Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından düzenlenen “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları”nın altıncısı Eskişehir'de gerçekleştirildi. Ulus Meydanı'nda bir araya gelen sendika üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar, artan hayat pahalılığına, ücretlerdeki erimeye ve vergi sistemindeki adaletsizliğe tepki gösterdi. “İnsanca yaşamak istiyoruz” ve “Vergide adalet” sloganlarının atıldığı buluşmada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yaşanan ekonomik sorunların nedeninin kaynak yetersizliği değil, gelir dağılımındaki adaletsizlik olduğunu savundu.

“Mücadelemizi Büyüteceğiz”

“Alın terimizin karşılığını almak için, insanca yaşamak için yürüttüğümüz gelirde, vergide, ülkede adalet mücadelemizde bu dönem yeni bir yürüyüş başlattık” diyen Çerkezoğlu, “Şehir şehir, meydan meydan, iş yeri iş yeri bu adalet mücadelesini hep birlikte yan yana, omuz omuza büyüteceğiz. Gelirde, vergide, ülkede adalet için yan yana, omuz omuzayız. Biz işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, emekliler, bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler, geçinemiyoruz. Ücretlerimiz her gün daha fazla eriyor. Yüksek enflasyon karşısında asla tutmayan hedef enflasyon üzerinden belirlenen ücretlerimiz her gün daha fazla geriliyor, her gün alım gücümüz daha fazla düşüyor. Bu da yetmezmiş gibi dünyanın en adaletsiz vergi sisteminin olduğu ülkemizde, vergi adaletsizliği nedeniyle aldığımız ücretin her gün, her ay daha fazla gerilediği bir dönemi yaşıyoruz. Adaletsiz vergi sistemi nedeniyle ocak ayında aldığımız ücreti martta, mayısta aldığımızı eylülde, ekimde alamıyoruz. Ülkemizde kaynak olmadığı için değil, ülkemiz yoksul olduğu için değil, adaletsiz bölüştüğümüz için geçinemiyoruz” diye konuştu.

“Bunlar Tesadüf Değil”

Çerkezoğlu, yaşanan açlığın, yoksulluğun, hayat pahalılığının ve ücretlerin her geçen gün erimesinin nedeninin ülkede kurulan düzen olduğunu belirterek, “Bu bir tesadüf değil, bu bir rastlantı değil, sık sık değişen maliye bakanlarının ya da ekonomi bürokratlarının beceriksizliği değil. Ülkeyi yöneten siyasi iktidarın, 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucunu yaşıyoruz. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz. Bizim alın terimizle büyüyor bu ülke ama ürettiğimiz değerden payımızı alamıyoruz. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz. Alnımızın teriyle çalışıyoruz, kimseden sadaka istemiyoruz. Bu düzenin bütün çarkları işçiden alıp patrona vermek için dönüyor. Bu düzen böyle gitmez. Bu mücadele, bu adaletsiz düzeni değiştirmek, bu ülkede herkesin eşit ve özgür yaşadığı emeğin Türkiye'sini kurma mücadelesidir” dedi.

“Demokrasi İşçinin Ekmeğidir”

Demokrasinin işçinin ekmeği olduğuna vurgu yapan Çerkezoğlu, “Demokrasi yoksa ekmek de yoktur, bunu çok iyi biliyoruz. Demokrasi derken de beş yılda bir gidip sandıkta oy vermeyi anlamıyoruz sadece. Demokrasi, hayatın her anında, her alanında, başta işçi sınıfı olmak üzere bütün bir toplumun söz ve karar sahibi olması demektir. İşçi sınıfının söz ve karar sahibi olmasının birinci yolu da sendikalılıktır, örgütlü olmaktır. O nedenle sendikalılığın, toplu sözleşme ve grev hakkımızın önündeki bütün engellerin kaldırılması için yürüyoruz. Ve demokrasi isterken demokrasinin en temel kurallarına sahip çıkıyoruz, seçme ve seçilme hakkımıza sahip çıkıyoruz. Seçtiğimiz belediye başkanlarının hapse atılıp yerlerine kayyımların atanmaması için mücadele veriyoruz. Demokrasiye sahip çıkarken ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne sahip çıkıyoruz. Gazetelerin, televizyonların kapatılmasına, her gün bir gazetecinin gözaltına alınıp tutuklanmasına karşı bu mücadeleyi hep birlikte büyütüyoruz. Gerçek bir demokrasi için, emeğin Türkiye'si için bu mücadeleyi yan yana, omuz omuza büyütmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Mehmet Tolga Tunç