Odunpazarı ilçesi Yenidoğan Mahallesi’nde uzun yıllar hizmet veren Eskişehir Devlet Hastanesi, 2018 yılının ekim ayında hizmete kapatılarak boşaltıldı. Hastane binası 2020 yılında tamamen yıkılırken, alanın yeniden sağlık yatırımıyla değerlendirilmesi beklentisi sonraki yıllarda da sürdü. Eski devlet hastanesi alanına yeni bir hastane yapılması yönündeki proje ise sağlık çevrelerinin gündeminden düşmedi. Sağlık sendikaları, 2024, 2025 ve 2026 yıllarında projenin yatırım programına alınması ve ihale aşamasına gelmesine ilişkin açıklamalar yapıldığını ancak aradan geçen süreye rağmen yatırımın henüz hayata geçirilmediğini savundu.
“Kapasiteler Yetmiyor”
Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray, bir hastane için bilimsel olarak kabul edilen en yüksek yatak sayısı kapasitesinin 600 olduğuna dikkat çekerek, “Yıllardır söylediğimiz şey sorunların temelini oluşturuyor. O da sağlığın ticarileştirildiği, sağlığın alınır satılır bir meta olarak görüldüğü, mevcut iktidarın 2003 yılında uygulamaya koyduğu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’dir. Bu proje koruyucu sağlık hizmetini geri plana iter, daha çok hasta, daha çok kâr anlayışını güder ve başta ilaç, tıbbi malzeme sektörü olmak üzere sermayeye hizmet eder. Gelinen noktada, koruyucu hekimliğin yok sayıldığı, hekimlerin 3-5 dakikada hasta bakmaya zorlandığı, bu ortamda gereksiz ve çok miktarda ilaç yazıldığı, kan ve görüntüleme tetkiklerinin istenildiği, hastaların yeterli sağlık hizmet alamaması nedeniyle tekrar tekrar sağlık kurumlarına başvurduğu bir durum söz konusu. Bu ise randevu bulamamak, hasta yatağı bulamamak, acillerin çok yoğun olması, hastanelerin kapasitelerinin yetmemesi ile sonuçlanıyor” diye konuştu.

“Şehir Hastanesi Şehirden Uzak”
“Bu politika devam ettikçe, yeni hastaneler açılsa da yetmeyecektir” diyen Aksaray, “Güvenli ve güvenceli çalışma ortamında, hizmetin gerektirdiği sayıda sağlık çalışanının varlığı, sağlık hizmetinin temel koşullarındandır. Maalesef Eskişehir’de bu söylediğimiz yoktur. Hekimler ve tüm sağlık çalışanları ağır iş yükü altında adeta ezilmektedir. Temel politika değişikliğine kadar, somut olarak şu anda Eskişehir’de kamu hastanelerinin kapasitesinin artırılmasına kesin olarak gereksinim vardır. Bu artışın depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan Devlet Hastanesi’nin yerinde 600 yataklı tam teşekküllü bir hastane yapılarak sağlanması gereklidir ve bir an önce bu gerçekleştirilmelidir. Devlet Hastanesi’nin yeri, hastalarımızın ulaşımı için çok uygundur. Halkımızın büyük kısmı yoksulluk hatta açlıkla mücadele ederken, hastaneye ulaşım çok çok önemlidir. Şehir Hastanesi şehirden uzaktadır. Kent merkezinden 8 km olarak düşünülürse, gidiş dönüş bin TL’nin üzerinde bir taksi ödemesi gerekir. Çamlıca gibi daha uzak mahalleler için bu rakam 2 bin 500 TL’ye dek çıkmaktadır. Hastaların toplu taşıma yoluyla bu hastaneye ulaşmaya zorlanmasının onlara yaşatılan adeta zulüm olduğu hepimizin malumudur” dedi.
