Eskişehir’de yaşayan A.Ü. (42), 2020 yılında Ankara’nın Polatlı ilçesinde birlikte çalıştığı bir arkadaşına kendi ve 71 yaşındaki babasının IBAN numaralarını verdi. İddiaya göre, “hesaplarında bloke olduğu” gerekçesiyle verilen IBAN’lara gelen paralar, A.Ü. tarafından çekilerek ilgili kişiye teslim edildi. Ancak bir süre sonra hesapların bahis ve medyumluk dolandırıcılığında kullanıldığı ortaya çıktı ve baba-oğul hakkında dava açıldı.
20 dosya, 400 bin TL’lik mağduriyet iddiası
A.Ü. ve babası hakkında toplam 20 ayrı suç dosyası açılırken, dosyalarda yaklaşık 400 bin TL’lik mağduriyet bulunduğu belirtildi. Mahkemede şüpheli sıfatıyla yargılanan baba-oğul tutuklanarak cezaevine gönderildi. A.Ü., bu süreçte hiçbir maddi çıkar sağlamadığını ve sadece gelen paraları teslim ettiğini öne sürdü.
Baba-oğul aynı koğuşta kaldı
A.Ü. ve 71 yaşındaki babası toplamda 2 buçuk yıl cezaevinde kaldı. Bu sürenin 1 yılını Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda aynı koğuşta geçiren baba-oğulun yaşam düzeni tamamen değişti. A.Ü., cezaevine girmesiyle birlikte tüm düzeninin bozulduğunu ve eşyalarının kaybolduğunu ifade etti.
Gerçek şüpheli ses kaydıyla ortaya çıktı
Dosyalardan birinde müştekilerden birinin sunduğu ses kaydı sonrası yapılan analizle, IBAN isteyen asıl şüphelinin kimliği tespit edildi. Mahkeme, söz konusu kişinin tutuklanmasına karar verirken, A.Ü. ve babası bu dosyadan beraat etti. Ancak diğer dosyalar nedeniyle yargı süreci devam ediyor.
Başından geçenleri anlatan A.Ü., "2020'de bir kardeşimiz aynı yerde çalıştığımız, arkadaşımız, kardeşimiz dediğimiz bir insan yüzünden bunlar oldu. ‘Hesabımızda bloke var, hesabımıza gelecek parayı bize verir misin' dediğinde, hiçbir menfaat elde etmeden, bir tek sigara bile almadan parasını çekip verdik. Aldım verdim, aldım verdim; hiçbir menfaat elde etmedim. Onun sonrasında suçsuzluğumuzu ispatlayamadık. İsmini ilk başta 'Mehmet' olarak biliyorduk, isminin başka bir isim olduğunu öğrendik. Mahkemelere dedik ki 'bu şahıs' ama delil yetersizliğinden serbest kaldı. Tek şikâyetçisi ben değilim 3-5 kişi var. Bu dolandırıcı zaten 2014'ten beri sabıkaları olan bir şekilde devam ediyor. Mahkemelere çıkıyorum, diyorum ki 'bu şahıs'. Bir mahkemede tanık olarak dinlendi, sanık sıfatına hiç girmedi. Direkt ceza aldım, hüküm yedim. Ondan sonra dosyalar böyle arttıkça, mahkemelerde hakim beyin kanaati ki doğal olarak herkes aynı kanaati kullanabilirdi sabıkasından dolayı 'yapmıştır' olarak ceza yemeye başladık. Yani IBAN mağduru olduğumuzu anlatamadık" dedi.
"Kimse çıkarsız kimseye yaklaşmıyor"
Gerçek şüpheliye ait ses kaydının analiz edilmesinin ardından özgürlüğüne babasıyla kavuşan A.Ü. şöyle konuştu;
"En son bir mahkememizde bir müştekinin aldığı ses kaydıyla bu şahıs olduğunu ispatlayabildik ve şahıstan aldığımız ses, analiz raporuna sonrası bu şahıs olduğu anlaşıldı. Hüküm yedi, ben ve babam beraat aldık. Şimdi şu an açıkta 7 tane dosyamız var. Babamın birçok dosyası var, toplam 20 tane dosya diyebiliriz. Yani şimdi şu an UYAP'ı açtığımda insan utanıyor. İnsanın toplum içine çıkabilecek yüzü kalmadı. Şimdi şu an bulunduğumuz bu evde düzen kuruyorum. Cezaevine girdiğimde önceki eşyalarım hep kayboldu, çalındı. 'Hesabımda bloke var abi, bana akrabamdan para gelecek, arkadaşımdan para gelecek' bu şekilde, hesaba 700 TL de geldi, 88 bin TL de. Çok davaya girdim, bu ay benim 5 tane mahkemem var. Şimdi şu an nereden baksanız bir 15-30 yıl yatma ihtimalim var. Tek kandırdığı müşteki ben değilim, mağdur ben değilim. Benim bütün herkese çağrım, kimse kimseye güvenmesin. Güvenilecek hiçbir yan kalmamış. Herkesin bir menfaati, herkesin bir çıkarı var. Kimse çıkarsız kimseye yaklaşmıyor. Eşim perişan oldu, babam perişan oldu. 71 yaşındaki babamla aynı cezaevinde yatmak kötü bir şey."
"Tehditte bulundular"
Oğlu gibi kendi de IBAN mağduru olan 71 yaşındaki ressam A.Ü., "Polatlı tarafında yaşıyordum. Sizler gibi genç insanlar dedi ki, 'Ali dayı, bizim resmimizi yapar mısın' dedi. Ben de 'Yaparım' dedim. Derken bunlarla bayağı bir haşır neşir olduk. Ondan sonra samimi olduk. Daha sonra, 'Bir yemek yemeye gidelim' dediler ben de kabul ettim. Orada yemek yedikten sonra tekrar dışarı çıktık. Dışarı çıktığımızda bana tehditte bulundular. 'Bak eğer bizimle alakalı herhangi bir sorun olursa, eğer bak herhangi bir birisine, polis karakoluna bizim ismimizi verirsen, senin torunundan başlarız, oğlundan en son sana geliriz. Kan çıkacak bunda' dediler. Böyle tehditte bulundular. Ben de çocuklarımın, torunlarımın korkusundan en sonunda, 'Madem öyleyse tamam' dedim. Banka kartlarımı verdim, şifresini verdim. Ben de çok zor durumlarda kaldım. En sonunda cezaevine düşünce mağdur oldum, cezaevinde yattım çıktım. 2 ay sonra tekrar yine cezaevine girdim. Bunların yüzünden. Bu IBAN'dan dolayı. Evet, oğlumla da aynı koğuşta yattım, aynı cezaevinde. KOAH, astım, şeker ve kalp hasatlıkları var bende, yardım bekliyorum" diye konuştu.




