Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, EHA Medya Grup Başkanı Soner Yüksel’in hazırlayıp sunduğu “Sarı Koltuk” programının konuğu oldu.

Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı, ilçenin en önemli gündem maddelerinden biri olan Sakaryabaşı’ndaki su krizi, derin kuyular ve tarımsal sulama sorunlarına dair detayları paylaştı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın ilçeye gerçekleştirdiği ziyarette yaşanan davet krizine de değinen Konakçı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yaşanan bürokratik engelleri, tasarruf genelgesine takılan projeleri ve CHP içindeki "mutlak butlan" tartışmalarını değerlendirdi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile koordineli yürütülen yol ve altyapı çalışmalarına dair bütçe verilerini de açıklayan Konakcı, Çifteler halkına yeni imar planı müjdesini verirken, ilçeye kazandırılması planlanan vakıf tabanlı huzurevi modelini de ilk kez Sarı Koltuk’ta anlattı.

"20 Haziran itibarıyla gölette su kalmadı"

Eskişehir için hayati önem taşıyan ve bu nehrin doğduğu bu özel alanda, son iki yıldır ciddi bir su çekilmesi yaşandı. Son dönemde su seviyesi biraz toparlanmış olsa da sorun tamamen çözülmüş değil. Vatandaşların da merak ettiği bu süreçte tam olarak ne oldu? Yaşanan bu su çekilmesinin temel sebepleri nelerdir?

Sakaryabaşı, son iki yıldır oldukça popüler bir yer haline geldi. Özellikle bu yıl bakanlar, milletvekilleri ve birçok bürokrat tarafından sıkça ziyaret edildi. Aslında burada ciddi sorunlar yaşanıyordu. Bildiğiniz gibi, 2024 yılında göreve geldikten sonra bölgede bir bakım çalışması gerçekleştirdik. Bu, sadece bizim değil, geçmiş yıllarda tüm belediye başkanlarının rutin olarak yaptığı bir işlemdi. Genelde kapaklar açılır, ana gölet temizlenir, ardından kapaklar kapatılarak su akışının normal seyrinde devam etmesi sağlanırdı. Biz de temizliği sorunsuz tamamladık; hatta hatırlarsanız 19 Mayıs’ta burada flyboard gösterileri bile düzenledik. Ancak 20 Haziran’a geldiğimizde gölette hiç su kalmadı. Teknik ekibimizle görüştüğümüzde, bu durumun sadece bu yıla özgü olmadığını, son 2-3 yıldır benzer sorunların yaşandığını öğrendik. Geçmişte ağustos veya temmuz aylarında yaşanan su çekilmesi, bir önceki yıl haziranda, geçen yıl ise 10 Mayıs gibi çok erken bir tarihte gerçekleşti.

"DSİ bizi suçladı ancak sorun kapaklarda değil"

Bu duruma suskun kalamazdık ve bir farkındalık yaratmak istedik. Ancak bundan da önce, bölgeden sorumlu olan DSİ Bölge Müdürlüğü’ne resmi yazılarımızı yazdık. Bizzat görüşmeye gittik. Kendilerine, 'Burada vahim bir durum var ve bölge halkı olarak doğrudan etkileniyoruz. Burası Sakarya Nehri'nin doğduğu yer, bölgenin incisi ve demokrasi mitinginin ilk yapıldığı yer. Lütfen burayı atıl bırakmayalım, bize yardımcı olun' dedik. Herhangi bir destek göremedik. Dolayısıyla resim çalıştayları, sosyal medya paylaşımları meclis konuşmaları ile bölgedeki sıkıntıya dikkat çekmeye çalıştık. Hiçbir cevap alamadığımız gibi, DSİ bizi 'yanlış işlem yaparak kapakları açmakla' suçladı. Biz de, 'Çifteler’de bu kapaklar 50 yıldır açılıp kapanıyor. Biz kapatınca da su tekrar doldu, sorun kapaklarda değil, burada başka bir problem var. Bu problemi çözecek olan da sizsiniz. Gelin ilgilenin, yapamıyorsanız yetkiyi bize verin, ESKİ ile birlikte bu çalışmayı biz yürütelim' dedik. Yine de bir sonuç alamayınca, konuyu belediye meclisinde dile getirdim. Son çare olarak AK Parti İl Başkanı Gürhan Bey’i ziyaret ettik. Buranın siyaset üstü bir değer olduğunu, ilçemizin yerel turizminin ve esnafının bu durumdan çok büyük zarar gördüğünü anlattık. Sağ olsun kendisi ilgilendi ve çözüm sözü verdi. Ardından bölgede çalışmalar başladı.

