Anadolu'nun uçsuz bucaksız bozkır manzarasında Pessinus antik kentinin bulunduğu Ballıhisar köyüne yolculuk ediyoruz. Sivrihisar'ın hemen yanı başında bulunan köy, ufuklara uzanan araziler, seyrek ağaçlar ve zar zor seçilen dağ sıraları ile nefes kesici bir manzara oluşturuyor. Çevrede neredeyse modern dünyaya ait hiçbir şeyin olmayışı, binlerce yıl öncesinde nelerin görüldüğünü ve hissedildiğini anlamayı kolaylaştırıyor. Yağmur taşıyan siyah bulutlar ve gri bir gökyüzünün arasında, güneş huzmelerinin yeryüzüne yansıması adeta ilahi bir tablo gibi. Tüm bunları düşünürken araç ufak bir tümsekten geçerek bizi gerçekliğin kollarına bırakıyor. Bu an, bu coğrafyada binlerce yıl önce yaşanan bir olayı aklıma getiriyor. Yeryüzünün bu büyüleyici boşluğunda gökyüzünden süzülerek tam da bu bölgeye düşen bir taş, binlerce yıl boyunca unutulmayacak bir efsaneyi de beraberinde getirmişti. Tanrıça Kybele'nin kutsal taşı, binlerce yıl önce gökyüzünden görkemli bir şekilde düşmüş ve Frig uygarlığının benimkinden çok daha yoğun hisler yaşamasına neden olmuştu.

Still 2026 03 25 170915 1.1.2

Pessinus Antik Kenti Nerede?

Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine bağlı Ballıhisar Mahallesi sınırlarının içinde yer alan Pessinus Antik Kenti, Frigya bölgesinin en önemli dini merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kent, Frigya Vadisi kültür havzası içinde konumlanıyor ve tarihsel olarak Anadolu'nun iç kesimlerindeki inanç sistemlerinin şekillendiği başlıca merkezlerden biri olarak değerlendiriliyor. Öyle ki birazdan da değinceğim üzere kent, yalnızca frigler döneminde değil, tarihin ileri dönemlerinde de görkemli roma imparatorluğunun kaderini etkileyen ve şekillendiren bir geçmişi barındırıyor. Eskişehir'e 100, Sivrihisar'a 13 kilometre uzaklıkta bulunan antik kent, ne yazık ki günümüzde yeterli ilgiyi görmüyor. Antik kaynaklarda adı geçen Pessinus, özellikle Ana Tanrıça Kybele kültünün merkezi olmasıyla öne çıkıyor.

Still 2026 03 25 170915 1.6.1

Frigya Dönemi ve Kybele Kültü

Pessinus'un kuruluşu Frigler dönemine, M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanıyor. Tarihsel anlatılar ve inanışlara göre gökyüzünden düşen bir taşın bulunduğu bölgede kurulan antik kent, taşın tanrıça Kybele'ye atfedilmesiyle birlikte her geçen gün daha da önem kazanıyordu. O dönemde bir gece gökyüzünü hiddetle yaran gök cismi muhtemelen yalnızca bir meteoroit olsa da, dönemin insanları için bu görkemli olay ve tanrıların gökyüzü ile olan bağlantıları bu durumu kutsal bir anlatı ve yaşanmışlık haline getirdi. Bu olayı takiben kent, Frigya Krallığı döneminde dini bir merkez olarak yapılandırıldı. Burada tapınılan Ana Tanrıça Kybele, bereketi ve doğayı temsil eden en güçlü figürlerden biri olarak kabul ediliyordu.

Still 2026 03 25 170915 1.5.1

Antik yazarlardan Strabon, Pessinus'tan söz ederken kentin kutsal bir alan olduğunu ve burada rahipler tarafından yönetilen bir dini sistem bulunduğunu aktarır. Kentteki dini yapılaşmanın, siyasi organizasyonla da bağlantılı olduğu düşünülür. Nitekim kentin gelecekteki rolü de düşünüldüğünde, Pessinus'un tarihte din ve siyasetin eşit önem taşıdığı bir antik kent olduğu söylenebilir. Coğrafyanın en önemli tanrısal figürlerinden biri olan Kybele de elbette ki bunda büyük bir rol oynar. Kybele, tarih boyunca pek çok farklı isimde farklı uygarlıklar tarafından ana tanrıça kültü altında birleştirici ve yönlendirici olmuştur. Ana tanrıça arketipinin güçlü bir temsilcisi olan Kybele;

