Eskişehir'in Çifteler ilçesinin kuzeybatısında yer alan Abbashalimpaşa köyü, sıradan bir Anadolu köyü değil. Sokakları birbirine dik açılarla kesişen, hiçbir evin diğerinin önünü kapatmadığı, merkezinde camisi yükselen köy, Osmanlı'nın son döneminde başlayıp erken Cumhuriyet yıllarında tamamlanan özel bir projesi olarak tarihe geçti. Bugün Eskişehir şehir merkezine yalnızca bir saatlik mesafede konumlanan köy, hem akademik çevrelerin hem de kültürel miras araştırmacılarının ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Abbashalimpaşa Köyü Nerede ve Nasıl Kuruldu?

Eskişehir, Çifteler ilçesi sınırları içinde yer alan Abbashalimpaşa köyü, Porsuk havzasının güneyindeki verimli tarım bölgesinde yer alıyor. Köyün kuruluş hikayesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarına, tam olarak 30 Aralık 1914 tarihine uzanıyor. O güne kadar "Mandıra" adıyla bilinen küçük yerleşimin ismi, dönemin önemli devlet ve kültür adamlarından Abbas Halim Paşa'nın adına çevrildi ve köy yeniden planlanarak açıldı.

Köy, Balkan Savaşları sonrasında Anadolu'ya göç etmek zorunda kalan Bulgaristan Türklerine yurt olarak tasarlandı. Her haneye 120 dekarlık tarım arazisi ve yaklaşık 700 metrekarelik ev arsası tahsis edildi.

Abbas Halim Paşa Kimdir ve Köyle Bağlantısı Nedir?

Köye ismini veren Abbas Halim Paşa, Mısır Hidiv hanedanına mensup bir prens ve Osmanlı siyasetinde önemli roller üstlenmiş bir devlet adamıydı. Sadrazam Sait Halim Paşa'nın kardeşi olan Abbas Halim, dönemin Nafıa Nazırlığı (Bayındırlık Bakanlığı) görevini de yürüttü. Demiryolu projeleri, bayındırlık çalışmaları ve muhacir iskânı konularında attığı adımlarla tanınan Paşa, aynı zamanda İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un yakın dostu olarak edebiyat tarihinde de özel bir yer ediniyor.

Abbas Halim Paşa, Çifteler bölgesindeki bu yerleşim girişimini kişisel olarak destekledi ve köyün kurulmasına maddi katkı sağladı. Onun vizyonu sayesinde köy, dönemin kırsal alan standartlarının çok ötesinde, modern şehircilik ilkelerine uygun şekilde planlandı.

Izgara Plan ve Hippodamos Geleneği

Abbashalimpaşa köyünün en belirgin özelliği, sokaklarının adeta bir cetvelle çizilmiş gibi birbirine dik kesişmesi. Antik Yunan mimarı Hippodamos'un MÖ 5. yüzyılda geliştirdiği ve tarih boyunca birçok planlı şehirde uygulanan ortogonal ızgara düzeni, burada kırsal bir yerleşime uyarlanmış durumda. Dönemin pek çok Anadolu köyünde görülen organik, rastgele büyüyen sokak dokusunun aksine, Abbashalimpaşa'da her parsel, her yol ve her yapı hiyerarşik bir düzen içinde konumlandırılmış.

Köy dokusunun başlıca özellikleri şu şekilde öne çıkıyor. Birbirine dik kesişen geniş sokaklar, çıkmaz sokağın bulunmaması, her evin aynı büyüklükte arsaya (700 m²) sahip olması ve köyün tam merkezinde odak noktası işlevi gören caminin yer alması. Bu planlama anlayışı, sadece estetik değil aynı zamanda sosyal eşitlik ve ortak kullanım mantığını da yansıtıyor. Hiçbir ailenin diğerinden daha ayrıcalıklı bir konumda bulunmaması, köyün kuruluş felsefesinin temelini oluşturdu.

Bulgaristan Muhacirleri Bu Köye Nasıl Yerleşti?