"Su doluluk oranı arttı ancak akış henüz sağlanamadı"

Söz konusu alan, yaklaşık 2000 metrekare büyüklüğünde ve Çifteler Belediyesi’nin tapulu mülküdür. 2018'de başlayan süreç sonunda, 2022 yılında 'Doğal Yaşamı Koruma Alanı' olarak tescil edildi ancak mülkiyeti hala bizdedir. Buna rağmen DSİ, alanda başlattığı 2 - 2,5 aylık çalışma boyunca bize ne yapılacağına dair hiçbir bilgi vermedi; süreci tamamen kendi başlarına yürüttüler. Şu an geldiğimiz noktada, gölet henüz eski görüntüsüne tam olarak kavuşamamış olsa da su doluluk oranı önemli bir seviyeye ulaştı. Tek sorun, karşı tarafa doğru bir su akışının olmaması. Yeni bir kaynak beslemesi olmadığı için su şu an oldukça durgun. Yine de umut ediyoruz ki önümüzdeki süreçte bu sorun da çözülecek ve o şelalelerden sular yeniden gürül gürül akacaktır.

“Buradaki suyun varlığı da yokluğu da DSİ’nin yönetimindedir"

Bu bölgenin bir insanı olarak, memleketin olduğu için yakından biliyorum ki göletteki sızıntıların yanı sıra, yoğun kuyu kullanımı ve vahşi sulama gibi ciddi sorunlar var. Uzmanlar da asıl boşalmanın bundan kaynaklandığını söylüyor. Şu an gölet biraz su topladı ancak kritik tarımsal sulama dönemindeyiz. Bu kuyulara ve vahşi sulamaya yönelik kalıcı bir çözüm bulundu mu?

Belirttiğim gibi, DSİ bize bu konuda hiçbir açıklama yapmıyor. Suyun asıl çekilme sebebi derin kuyular mı, debi azalması mı yoksa başka etkenler mi, net olarak bilmiyoruz; çünkü elimizde bilimsel bir veri yok ve bizimle hiçbir bilgi paylaşılmadı. Nasıl bir çalışma yürüttüklerini, gelecekte bu suyun burada kalıcı olup olmayacağını da bilmiyoruz. Bizim asıl kaygımız ve DSİ'den temel talebimiz, bölgede gözle görülür derecede fazla olan su kaçaklarının tamir edilmesiydi. Tabii ki bu suyun kaynağı nereden besleniyor, yukarı havzalarda bu sular tükendi mi, bunu da incelemek gerek. Elbette kuraklık da bu süreçte büyük bir etken. Ancak bölgedeki tüm çalışmalar tamamen DSİ’nin sorumluluğunda. Neticede, buradaki suyu yok eden de var eden de DSİ'dir.

"Suçlamaların hedefinde olmamızın nedeni siyasidir"

Bazı siyasiler öyle bir beyanat veriyor ki, sanki buradaki suyu “Zehra Konakcı’ içmiş de ondan bitmiş gibi... AK Parti tüm siyasi kadrosuyla burada birkaç kez toplantı düzenleyerek doğrudan belediyeyi hedef alan suçlamalarda bulundu. Bu suçlamalar sizi rahatsız etmiyor mu?

