanında dünyada 180 ülke arasında daha da geriye giderek 159. sıraya düştü.” dedi.
CHP’NİN ÇÖZÜM PLANI
CHP’li Çakırözer, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) çözüm planından bahsetti. Çakırözer planı şu şekilde sıraladı:
-Özgür ve demokratik bir medya ve iletişim ortamı mutlaka sağlanacaktır.
-Sansür ve otosansüre geçit vermeyeceğiz.
-Medya, iş dünyası ve devlet arasındaki ilişkiler ile medya sahipliğine ilişkin kurallar, medya özgürlüğünü güvence altına alacak şekilde yeniden belirlenecektir.
-Basın kuruluşlarında çalışanların örgütlenme hakkı teşvik edilecektir.
-RTÜK; kurumsal, yasal ve idari yapısı basın özgürlüğünü garanti altına alacak şekilde ve siyasi etkilerden uzak, bağımsız ve tarafsız bir kurul olarak yeniden yapılandırılacaktır.
-Kurulun çalışmalarına ilgili sivil toplum ve meslek örgütlerinin katılımı mutlaka sağlanacaktır. Kısaca; ifade ve basın özgürlüğünü mutlaka sağlayacağız. Çünkü demokrasinin olmazsa olmazı basın özgürlüğüdür.