“Bölgenin İhtiyacını Karşılıyoruz”
Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, yıkılan hastanelerden dolayı şehrin kapasite problemi yaşadığını kaydederek, “En son yapmış olduğumuz sağlık planlamasının personel ısı haritası kısmında iki hastanemizin birinde 200, diğerinde 300 hemşire eksikliği var. Yunus Emre Devlet Hastanemizde 150 hemşire engelli statüsüne geçmiş durumda. Şehir Hastanesinde de yaklaşık 150-200 personel nöbet tutamıyor ve engelli pozisyonunda. Bugün bunları anlattıkça Şehir Hastanesinin veya Osmangazi Üniversitesinin tam kapasite çalışamadığını göz ardı edip, ildeki nüfusa göre ‘bu kapasite yeterli’ demek Eskişehir halkına verilmiş yanlış bir mesajdır. Çünkü hastanelerimiz diğer illerden gelen hastaları da karşılıyor. Belçika’dan ve yurt dışından gelen gurbetçilerle beraber yaz aylarında nüfus yaklaşık 150 bin kişi artıyor. Bununla birlikte Kütahya, Bilecik ve Afyon’dan gelen hasta yoğunluğu da her zaman unutuluyor” ifadelerini kullandı.

“Sağlık Çalışanları Yorgun”
Eskişehir Devlet Hastanesi alanındaki 500 yataklı yeni bir hastane projesinin söz verildiği gibi kaldığını aktaran Köksal, “Eskişehir’deki bütün sağlık çalışanları yorgun. İşe gelirken hepsinin ayakları geri geri gidiyor. ‘Biz bugün 1 milyon hastaya baktık, 2 milyon hastaya baktık, haftalık yüzlerce hastaya bakıyoruz’ dememiz; aile sağlığına bu kadar yatırım yapmış bir ülkede hastaneler arasında koordinasyonun ve sevk zincirinin oluşmaması, bunun paralelinde vatandaşların sağlık okuryazarlığının yetersiz kalması, bir haftada iki-üç farklı doktora gidip ‘Acaba bu doktor teşhisi doğru mu koydu?’ diyerek doktor doktor gezilmesinin önünün açık olması ve vatandaş ayağında herhangi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle sağlıktaki kuyruk bitmeyecektir. Sağlık ordumuz fedakâr bir şekilde fazladan çalışıyor. Bugün 160 saatlik mesaisine ek olarak 100-130 saatin üzerinde fazla mesai yapan sağlık çalışanları var. Bu kadar fedakârlığı hiçbir meslek grubunda göremezsiniz. Bunun için şehrimizin genel anlamda, büyükşehire yakışacak ve Eskişehir’i bir araya getirecek şekilde üçüncü hastane projesini bir an önce hayata geçirmesi gerekiyor” diye konuştu.
“Hizmet Yükü Ağırlaştı”
SES Şube Eş Başkanı Berna Yıldız, Eskişehir Devlet Hastanesinin Şehir Hastanesine taşınmasıyla birlikte kentte yalnızca bir hastanenin yer değiştirmediğini vurgulayarak, “Aynı zamanda kent merkezindeki mevcut sağlık kapasitesinin bir bölümü de ortadan kalkmış oldu. Eskişehir Devlet Hastanesi yıllarca kent merkezinde hizmet verirken, bugün sağlık hizmetinin önemli bir bölümü tek ve devasa bir kampüste yoğunlaşmış durumda. Üstelik Şehir Hastanesi yalnızca Eskişehir’e değil, çevre illerden gelen hastalara ve sevk zinciriyle bölgesel bir nüfusa da hizmet veriyor. Dolayısıyla bin 150 yatak var, o hâlde kapasite yeterli demek doğru değil. Çünkü bu yatakların oluşturduğu sağlık hizmeti yükünü yalnızca Eskişehir nüfusu taşımıyor. İnsanların daha çok hastalanması kadar sağlık sisteminin hastalığı önlemek yerine hastaneye başvuruyu artıran biçimde örgütlenmesi de sağlık hizmetinin yükünü büyütüyor. Devasa hastaneler yaptık ama devasa yapıların içine yeterli sağlık emekçisini koymadığınızda kapasite kâğıt üzerinde büyüyor, sahada ise sağlık çalışanın iş yükü büyüyor” dedi.