Bu durum bizi oldukça rahatsız etti. Belirttiğim gibi, biz göreve geldiğimizde zaten suda ciddi bir azalma vardı. Biz suyu yok etmiyoruz ki; böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Zehra Konakcı suyun hepsini içemez. Mümkün değil ama buna inanlarda oldu. Türkiye’deki siyasi iklimi hepimiz biliyoruz; ortada bir sorun varsa mutlaka ihale edilecek bir kabahatli aranır. Şu anda da Sakarya Nehri’nin bu hale gelmesinin suçlusu Çifteler Belediyesi oldu. Açıkça ifade etmek gerekirse, biz Cumhuriyet Halk Partili bir belediye olmasaydık bu suçlamaların hiçbiri bize yüklenmeyecekti. Kabahatimiz

Cumhuriyet Halk Partili belediye olmamız. Bizden önceki dönemlerde de bu alana birçok müdahale yapıldı; DSİ çalışmalar yürüttü, geçmiş belediye başkanları da temizlik için kapakları açıp rutin bakımları gerçekleştirdi. Ancak burada tek bir sorun var bizim Cumhuriyet Halk Partili belediye olmamız. DSİ de bir suçlu bulunduğu için vicdanını rahatlatmıştır. Bu suçlamaları kesinlikle kabul etmiyor. Burası bizim göz bebeğimiz. Biz burada bir farkındalık yaratarak konunun ne kadar hayati olduğunu tüm kamuoyuna gösterdik. Eğer biz bu durumu gündeme getirip sesimizi duyurmasaydık, muhtemelen kimse gelip bölgeyle ilgilenmeyecekti bile…

“Tarım ilçesinde bakanın geldiğinden ne belediyenin ne de üreticinin haberi yok"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın geçtiğimiz aylarda Sakaryabaşı’na gerçekleştirdiği ziyarette yer almadınız. Bu resmi program için Çifteler Belediyesi’ne bir davet ulaştı mı, yoksa belediyeniz sürecin dışında mı tutuldu?

Sayın Bakanımızın Çifteler’e gelmesinden dolayı kendisine teşekkür ediyoruz. Ancak ne yazık ki bu ziyaretten bana bilgi verilmedi; davet de edilmedim, haberim de olmadı. Eğer haberim olsaydı, davet edilmesem bile muhakkak katılır; Sayın Bakanımıza ilçemiz adına aktarmak istediğim konuları bizzat iletirdim. Bu ziyarette beni üzen iki önemli nokta oldu: Birincisi, Tarım ve Orman Bakanı Çifteler’e geliyor ama bölge çiftçisinin bundan haberi yok. Çiftçilerimizin çok büyük sorunları var. Biliyorsunuz, DSİ çok zamansız bir kararla kuyulara saat taktıracağını açıkladı. Oysa çiftçimiz bir yıl önceden tarlasını kiralamış, ürün desenini seçmiş ve ne ekeceğine karar vermişti. Bu zamansız planlama yüzünden su saati zorunluluğu birçok üreticimizi mağdur etti. Bence o gün çiftçilerimizin de orada olması ve sorunlarını bakana anlatması gerekiyordu. Üzüldüğüm ikinci nokta ise söz konusu alan Çifteler Belediyesi’nin tapulu mülküdür ve sorumluluğu bize aittir. Bize haber verilmediği gibi, direklerdeki belediye bayraklarımız indirilerek yerine Tarım ve Orman Bakanlığı ile DSİ bayrakları asılmış. Bakanlığın işçileri gelip sahada temizlik yapmış. Eğer bunları bizden talep etselerdi, bizi yok saymasalardı, Sayın Bakanımızı en iyi şekilde ağırlar, her türlü kolaylığı sağlardık. Çünkü devletimizin makamına saygımız sonsuzdur. Maalesef tüm bunlardan bakan gittikten sonra haberim oldu. Olsaydı belediyemizin ve ilçemizin sorunlarını aktarırdım. Ne yazık ki yine Cumhuriyet Halk Partili bir belediye olmanın ayrımcılığına maruz kaldık.

"Destek noktasında bir eksiklik yok, zamanlama uygun olmadı"

AK Parti kadroları bu süreçte bölgeye gelerek iddialarını yüksek sesle dile getirdi. Ancak kamuoyunda, kendi partiniz olan CHP’nin gerek genel merkez gerekse bölge nezdinde bu farkındalığa ve iddialara karşı aynı güçte bir reaksiyon göstermediği yönünde bir algı var. Kendi partinizin bu süreçteki desteğini yeterli buluyor musunuz?

