Baba mesleği olan kuyumculuğu çeyrek asırdır sürdüren Hüseyin Altay, hayatını bu asırlık geleneği yaşatmaya adamış isimlerden biri. Çocuk yaşta adım attığı atölyede zamanla "Sivrihisar cebesi" olarak bilinen bu özel örgü sanatında ustalaşan Altay, geçmişi geleceğe altın tellerle bağlıyor.

Savaş Zırhından Gelin Sandıklarına
Sivrihisar cebesinin köklerinin çok eskilere dayandığını belirten usta isim, bu eşsiz takının hikayesini şu sözlerle anlatıyor:
"Bu örgünün geçmişi Friglere kadar uzanıyor. Büyüklerimizin sandıklarından çıkan asırlık örneklere şahit oluyoruz. Özünde Trabzon hasırına benzeyen bu teknik, aslında eski çağlarda askerlerin koruma amaçlı kullandığı zırh örgüsü. Zaman içinde bir zarafet sembolüne ve takıya dönüşmüş. Biz de bu eşsiz kültürel mirası ayakta tutmak için çabalıyoruz."
Bir İlmeğin Ardındaki 4 Günlük Sabır
Tamamen kas gücü, sabır ve el emeğine dayanan bu süreç oldukça meşakkatli. Altın külçesi önce yüksek ısıda eritilerek incecik bir tel haline getiriliyor. Ardından örme, yıkama, tarama, kilit montajı, cila ve yaldız gibi ince işçilik gerektiren pek çok aşamadan geçiyor. Hüseyin Usta'nın ellerinde şekillenen tek bir cebenin tamamlanması ise yaklaşık 3-4 gün sürüyor.
Fiyatı 1 Milyon Lirayı Aşıyor
Bölgede evlenen kadınlar için geleneksel bir zorunluluk ve prestij sembolü haline gelen cebe, 22 ayar altından üretiliyor. Altının gramajına ve el işçiliğinin detaylarına göre şekillenen fiyatlar ise adeta dudak uçuklatıyor. Usta ellerden çıkan standart bir cebenin ortalama fiyatı 600 bin ile 1 milyon lira arasında değişirken, elmas gibi değerli taşlarla süslenmiş özel tasarım modellerin fiyatı 1 milyon 700 bin liraya kadar çıkabiliyor.
"Yapay Zekâ Bu Ruhun Yerini Tutamaz"
Gelişen teknolojinin ve son dönemde her sektörü etkileyen yapay zekânın, geleneksel el sanatları üzerindeki etkisine değinen Hüseyin Altay, bu konuda oldukça net:
-
"Bizim işimiz tamamen el emeği, göz nuru ve ruh katmakla ilgili.
-
Bu meslek sabır ve ustalık istiyor.
-
Biz yeni nesillere bu işin inceliklerini öğrettiğimiz ve sevdirdiğimiz sürece, hiçbir yapay zekâ ya da makine bu emeğin, bu hissiyatın yerini tutamaz."