“Sağlık Hakkına Erişim Sorunu”
Hekimden hemşireye, ebeden teknisyene, yardımcı sağlık personelinden diğer çalışanlara kadar ciddi bir personel ihtiyacı doğduğunu dile getiren Yıldız, “Bizim sorunumuz yalnızca Eskişehir’in kaç yatağa ihtiyacı var değil, asıl soru şu olmalı: Eskişehir’in ihtiyacı olan sağlık hizmetini hangi sağlık sistemiyle ve hangi insan gücüyle karşılayacağız? Eski Devlet Hastanesi sadece bir bina değil, kentin merkezindeki sağlık hakkının kendisiydi. Hastaneyi kent merkezinden kaldırdığınızda yalnızca bir sağlık tesisinin yerini değiştirmiyorsunuz, insanların sağlık hizmetine ulaşma biçimini değiştiriyorsunuz. Özellikle yaşlı, engelli, kronik hastalığı olan, ekonomik olarak toplu taşımaya bağımlı insanlar açısından mesafe bir ulaşım sorunu değil, sağlık hakkına erişim sorunudur. Sağlık hizmetini vatandaşın ayağına yaklaştırmak yerine, vatandaş hastanenin ayağına gönderdik. 500 yataklı bir hastanenin yeterli olup olmadığını kim, hangi bilimsel hesapla söylüyor? Bugün 500 yatak yapıp 5 yıl sonra yetmedi demek istemiyorsak bugünden 10-20 yıl sonrasını planlamak zorundayız” ifadelerini kullandı.
Hastane Kentsel Bir Zorunluluk
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Orkun Kılıç ile İMO Şube Başkanı Oytun Gökten, kentin büyümesi ve TOKİ projeleriyle artacak nüfusun sağlık yatırımlarında dikkate alınması gerektiğini belirterek, üçüncü devlet hastanesini şehircilik açısından da ele aldı.
Eskişehir’in batı aksında hızlanan yapılaşma, yeni yerleşim alanları ve TOKİ projeleriyle birlikte üçüncü devlet hastanesi ihtiyacı şehircilik boyutuyla da gündemde. İnşaat Mühendisleri Odası temsilcileri, sağlık yatırımlarının kentin büyüme yönü ve ulaşım yükünden bağımsız planlanamayacağını belirterek, eski devlet hastanesi arazisinin geleceğinin de bu çerçevede ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Şehrin Geleceğini İlgilendiriyor”
İMO Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Kılıç, eski devlet hastanesi arazisinin kentin geleceği açısından önemli bir şehircilik konusu olduğunu belirterek, “Eskişehir mekansal olarak özellikle batı aksına doğru hızla büyümektedir. Gerek mevcut yerleşimlerin büyümesi gerekse yapılan ve inşası süren TOKİ projeleriyle birlikte bu bölgedeki nüfus yoğunluğumuz giderek artmaktadır. Artan bu demografik yükü sağlıklı bir şekilde kaldırabilmek, vatandaşlarımızın sağlık hizmetine ulaşmak için kentin bir ucundan diğer ucuna trafik çilesi çekmesini engellemek ve kilitlenen ulaşım akslarımızı rahatlatmak adına, kentin batı aksında da bir devlet hastanesinin yapılması artık kentsel bir zorunluluktur. Sağlık yatırımları, kentin ulaşım ağlarından ve büyüme yönünden bağımsız düşünülemez. Hal böyleyken, uzun süredir kente yeni bir sağlık tesisi olarak kazandırılacağı vaadiyle bekleyen 44 bin metrekarelik eski devlet hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınmıştı. Bizler; şehrimizin geleceğini, sağlığını ve tam kalbini ilgilendiren bu denli önemli gelişmeleri bir sabah uyandığımızda Resmi Gazete sayfalarından duymak istemiyoruz” diye konuştu.

“Spekülasyona neden oluyor”
İMO Şube Başkanı Gökten, eski devlet hastanesi arazisinin yalnızca devlet hastanesi, sağlık ocağı ya da sağlık birimi olarak kullanılabileceğine ilişkin bir madde konulduğunu hatırlatarak, “Bundan dolayı bu arazinin başka bir şekilde kullanılmasının söz konusu olmayacağını düşünüyoruz. Ancak bu alan çok fazla tepkiye ve spekülasyona neden oldu, bir anda özelleştirme tartışmalarının içine girdi. Artık bu şehrin yeni bir devlet hastanesine ihtiyacı var. Neden? Şehir büyüyor. Kentte batıdan doğuya, doğudan batıya doğru sürekli bir hareketlilik yaşanıyor ve yeni yaşam alanları oluşuyor. Yeni yapılan TOKİ’lerle birlikte de ciddi bir nüfus artışı söz konusu olacak. Bu ihtiyaçları karşılamak adına üçüncü bir devlet hastanesi gereklidir” dedi.