20. yüzyılın başlarında Balkanlar'da yaşanan savaşlar ve göç dalgaları, Anadolu'ya yoğun bir muhacir akınını beraberinde getirdi. Balkan Savaşları'nın ardından Bulgaristan'dan göç eden Türk aileleri, Osmanlı devletinin planlı iskân uygulamaları çerçevesinde çeşitli bölgelere yerleştirildi. Abbashalimpaşa köyü de bu iskân politikasının simge projelerinden biri olarak hayata geçirildi.

Muhacir ailelerine sadece toprak verilmedi, aynı zamanda tarımsal üretim için gerekli altyapı, tohum, hayvan ve temel ev eşyaları da devlet desteğiyle sağlandı. Hane başına düşen 120 dekar tarım arazisi, ailelerin kendi kendine yeten bir yaşam kurmalarına olanak tanıdı. Böylece köy, kısa sürede üretken bir tarım topluluğuna dönüştü.

Köyün Merkezindeki Cami Mimarisi Neden Önemli?

Abbashalimpaşa köyünün tam ortasında yer alan cami, sadece dini bir mekan değil aynı zamanda köyün sembolik kalbi konumunda. Kuruluş planında bilinçli olarak merkeze yerleştirilen yapı, tüm sokakların görsel ve sosyal odak noktasını oluşturuyor.

Caminin mimarisi, dönemin yerel yapı teknikleriyle günümüz müdahalelerinin bir arada görülebildiği ilginç bir melezleşme sergiliyor. Moloz taş duvarlar, ahşap hatıl sistemi ve yerel malzemelerle inşa edilen özgün yapı, zamanla PVC kapılar, modern pencere doğramaları ve çağdaş dokunuşlarla bütünleşti. Bu durum, kırsal mimari mirasın korunması tartışmalarında sıkça gündeme gelen "uyarlanabilir koruma" kavramının canlı bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Bardakçı ve Çiftlik Yaması Höyükleri Hangi Tarihi İzleri Taşıyor?

Abbashalimpaşa'nın tarihi, 1914'teki kuruluşundan çok daha eskiye, Geç Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanıyor. Köyün yakın çevresindeki Bardakçı Höyüğü ve Çiftlik Yaması Höyüğü, bölgenin binlerce yıllık yerleşim geçmişine ışık tutan arkeolojik alanlar olarak biliniyor.

Bu höyüklerde yapılan incelemelerde, antik dönemlere ait yerleşim izleri, seramik parçaları ve en çarpıcı buluntu olarak yedi adet tarihi pres taşı tespit edildi. Zeytinyağı, üzüm ya da tahıl işleme amacıyla kullanıldığı düşünülen bu pres taşları, bölgenin Geç Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir tarımsal üretim merkezi olduğuna işaret ediyor. Höyükler, bugün resmi olarak tescilli arkeolojik alanlar arasında yer alıyor ve koruma altında bulunuyor.

Günümüzde Abbashalimpaşa Köyünde Kaç Kişi Yaşıyor?

Bir zamanlar dolup taşan Abbashalimpaşa köyü, günümüzde ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Kuruluş yıllarındaki yüzlerce haneli yoğun nüfusuna karşın, bugün köyde düzenli olarak ikamet eden hane sayısı 50-55 civarına düşmüş durumda.

Köyde öne çıkan en belirgin yaşam biçimi ise "ikili ikamet" modeli. Köylülerin büyük bölümü, kış aylarını Eskişehir şehir merkezindeki evlerinde geçirirken, ilkbahar ve yaz aylarında tarım faaliyetleri nedeniyle köye dönüyor.

Abbashalimpaşa Köyünde Hangi Ürünler Yetişiyor?

Köyün ismi her ne kadar "Mandıra" kökeninden gelse ve kuruluş döneminde hayvancılık ön planda olmuş olsa da, günümüzde Abbashalimpaşa ekonomisi büyük oranda tarıma dayanıyor. Çifteler ovasının verimli toprakları, köyde çeşitli ürünlerin yetiştirilmesine imkan sağlıyor.

