Türkiye genelinde ve Eskişehir özelinde kuaför ve berberler her geçen gün biraz daha artıyor. Bunun karşısında Eskişehir Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Fethi Özkara, hızla dükkan açanların aynı hızla tekrar kapattığını belirtiyor. Eskişehir Berberler ve Kuaförler Odası hakkında detaylar veren Özkara, sektöre yönelik bilgileri Eskişehir Haber Ajansı’ndan Buse Kuşcu’ya aktardı. Özkara, esnafın sorunlarından bahsederek, ekonomik krizin esnafı zora soktuğunu belirtiyor.
Eskişehir Berberler ve Kuaförler Odası’nda 12 dönem başkanlık yapan Fethi Özkara, bir dönemlik aranın ardından 2026 yılında gerçekleştirilen seçimlerde yeniden başkanlığa seçildi.
Buse Kuşcu: Berberler ve Kuaförler Odası ne zaman kuruldu?
Fethi Özkara: Berberler Kuaförler Odası 1952'de kuruldu ve 507 sayılı kanunla kuruldu. Daha sonra 5362 sayılı kanunla şu anda devam ediyor.
Eskişehir’de odaya kayıtlı kaç berber ve kuaför işletmesi bulunuyor?
Şu anda toplamda 1900’ün üzerinde üyemiz bulunuyor. Bunlar tabii ki berber, kuaför, güzellik ve diğer meslek dalları diye ayrılıyor. Her biri 500-600-700 civarında, kimisi 200-300 civarında. Yeni kayıtlar da oluyor.
“Ekonomi, esnafın belini büken bir unsur”
Artan maliyetler berber ve kuaför esnafını nasıl etkiliyor?
Geçmişle değerlendirdiğimiz zaman çok fark var. İnanın geçmişteki mütevazilik şu anda yok. Bugün dükkan artışlarına baktığınız zaman ekonomi, esnafın belini büken bir unsur. Daha sonra tabii ki algı, vergi, elektrik, su, doğal gaz olmak zorunda ama tabii ki fiyat artışları yüzünden piyasayı etkilediği gibi meslektaşımızı etkiliyor ve maliyetleri de etkiliyor. Tabii ki böyle olunca bu sefer şöyle bir şey kullanılıyor. “Berbere, kuaföre ne olacak canım bir makas, tarak değil mi” denilmesi hiç de hoş olmuyor aslında. Çünkü her meslek dalının kendine göre kolaylığı ve zorluğu vardır. Yetişmişliğin, yetişebilmenin, belli bir zaman harcamanın, maddi manevi… Tabii ki bu da maliyetleri illa ki artırıyor. Ama ana etken esnafımızın belini büken ilk önce kiralar.
“Şimdiki çocuklarımız hemen pes etme gayretinde”
Çırak yetiştirme konusunda eskiye göre ne gibi farklılıklar gözlemliyorsunuz?
Geçmişten bugüne baktığımız zaman biz kendi çıraklığımızı baz aldığımızda bizim ustamıza olan saygımız, kalfamıza olan saygımız, yanımızda çalışan arkadaşımıza olan saygı ve sevgimizin her zaman iç içe olduğunu daha iyi görüyoruz. Sebebi şu: Ustamızın bize olan değer yargılarını kendilerinin bize sevgi ve saygı göstermesinden dolayı diyebilirim. Neden? Çünkü otoriteyi sağlama açısından yaptıkları çalışma nezdinde bizi daha iyi ileriye hazırlayabilme açısından bu tarz bir otorite güzelliği vardı. O otoriteyi şimdi yapamıyorsunuz. Sebebi ne? Şimdiki yeni nesil grubumuzu kesinlikle bağramıyorsunuz, kızamıyorsunuz. Tabiri caizse geçmişin sopası, bir tokat, bir vurmaktı. Şimdi çocuk veyahut da aileler ayağa kalkıyor. Bu aynı zamanda eğitimde de böyle. Eğitimde de kalmadı böyle bir şey. Tabii ki aşırı derecede demek istemiyorum, bu yanlış anlaşılmasın, saygı korkusu vardır. Saygı korkusu, adabı, edep meselesi, gelenek ve göreneklerimizi sergileyen unsurların içerisinde olduğu için o saygı korkusu. Babadan, büyükten, anneden nasıl korkarız, “aman işte bize kızmasın, dövmesin” diye, aynı şekilde öğretmenimiz için de ustamız için de bu böyledir. Laf işitmeyelim, biz laf işittiğimiz zaman, bir söz işittiğimiz zaman gururumuza dokunur, daha çok çalışma gayreti gösterirdik. Ama şimdiki çocuklarımız hemen pes etme gayretinde. O da bizi üzüyor. Maalesef çıraklarda da bu sorunlarımız oluyor.
“Kardeşlerimizin en iyi şekilde yanında olmaya devam edeceğiz”
Oda olarak üyelerinizi bilinçlendirmek için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?
Biz yaklaşık 4 aydır görevdeyiz. Tabii ki plan ve projelerimiz var. Bildiğiniz üzere bu sene Esnaf Odaları'nın seçimleri, ondan sonra Esnaf Odaları Birliği'nin seçimleri, federasyonların seçimi, şimdi konfederasyonun seçimleri derken hep bu ilk yıl bir seçim yılı oluyor. Çalışmalardan dolayı bizim kendi odamızla ilgili çalışmalarımız maalesef biraz geride kalıyor. Eğitim sisteminden tutun, her türlü konumda üyemizin yanında olduğumuzu her daim gösterdiğimiz gibi bu konuyla da çalışmalarımız var, projelerimiz var. Geleceğe daha güzel adımlar için kardeşlerimizin en iyi şekilde yanında olmaya devam edeceğiz.