Aslında destek noktasında bir eksiklik yok, sadece zamanlamalar pek uygun olmadı. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, diğer belediye başkanı arkadaşlarımız ve milletvekillerimiz gerek basında gerekse sosyal medya aracılığıyla desteklerini açıkladılar. Sayın Bakan’ın bölgeyi ziyaretinin ardından, burada tüm belediye başkanlarımızla birlikte ortak bir basın açıklaması yapmayı planlıyorduk. Ancak tam o süreçte Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik bir operasyon düzenlendi ve ardından mutlak butlan kararı çıktı. O yüzden bu planlamayı ertelemek zorunda kaldık. Ancak en kısa sürede hem milletvekillerimiz hem de belediye başkanlarımızın katılımıyla burada kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştireceğiz.

"İlçedeki siyasi çekişmeler sadece ve sadece halka zarar veriyor”

Sakaryabaşı aynı zamanda yoğun turist çeken bir mesire ve piknik alanı. Ancak eskiden vatandaşların kullandığı çeşmelerde şu an su akmıyor. Ayrıca su kenarında bulunan tesislerden bir tanesinin kaldırıldığını görüyoruz. Piknik alanındaki bu altyapı eksiklikleri ve tesislerin durumu ne olacak?

İlçedeki siyasi çekişmeler ne yazık ki halkımıza büyük zarar veriyor. Sakaryabaşı, her Çiftelerli gibi benim için de, halkımız için de çok kıymetli bir değerdir. Ancak bu siyasi çekişme maalesef ki bunları öldürüyor. Çifteler’de Cumhuriyet Halk Partili bir belediyenin seçimi kazanmasının nelere mal olduğunu hep birlikte görüyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri bir şikayet üzerine buraya geldi. Alanın 'Doğal Yaşamı Koruma Alanı' statüsünde olmasını gerekçe göstererek, geçmişe dönük ecrimisil (haksız işgal tazminatı) bedellerini de tahsil edip burayı elimizden aldılar; dolayısıyla mevcut işletmeciyi de oradan çıkardılar. Şu anda o tesisin mülkiyeti artık Çifteler Belediyesi’ne ait değil. Her zaman söylüyorum; eğer burada AK Partili bir belediye başkanı olsaydı bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Bu durumu AK Parti İlçe Başkanı’na da açıkça ifade ediyorum: Eğer yaptığımız siyaset halka zarar veriyorsa, biz bu siyaseti bırakalım. Bahsettiğiniz çeşmeler 20-25 yıl önce, vatandaşların piknik yaparken kullanması için inşa edilmiş. Ancak geçen yıl Kurban Bayramı’nda, DSİ ile yaşanan bu çekişmeler yüzünden yine bir şikayet yapıldı ve hakkımda soruşturma açıldı. İlçemize gelen müfettişe konuyu izah ettik; bu çeşmelerin bizim dönemimizde yapılmadığını belirttik. Kurban Bayramı temizliği döneminde havzada su yoktu. Su olmayınca zemin balçık ve bataklığa dönüştü, burayı sineklerden arındırmak için temizlememiz gerekiyordu. Arkadaşlarımız da doğal yapıya zarar vermeyecek şekilde, kepçe yardımıyla o bataklık alanı temizleyip düzelttiler. Tabii buraya gelen bazı kişiler videolar çekip 'belediye buradaki doğal su kaynağını kurutuyor' diyerek yayınlamışlar. Buradaki çeşmelerin kaynağa aktığını söylüyorlar. Bir diğer konuda bulunduğumuz alandaki çimlerin durumu…Biz doğal olarak bu bölgedeki sulama hatlarından beslenerek rekreasyon alanlarımızın sulamasını yapıyoruz. Bunu ben başlatmadım, yıllardır süregelen bir uygulamadır. Ancak şu an görevde ben olduğum için hakkımda suç duyurusunda bulundular.

