Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, MEB tarafından hayata geçirilen ortak yazılı sınav sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sistemin öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme yetkilerini sınırlandırdığına dikkat çeken Demirkol, sınav uygulamalarının merkezileştirilmesinin eğitimdeki temel sorunlara çözüm olmayacağını ifade etti.
“Öğretmenin kendi sorularını belirleyemediği sistemde mesleki özerklikten söz edilemez”
Yeni sistemde sınav sorularının bir bölümünün zümre öğretmenleri tarafından hazırlanmasının, diğer bölümünün ise Bakanlığın dijital soru havuzundan otomatik olarak seçilmesinin öngörüldüğünü belirten Demirkol, öğretmenlerin kendi öğrencilerine soracakları soruları belirleyememesinin mesleki özerkliği ortadan kaldıracağını savundu. Demirkol, “Yeni sistemde sınav sorularının yalnızca küçük bir kısmının zümre öğretmenlerince, diğer kısmının ise Bakanlığın dijital soru havuzundan otomatik seçilmesi öngörülmektedir. Öğretmenin kendi öğrencilerine soracağı soruları dahi belirleyemediği bir sistemde mesleki özerklikten söz edilemez. Öğretmenlik, hazır soruları uygulamaktan ibaret teknik bir faaliyet değil; öğrenciyi tanıyan, süreçleri planlayan pedagojik bir öznelliktir. Eğitimdeki temel sorunlar ortada dururken, bakanlığın uğraşması gereken asıl mesele sınavları merkezileştirmek olmamalıdır” dedi.
“Eşitsizlikler sınavlarla giderilemez”
Sınav sonuçlarının soru bazında analiz edilerek e-Okul sistemine girilmesinin de öğretmenlerin iş yükünü artıracağını belirten Demirkol, özellikle yüzlerce öğrencisi bulunan öğretmenlerin bu süreçte ciddi zaman kaybı yaşayacağını ifade etti. Demirkol, “Okulların fiziki olanakları, sınıf mevcutları ve sosyoekonomik koşullar farklıyken standart sınavlar uygulamak, eşitsizlikleri gidermez; mevcut sonuçları kayıt altına alır. Sınav sonuçlarının soru bazında analiz edilerek e-Okul'a girilmesi, yüzlerce öğrencisi olan öğretmenler için ciddi bir iş yükü yaratacak ve zamanı öğrencilerden alacaktır. Yapay zekâ destekli soru hazırlama ve puanlama uygulamaları; algoritmik önyargılar, veri güvenliği ve itiraz mekanizmaları açısından belirsizlikler barındırmaktadır. Teknoloji öğretmenin yerine geçmemelidir. Türkiye’de eğitimin temel sorunu öğretmenlerin soru hazırlayamaması değil; derinleşen eşitsizlikler, yetersiz kaynaklar, kalabalık sınıflar, öğretmen açıkları ve ağırlaşan çalışma koşullarıdır” ifadelerini kullandı.
Eğitim Sen’in talepleri
Eğitim Sen olarak merkezi soru havuzunun zorunlu bir uygulama olmaktan çıkarılarak ihtiyaç duyulduğunda yararlanılabilecek destekleyici bir kaynak haline getirilmesini istediklerini belirten Demirkol, “Merkezi soru havuzu dayatma olmaktan çıkarılmalı, ihtiyaç duyulduğunda yararlanılacak destekleyici bir kaynak olmalıdır. Öğretmenlerin sınav hazırlama yetkileri korunmalı, yeni bürokratik yükler yaratılmamalıdır. Eğitim politikaları, öğretmenlerin ve sendikaların katılımıyla, bilimsel ve pedagojik ilkeler temelinde belirlenmelidir. Öğretmenlerin mesleki özerkliği, öğrencilerin nitelikli eğitim hakkının vazgeçilmez koşuludur” diye konuştu.