“3 ay eğitim alarak iş yeri açma belgesi aldım diye sevinmesinler”
Eskişehir’de berber ve kuaför esnafının en büyük sorunu nedir? Odanın bu konuda çözüm önerileri var mı?
Diploma alma unsurlarında 3 ay eğitim alıp da salon açmaya çalışan arkadaşlarımıza da sizin aracılığınızla şunu söylemek isterim: 3 ay, 3,5 ay bir eğitim alarak, saatlerce eğitim alarak iş yeri açma belgesi aldım diye sevinmesinler. Kendilerinin ne kadar yetiştiğini görsünler. Kendilerinin ne kadar bir hizmet verebileceği noktasına gelsinler. Veyahut da ne kadar o kursun sonunda bir stajyer niteliğine ne kadar çalışmışlar, bunlara bakmalılar. Hemen dükkan açma düşüncelerine varmamaları lazım. Çünkü dükkan açma düşüncesine giren kardeşlerimiz 3 ay veya 6 ay veriyor. 3 ay veya 6 ay dükkanların kapanmasına neden oluyor. Bu da mali açıdan ailesine ve kendisine maddi zarar oluyor. Yazık, günahtır. “Hemen dükkan açayım, dükkan sahibi olayım, patron olayım” hayallerine girmesinler. İlla ki dükkan sahibi olacaklardır. İlla ki herkesin hayalleri vardır. Ama “3 ayda yetiştim” deyip dükkan açılan yerleri de görüyoruz ve kapandığı zaman biz de üzülüyoruz. Aynı zamanda üyemizi de kaybediyoruz. Yani bu sefer ne oluyor? Haksız rekabet unsuru artıyor. Bu sefer gerçek sanatkar ruhunu taşıyan insanların, çocukluğundan beri yetişmiş vecibeleri yerine getiren insanlara da aynı zamanda sanatsal veride zarar veriyor. Bu da çok önemli. Bugün bir iş yeri açıldığında diplomasının olması lazım. Usta öğreticinin olması lazım ve kendi sanatında yetişmişliğinin gerçekten var olduğunu bilmesi lazım. Bir sanatkar kolay yetişmiyor. 3 ayda değil efendim, 5 yıl, 10 yıl geçmesi lazım ki sanatkar sanatkarlığını hissetsin, müşteri hizmetindeki hizmeti hissetsin. Bunlar önemli faktörler.
“Dağılım hep aynı noktalarda birleşiyor”
Kentte yeni açılan işletmelerin sayısında artış mı var, azalış mı?
Eskişehir'imizin biliyorsun 1 milyona yakın nüfusu var. Bugün matematiksel baktığınız zaman 1 milyon bir nüfusa 2 bin tane kuaför çok fazladır. Fakat dağılım hep aynı noktalarda birleşiyor. Aynı merkezlerde birleşiyor. Dağılım aynı merkezlerde birleştiği için yoğunluk varmış gibi görünüyor. Oysa dağılım her mahallede, her tarafta. Bir mahallede 3 tane, 5 tane olan yerde şimdi 15-20 tane kuaför var. Evet hem kuaför hem erkek berberleri var. Çünkü herkes birisinin yanında çalışmaktan ziyade iş yeri sahibi olup patron olmak istiyor. Patron olmak duygusu çok güzeldir. Ama idareci ve çalıştırıcı olan bir kişinin de iş yerini; sanatını, sanatkarlığını bir patron edasıyla değil, bir çalışan edasıyla uygulamaya çalışması, insan ilişkilerinin çok iyi idare edilmesi, idareciliğin de kolay olmadığı burada aşikar bellidir. Onun için kolay değil. Esnaf olmak gerçekten zordur ve sanatkar olup da güzel bir şekilde idareyi sağlamak da kolay değildir. Çünkü iç muhasebeyi de idare edebilmek lazım.
“Çırak bedellerini devletimiz kesti”
Esnafın sizden en çok talep ettiği konu ne oluyor?
Esnaf, kiralardan tutun, haksız rekabetlerin önlenmesiyle ilgili bize sürekli geliyor. Mesela çırak bedellerini devletimiz kesti. Şimdi onların da ödenmesi taraftarıyız. Bunla ilgili önümüzdeki günlerde inşallah o müjdeyi alacağız diye düşünüyorum. Çünkü bakanlığımızda bu konuda çalışmalar vardı. Çünkü esnafın çırak çalıştırmak istemeyişinin sebebi şu: Mali külfetinin artması. Develetin, işverene vermiş olduğunu biz çalışanlarımıza veriyoruz. Çünkü o katkı sağlıyor. O katkıyı sağladığı için esnafımızı biraz rahatlatıyordu. Şimdi bu da ortadan kaldırıldı. Şimdi tekrar bir daha gündeme gelmesi için inşallah çalışmalar var. Bakanlarda bu konuda çalışmalar yapıldı.
“Başkanları her zaman onların yanında”
Aynı zamanda bir noktada şunu da söylemek isterim: Bizde sadece berber ve kuaför meslek grubu yok. Diğer meslek grupları da var. Temizlik grupları, fitnessler, pilatesler, diş protezcileri… Onlar da bizim üyemiz. Bu konuda onlar için de genel anlamda çalışmalar yapmak istiyoruz. Yeter ki odalarına sahip çıksınlar, odalarının yanında olsunlar. Başkanları her zaman onların yanında.