  • Mezopotamya'da Kubaba
  • Yunan Mitolojisinde Rhea
  • Roma'da Ops ve Magna Mater

gibi pek çok farklı isimle insan inancını şekillendirmiştir. Uygarlıklar ve isimlerde Kybele farklı anlatılarla öne çıksa da, tüm figürler ortak bir anlatıdan ve figürden beslenir. Bu da Kybele kültünün oluşumuna ve tarihsel süreçte gelişimine zemin hazırlar.

Roma'ya Taşınan Kutsal Taş

Pessinus'un tarihindeki en kritik olaylardan biri, M.Ö. 204 yılında yaşandı. Roma, Kartaca ile yürüttüğü II. Pön Savaşı sırasında zor bir süreçten geçerken, Sibylla kehanetlerine dayanarak Anadolu'daki Kybele kültünü Roma'ya taşıma kararı aldı. Bu kararın zemininde gökyüzünden yağan taşlar, kan yağmurlarının yağdığı söylentileri ve hayvanların garip huzursuzlukları gibi prodigium olarak adlandırılan garip olaylar yatıyordu. Bu olaylar, dönemin din temsilcileri için bir uyarıydı. Bu nedenle farklı ayinlerle birlikte yabancı bir tanrıçanın Roma'ya getirilmesi, onu kurtarabilirdi.

Still 2026 03 25 170915 1.3.1

Bu kapsamda Pessinus'ta kutsal kabul edilen siyah meteorik taş, Roma'ya götürüldü ve burada Magna Mater kültü adıyla yeniden yapılandırıldı. Bu gelişme, Pessinus'un yalnızca yerel değil uluslararası ölçekte dini bir merkez olduğunu ortaya koyuyor.

Roma kaynaklarında anlatılan bu olay, Anadolu-Roma ilişkilerinin erken dönem kültürel etkileşimine dair önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. İlginç olan nokta ise, taşın ve Kybele kültünün Roma'ya taşınmasının ardından henüz bir cumhuriyet olan Roma'nın güç kazanması, düşmanlarını mağlup etmesi ve görkemini geri kazanması. Bu durum, Roma'nın o dönemdeki "Magna Mater" kültünün önemini de artırmıştı.

Still 2026 03 25 170915 1.2.1

Roma hâkimiyetiyle birlikte kentte anıtsal yapılaşma hız kazandı. Yapılan arkeolojik kazılarda tiyatro, sütunlu cadde, tapınak kalıntıları ve kamusal yapılar ortaya çıkarıldı. Kent planlamasında Roma şehircilik anlayışının izleri günümüzde dahi görülebiliyor. Özellikle sütunlu cadde ve tiyatro kalıntıları, M.S. 1. ve 2. yüzyıllarda Pessinus'un ekonomik ve sosyal açıdan gelişmiş bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin stratejik konumu, Roma döneminde bölgesel bir ticaret noktası haline geldiğini ve dini turizmin ekonomik yapıya katkı sunduğu izlenimini veriyor.

Pessinus'ta İlk Arkeolojik Kazılar Ne Zaman Yapıldı?

Kaynaklarda Antik Pessinus'un kalıntılarını ilk kez tespit eden kişinin Fransız mimar ve arkeolog Charles Texier olduğu belirtiliyor. 1834 yılında bölgeyi ziyaret eden ve ardında eskiz çalışmaları bırakan Texier, antik kentin geleceği için ilk adımları atıyor. Zeus sunağını keşfetmesi ve Almanya'daki Pergamon müzesine taşımasıyla ünlenen Alman arkeolog ve mühendis Karl Humann ise 1882'de Pessinus'taki antik yapıların eskizini çizmiştir.