"Müdahale Etsek 'koruma alanı' deniyor, etmesek vatandaş mağdur oluyor"

Yanlış görmediysem sulama işlemi için çevrede su motorları kullanıyor…

Bölgedeki tarla sahipleri, DSİ’ye ücretini ödeyerek bu kaynaktan sulama yapabiliyorlar. Onlara serbest. Hemen karşı tarafta Ankara Üniversitesi’ne ait tesisler var; onlar da balık üretim havuzları için yine bu kaynaktan doğrudan su alıyorlar. Ancak her nedense, aynı kaynaktan rekreasyon alanlarını sulamak için faydalanan Çifteler Belediyesi olunca suçlu ilan ediliyoruz. Biz bu durumu halkımıza nasıl anlatacağız? Alana müdahale ettiğimizde yetkililer, 'Bölge doğal yaşamı koruma alanı altında, hiçbir şeye dokunmayın' diyor. Dokunmadığımız zaman da bu kez vatandaşlarımız mağdur oluyor. Çeşmeleri bu yüzden açamıyoruz. Öte yandan, buradaki diğer işletmelerin ve tesislerin kullandığı sular bunca yıldır nereye gidiyordu? Belirttiğiniz gibi, bölgede sulama yapan bir sürü çiftçimiz var ve DSİ bu sulamalardan kendi ücretini düzenli olarak tahsil ediyor; yani orada sulama yapıldığını çok iyi biliyor. Dolayısıyla, bunun tek sebebi var; Bizim Cumhuriyet Halk Partili bir belediye olmamız. Bunun arkasında başka bir sebep bulamıyorum.

"Borç yüküne ve kısıtlamalara rağmen hizmet üretmeye odaklandık"

Cumhuriyet Halk Partili bir yerel yönetici olarak Çifteler’deki genel hizmet sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Göreve geldiğimiz günden beri halkımıza hak ettiği hizmeti sunmak için yoğun bir gayret gösteriyoruz. Görevi devraldığımızda ciddi bir borç yükü vardı, ardından tasarruf tedbirleri geldi. Ancak biz hiçbir zaman 'Bize şunu yaptırmıyorlar, bunu engelliyorlar' diye bir serzenişte bulunmuyoruz. Çünkü halkımız bizden masal anlatmamızı değil hizmet bekliyor. Görev süremiz boyunca Çifteler’de finansal kaynaklarımızı en doğru şekilde kullanarak hizmet üretmeye odaklandık.

"1 kilometre asfaltın maliyeti 7 milyon lirayı buluyor"

Seçim döneminden önce de biliyorduk ki ilçe halkımızın en büyük sorunu yollardı. Geldiğimiz günden bu yana yaklaşık 10-12 kilometrelik bir yol çalışmasını tamamladık ve devam ediyoruz. Vatandaşımız son derece haklı; bu çağda hala evinin önünde asfalt olmaması kabul edilemez. Çifteler, coğrafi olarak çok geniş bir yol ağına sahip. Neresinden baksanız 300 ila 500 kilometre arasında yol yapılması gerekiyor. Dolayısıyla mevcut bütçemizle tüm bu yolları bir anda bitirmemiz mümkün değil. Tahmini 300 ila 500 kilometre yol yapmamız gerekiyor. Geçen yıl 1 kilometre asfaltın maliyeti 5 milyon lirayken, bugünkü şartlarda bu rakam 7 milyon lirayı buluyor. Yani tüm yolları yenilemek için milyarlarca liralık bir bütçe gerekiyor. Büyükşehir Belediyemizin de desteği ve kendi imkanlarımızla süreci son derece başarılı bir şekilde yönetiyoruz. Bu yıl Büyükşehir ile 20 milyon liralık bir ortak hizmet protokolü imzaladık. Kendi bütçemiz ve onların lojistik desteğiyle asfalt ve yol çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz.