Köyde yetiştirilen başlıca tarım ürünleri arasında buğday, arpa, şeker pancarı, mısır ve kabak çekirdeği bulunuyor. Özellikle şeker pancarı üretimi, Eskişehir'in şeker fabrikalarıyla olan güçlü bağlantısı nedeniyle köylüler için önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Kabak çekirdeği ise hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlara yönelik üretilen ticari bir ürün olarak köyün tarım portföyünde öne çıkıyor.

Köyün Yöresel Lezzetleri Nelerdir?

Abbashalimpaşa köyü, Bulgaristan göçmeni kökeni ve Orta Anadolu mutfak kültürünün buluştuğu zengin bir gastronomi mirasına sahip. Yöresel sofralarda en sık karşılaşılan lezzetler arasında Kaçamak, Çökel ve Tas Kebabı öne çıkıyor.

Kaçamak, mısır unu ile hazırlanan ve üzerine tereyağı ile peynir eklenerek servis edilen geleneksel bir yemek olarak köyün ve Çifteler bölgesinin simgelerinden biri sayılıyor. Çökel, süt ürünlerinden elde edilen yöresel bir peynir çeşidi olarak biliniyor. Tas Kebabı ise uzun pişirmeli, et ve sebzeli bir yemek olarak muhacir mutfağının izlerini taşıyor. Bu lezzetler, köylülerin kültürel kimliğini günümüze taşıyan önemli unsurlar olarak kuşaktan kuşağa aktarılıyor.

Eskişehir'den Abbashalimpaşa Köyüne Nasıl Gidilir?

Eskişehir şehir merkezinden Abbashalimpaşa köyüne ulaşım, hem özel araçla hem de toplu taşıma seçenekleriyle oldukça kolay. Şehirden Çifteler istikametine uzanan karayolu bağlantısı, köye yaklaşık bir saatlik bir mesafede erişim imkanı sunuyor.

Toplu taşıma kullanmak isteyenler için çeşitli otobüs hatları mevcut.

Özellikle 114 numaralı hat, Çifteler ve çevre köylerine düzenli sefer düzenliyor. Bunun yanı sıra S29, S51, S63, K51 ve S9 numaralı hatlar da bölgeye ulaşım sağlayan alternatifler arasında yer alıyor.

Abbashalimpaşa Kırsal Miras Olarak Neden Önemli?

Abbashalimpaşa köyü, Türkiye'nin kırsal planlama tarihinde özel bir yere sahip. Ortogonal ızgara planıyla inşa edilen nadir köy örneklerinden biri olması, bu yerleşimi hem mimarlık tarihi hem de sosyoloji araştırmaları için değerli bir yer haline getiriyor.

Köyün korunması ve tanıtılması, Eskişehir'in kültürel miras envanterine önemli bir katkı sağlayabilir. Hem Bardakçı ve Çiftlik Yaması höyüklerindeki arkeolojik değerler hem de 111 yıllık planlı yerleşim dokusu, köyün turizm potansiyelini de güçlendiren unsurlar arasında bulunuyor. Yerel yönetimler ve akademisyenler, köyün özgün yapısının gelecek kuşaklara aktarılması için daha kapsamlı koruma ve dokümantasyon çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Eskişehir Çifteler'in Abbashalimpaşa köyü, sıradan bir kırsal yerleşim değil. Bulgaristan'dan göç eden ailelere yurt olmak üzere tasarlanan köy, bugün hala birbirine dik kesişen sokakları, merkezdeki camisi, çıkmaz sokaksız dokusu ve geniş tarım arazileriyle kuruluş felsefesini koruyor. Demografik daralmaya ve modern yaşamın getirdiği değişimlere rağmen, köy kendine özgü kimliğini ve kültürel mirasını sürdürmeye devam ediyor. Eskişehir'in çevresindeki bu benzersiz yerleşim, gelecek yıllarda daha fazla akademik araştırma, koruma projesi ve kültürel turizm girişimiyle hak ettiği değere kavuşabilecek nadir köşelerden biri olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Haber Merkezi