Öncelikle sezonun genelinde iyi futbol, yüksek skorlar, uzun süre kaleyi gole kapatılan maçlar, yenilmezlik serisi için bütün yönetimi, takımı ve başta Hakan hocayı olmak üzere tüm teknik ekibi tebrik etmek gerekiyor. Kimsenin hakkını yememeliyiz.
Ancak bir de önümüzde çok iç açıcı olmayan bir tablo var. Bu tabloda Ayvalıkgücüeşleşmesine değineceğiz ama önce ligi üst sıralarda bitiren takımlara karşı alınan sonuçlara bakalım
Ligin 6. Haftasında takımın başında Serdar hocanın olması nedeniyle bu mücadelenin sonucunu Hakan hoca ve ekibine mâl edemeyiz. Ancak yine Ayvalıkgücü ve yine Eskişehirspor’un deplasmanda 2-0 mağlup olması önemli bi konu.
Kütahyaspor’la deplasmanda 1-1’lik beraberlik, Balıkesirspor’a iç sahada 3-0 mağlup olunması, Karşıyaka ile deplasmanda golsüz beraberlik, Balıkesirspor’la deplasmanda 1-1 berabere kalınması. Bu sonuçların ardından oynanan play off mücadelelerinde yine Balıkesirspor’a deplasmanda 2-1 mağlup olunması ve Ayvalıkgücü’ne play off eşleşmesinde deplasmanda 2-0’lık mağlubiyet iç sahadaki 0-0’lık beraberlik.
Bu takım bize hiçbir zaman “büyük maçları oynayamıyor” hissi vermedi. Ama alınan sonuçlar ortada. Burada değerlendirilmesi gereken şeyler evet takım Akın’la, transfer olduktan sonra Jakob’la her zaman bir şekilde gol bulabildi. Kalede Bora’nın performansıyla majör hatalar olmadığı sürece kale gole kapatıldı ama sezonun ilk yarısında altını fazlasıyla çizdiğim nokta olan takımın yetenek bareminin oldukça kısıtlı oluşu bence Eskişehirspor’un üst lige yükselememesinin altında yatan en büyük nedenlerden biri. İsmail Kulet bu takımın belki de fizik kalite olarak en iyi seviyede olan futbolcusu. Kaan Baysal, 8 gol kaydetse de yalnızca 1 asistle sezonu kapattı. Kaan’ın oyuncu profili, pres gücü yüksek, sürpriz vuruşlar, savunma arkası sızışlarından oluşuyor. Adam eksiltme, oyunun yönünü efektif bir şekilde değiştirme, sıkışan maçların kilidini açma gibi özellikleri pek fazla barındırmıyor.
Takıma sonradan katılan Muhammet Taha, Elias ve Bünyamin’in bu kadar süre alması, özellikle Elias’ın ve Bünyamin’in oldukça ilginç. Çünkü bu iki oyuncu kenar oyuncusu oldukları için kenarda buluştuklarında adam eksiltemeyi, topu takım arkadaşlarıyla kale bölgesinde buluşturmayı, çizgiye inmeyi düşünen tipte futbolcular. Elias takıma katıldığından beri 2 kere, Bünyamin ise yalnızca 1 kere ilk 11 şansı bulmuş. Muhammet Taha da özellikle Mustafa’nın cezasının sürdüğü süre boyunca orta alanı toparlama konusunda oldukça iyi işlere imza atmıştı.
Ayvalıkgücü Karşılaşması
Maç öncesi sahaya sürülmesini beklediğim 11’de sadece Ali Fırat yerine Deniz’in ilk 11 başlamasını düşünüyordum. Yani yalnızca 1 oyuncu farklı. Ama en önemlisi de belki de bu değişiklik oldu. Kaptan Ali Fırat’ın temposu ve teknik bilgisi bu sezon Eskişehirspor’a oldukça pahalıya mâl oldu. İş işten geçti, hiçbir futbolcunun defosunu ya da yapamadığı şeyleri anlatmanın bir anlamı yok.
Eğer Deniz başlasaydı, 4’lü oyun kurulumunu zaman 3’lüye çevirerek, defanstan kısa pasla çıkma imkanını 1 arttırabilirdik. Talha, Arda, Deniz üçlüsüyle hem baskıdan kurtulmak için 2 stoper yerine 3, hem ortadaki Tayfun, Ozan ya da her kim oynayacaksa onları fazla geri koşturmadan oyun temposunu 90 dakikaya yayabilirdik. Çünkü hem skorla hem de sarf edilen eforla birlikte oyuncuların maç içindeki temposu son yarım saatte fazlasıyla düşmüştü.
Eskişehirspor, Ayvalık savunmasını açamadı. Rakibin dar ve derin blokları, uyguladıkları bire birler, stoperlerinin uzun boylu olması, Eskişehirspor’un savunma kilidini açmak için kullandığı hava toplarının da etkisini fazla süre geçmeden söndürmüştü.
Önemli olan nokta da bu. Ayvalıkgücü’nün stoperlerinin boyunun ortalamasını alacak olursak 1.90 civarı. Eskişehirspor neden sürekli topu kale ağzına şişirerek fırsat yaratmaya çalıştı? Hiçbir hava topunu alamadın ve alamayacağın belliydi.
Önümüzdeki sene de Eskişehirspor’un şampiyonluğun en büyük favorilerinden olacağından şüphemiz yok. Sadece bu kritik maçlardan çıkarılması gereken dersler olduğunun altını çizmeliyiz.