“Ayşe Ünlüce her konuda arkamızda dağ gibi duruyor”

2014 yılında ilçemizin içme suyu hatları yenilenmiş; bu olması gereken doğru ve güzel bir proje. Ancak kullanılan borular nedeniyle hatlar kısa sürede atıl duruma düştü ve sürekli şebeke patlakları yaşanmaya başladı. Şu an altımızdaki altyapı adeta canlı bir bomba gibi. ESKİ bu konuda çok ciddi yenileme çalışmaları yürütüyor. Biz de koordineli bir şekilde, ESKİ’nin altyapıyı tamamladığı yerlerde hiç vakit kaybetmeden üst yapı ve yol çalışmalarına geçiyoruz. Çifteler halkı adına, her konuda arkamızda duvar gibi duran ve desteklerini esirgemeyen Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce'ye bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum.

"Çizimleri hazır olan projemiz tasarruf genelgesine takıldı"

Cumhuriyet Meydanı'mızın çevre düzenlemesini Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte tamamlamıştık. Biz de bu meydanda vatandaşlarımızın kullanımına sunulmak üzere bir kafeterya projesi hayata geçirmeyi planlıyorduk. Hatta projenin tüm çizimlerini hazırlatmış, ihale aşamasına kadar gelmiştik. Ancak ne yazık ki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek onay çıkmadı. Bakanlıktan izin yazısı gelmediği için de tasarruf genelgesi kapsamında ihaleyi gerçekleştiremedik ve projemizi şu an için askıya almak zorunda kaldık. Ancak bu alanı ilçemize kazandırma kararlılığımız sürüyor; önümüzdeki dönemlerde bu projeyi mutlaka tekrar gündemimize alacağız.

"Sakaryabaşı'nı vizyon bir projeyle turizme güçlü şekilde kazandıracağız”

Seçim dönemi vaatlerimizin arasında da yer aldığı gibi, en büyük hedeflerimizden biri Sakaryabaşı'nı vizyon bir projeyle turizme çok daha güçlü bir şekilde kazandırmaktı. Ancak buranın 'Doğal Sit Alanı' ve koruma bölgesi olması, önümüzde ciddi bir bürokratik engel oluşturuyor. Öyle ki, şu an mevcut mevzuatlar nedeniyle bölgede adeta bir ampulü bile değiştiremiyoruz. Örneğin karşıda gördüğünüz duvarları çevre düzenlemesi kapsamında yenileyelim, buradaki görüntü kirliliğini ortadan kaldıralım dedik; maalesef ona bile müsaade etmediler. Aslında bizim planladığımız dokunuşlar, doğal yaşama ve koruma alanına zarar verecek çalışmalar kesinlikle değil. Fakat ne olursa olsun pes etmeyecek ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Projemizi yasal zeminlere uygun şekilde titizlikle hazırlayacağız. Çifteler’e çok daha estetik, temiz ve Türkiye'ye örnek olacak bir Sakaryabaşı kazandırmak için mücadelemizi asla bırakmayacağız.

“İki buçuk yıllık imar çalışmasında sona gelindi”

Anlattıklarınızdan, Çifteler'de hayata geçirilen ya da bürokratik engellere takılan projelerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile sık sık karşı karşıya geldiğiniz anlaşılıyor…

Evet, maalesef hemen her konuda ciddi olumsuzluklar yaşıyoruz. Bunları yaşamasak projelerimizi çok daha hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Göreve geldiğimiz günden bu yana, yaklaşık iki buçuk yıldır ilçemizde kapsamlı bir imar çalışması yürütüyoruz. Tabii bu süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın pek çok engeline takıldık ve süreç çok uzadı. Ancak tüm bu zorluklara rağmen buradan Çifteler halkına büyük bir müjde vermek istiyorum: Birlikte yürüttüğümüz harita ve imar çalışmamız tamamlandı. Geçtiğimiz ay Çifteler Belediye Meclisimizde oy çokluğuyla kabul edilerek onaylandı. Şu anda süreç Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi'nde bulunuyor. İnşallah oradan da onay alıp geçtikten sonra bir aylık resmi askı süreci başlayacak ve yapılan itirazlar değerlendirilecek. Bir aksilik olmazsa, yaklaşık iki ay sonra Çifteler’e bu büyük müjdenin sevincini hep birlikte yaşatacağız.