Still 2026 03 25 170915 1.1.2

Modern ve kapsamlı kazılar ise 1967 yılında Belçika Gent Üniversitesi öncülüğünde başlatıldı. Bu kazılar, 20. yüzyıl boyunca aralıklarla devam etti. Yapılan çalışmalar sonucunda Roma dönemine ait mimari kalıntılar, heykel parçaları, seramik buluntular ve yazıtlar gün yüzüne çıkarıldı. Kazı verileri, Pessinus'un yalnızca dini değil aynı zamanda idari ve ticari bir merkez olduğu görüşünü de kanıtlar nitelikteydi. Kazılarda çıkarılan eserler arasında günlük yaşama dair objelerin yanı sıra sikke ve benzeri ticari ve döneme ışık tutan eserler de bulunuyordu. Bu eserler, günümüzde alanda bulunan açık hava müzesinde, ETİ Arkeoloji Müzesi'nde ve Eskişehir Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. 2009-2013 yılları arasında Avustralya Melbourne Üniversitesi tarafından yürütülen kazılar, bölgenin uzunca bir süre bilinen son çalışmalarını kapsadı.

Pessinus Antik Kenti 1

Yıllarca süren aranın ardından kentte 2024 yılında tekrar başlatılan kazılar da ETİ Arkeoloji Müzesi başkanlığında sürdürülüyor. Doç. Dr. Adem Yurtsever'in bilimsel danışmanlığını yaptığı kazıda pek çok farklı üniversiteden araştırmacılar da ekipte yer alıyor. Ancak ne yazık ki gezimiz sırasında, alanda büyük çaplı bir çalışma görmekte zorlandım. Tapınağın hemen yanıbaşındaki birkaç metrekarelik küçük bir kazı bölgesinin dışında çalışmaya dair bir ize rastlamadım. Ancak umuyorum ki, ilerleyen günlerde Pessinus, gereken finansmanı ve ilgiyi görerek görkemli günlerinin yansımasını öne çıkarır.

Unutulmaya Yüz Tutmuş Bir Kentin Kaderi

Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlaşmasıyla birlikte Kybele kültü önemini yitirdi. Pessinus, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürmesine rağmen zamanla önemini kaybederek küçüldü ve Orta Çağ'da büyük ölçüde terk edildi. Roma İmparatorluğu'nun bölünmesi, akınlar ve coğrafyadaki savaşlar, pek çok antik yerleşim yeri gibi Pessinus'un kaderini de etkiledi. Bugün Ballıhisar yerleşimi, antik kentin üzerine ve çevresine kurulmuş durumda. Antik kentin büyük bir bölümü, halen yerleşimin bulunduğu köy sınırları içinde bulunuyor. Bu durum, kazı çalışmalarını zorlaştırdığı gibi antik eserlerin korunmasını ve kayıt altına alınmasını da güç bir duruma getiriyor. Eskişehir Haber Ajansı olarak bölgeye yaptığımız gezi ve incelemede de görüldüğü üzere antik kentin parçaları, yerel halk tarafından farklı amaçlarla kullanılıyor. Pessinus Antik Kenti, sahip olduğu tarihsel derinliğe rağmen Eskişehir turizm rotalarında yeterince öne çıkarılmıyor. Frigya Vadisi güzergâhında yer almasına rağmen tanıtım eksikliği dikkat çekiyor.

Still 2026 03 25 170915 1.2.1

  • Alanın yönlendirme tabelalarının artırılması
  • Açık hava müzeciliği konseptinin geliştirilmesi
  • Dijital tanıtım ve belgesel projelerinin desteklenmesi
  • Yerel yönetimler ve bakanlıklar tarafından alanın öne çıkarılması

gibi maddeler, kültür turizmi açısından değerlendirildiğinde Pessinus'un, Eskişehir'in tarihi kimliğini güçlendirebilecek önemli bir unsur olabileceğini gösteriyor. Hali hazırda Sivrihisar gibi Eskişehir'in önemli ve turistik açıdan değerli bir ilçesinde bulunması, antik kentin geleceği açısından iyimser ve verimli fikirler ortaya koyuyor. Frigya'dan Roma'ya, pagan inanç sistemlerinden Bizans dönemine uzanan çok katmanlı geçmişiyle Pessinus Antik Kenti, Anadolu tarihinin kritik kavşak noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Kybele kültünün merkezi olması ve kutsal taşın Roma'ya taşınması gibi olaylar, kenti yalnızca yerel bir arkeolojik alan olmaktan çıkarıp, tarihinin önemli merkezlerinden biri haline getiriyor. Bugün ise Pessinus, hem arkeolojik koruma hem de kültürel tanıtım açısından yeniden keşfedilmeyi bekliyor.

Kaynak: Hüseyin Tuday