"Çifteler'e Sorgun modeliyle vakıf tabanlı yaşlı bakımevi kazandırmayı hedefliyoruz”

Diğer bazı ilçelerde hayırseverlerin kamu yatırımlarına ciddi destek sağladığı görülüyor. Çifteler’de de maddi durumu iyi olan ve katkı sunabilecek çok sayıda isim olduğunu biliyoruz. Ancak şu ana kadar birkaç isim dışında bu tür destekleri pek göremedik. Sizin döneminizde, bu hayırseverlerle ilçe arasında projeler bazında sağlıklı bir iş birliği ve akış sağlanabiliyor mu?

Çifteler, diğer 12 ilçeyle kıyaslandığında ticari sirkülasyonun son derece işlevsel olduğu bir merkez. Biz Çifteler’i sadece kendi sınırlarından ibaret görmüyoruz; bugün Seyitgazi'nin Bardakçı ve Cevizli gibi mahalleleri, Sivrihisar’ın Kaymaz dahil 7-8 köyü ve Emirdağ’ın sınır köyleri bütün ekonomik alışverişlerini Çifteler’den yapıyor. Dolayısıyla ilçemiz, çok ciddi bir bölgesel potansiyale sahip. Bahsettiğiniz hayırsever dostlarımızla daha önce bir araya gelerek bir çalıştay gerçekleştirmiştik; yakın zamanda bu çalıştayı tekrarlayacağız. Memleketlerini çok seven bu değerlerimizin ilçemize büyük katkıları olacağına yürekten inanıyorum. Onların desteğiyle Çifteler’e bir yaşlı bakımevi kazandırmayı çok istiyoruz. Çünkü genel olarak nüfusumuz yaşlanıyor ve ilçemizde de bakım ve ilgiye ihtiyaç duyan çok sayıda yaşlımız var; onların bir an önce koruma altına alınması gerekiyor. Tabii takdir edersiniz ki böyle bir huzurevinin tüm giderlerini sadece Çifteler Belediyesi bütçesiyle karşılamak ve sürdürülebilir kılmak oldukça zor. Bu doğrultuda Yozgat Sorgun’daki başarılı bir modeli örnek aldık ve oradaki uzman hocalarımızı ilçemize davet ettik. Projenin işleyişi aklımıza çok yattı. Bu modeldeki en güzel detay, Çifteler’in yaşlısının kendi toprağında kalması. Kuracağımız bir vakıf aracılığıyla bu bakımevinin işletilmesini ve devamlılığını sağlayacağız. Büyüklerimiz gündüz akrabalarını, komşularını ziyaret ederek sosyal yaşamdan ve bölgeden kopmayacaklar; akşamları ise bakımevinde güvenle kalıp her türlü ihtiyaçlarını karşılayacaklar. İnanıyorum ki Çiftelerli hayırseverlerimiz bu değerli projede bizlere en büyük desteği verecektir.

“Mutlak butlan kararı demokrasiye yapılmış bir darbedir”

CHP’deki mutlak butlan kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu karar, açıkça demokrasiye yapılmış bir darbedir. Siyasi tarihimizde bugüne kadar örneğine rastlanmamış bir 'mutlak butlan' kararı verilmiştir. Dolayısıyla vatanını, ülkesini seven, demokrasiye inanan, aklıselim ve sağduyu sahibi herkes bu kararın karşısındadır. Burada mesele sadece Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir; bu tür hukuk dışı müdahalelerle asıl kaybeden ülkemiz oluyor. Ben bir belediye başkanı olarak bu karara kesinlikle karşıyım. CHP’nin bu süreci kendi içinde çözeceğine inanıyorum. Bir an önce çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Bu zorlu süreçler gelip geçecektir. Tabii ki CHP’li olmak kolay değil. Biz 100 yılı aşkın köklü geçmişiyle bu ülkenin kuruluşunun ve kurtuluşunun partisiyiz. Ne gerekiyorsa sonuna kadar mücadele etmek için buradayız. Eğer kolayı tercih edecek olsaydık, başka partilerden aday olur; bir sürü hibe ve devlet desteğini arkamıza alarak iş yapardık. Ancak ben her zaman zoru başarmayı severim. İnancımızı yitirmeden halkımız için mücadeleye devam edeceğiz.