Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı Ayhan Kavas, EHA Medya Grup Başkanı Soner Yüksel’in hazırlayıp sunduğu “Sarı Koltuk” programının konuğu oldu.
“Şehir olarak bir araya gelip, gerekli tedbirleri almamız gerekiyor”
-Konu su olunca çok hassas bir hale geliyor. Orada vatandaşların susuz kaldığındaki yakınmalarını, eleştirilerini çok haklı buluyorum. Buna hiç söyleyecek bir şey olmaz. Ama bu konunun siyasi malzeme haline getirilmesi, istifa istenmesi, buna benzer taleplerin olması, eleştirirken aslında bir çözüm üretmek ya da çözümle ilgili bir şeyler söylemek yerine “o istifa etsin beceremiyorsunuz, yönetemiyorsunuz” gibi amacını ve haddini aşan eleştiriler getirilmesini doğru bulmak mümkün değil. Yani su konusu çok önemli bir konu. Burada çıkartılması gereken bir ders var. Biz çeşitli sebeplerden dolayı çok da uzun olmayan sürelerde susuz kaldık. Buradan bence bunu krizi fırsata çevirip buradan ders alarak bizim orta-uzun vadede Türkiye'nin yaşadığı bu kuraklıktan etkilenmemek için Eskişehir'in uzun ve kalıcı susuzluk yaşamaması için gerekli tedbirleri almamız ve hep beraber kim üstüne ne düşünüyorsa yapması lazım. Burada tabii ki ESKİ'nin, belediyenin yapacağı işler var, DSİ'nin yapacağı işler var ama vatandaşın da tasarruf başta olmak üzere yapabileceği kendi üstüne düşen sorumluluklar var. ESKİ yönetimi buradan ders çıkartarak benzerinin yaşanmaması için gereğini yapacaktır, muhakkak yapmalıdır. Ama bence hepimizin de daha uzun ve kalıcı susuzluk yaşamamak için “neler yapabiliriz” diye şehir olarak bir araya gelip, düşünüp, konuşup bununla ilgili gerekli tedbirleri almamız gerekiyor.

“AK Partililer, ülkeye getirdikleri noktayı konuşamadıkları için, böyle bir şey buldular mı onun üstüne tepinmeyi tercih ediyorlar”
-Eskişehir'in Sayın Yılmaz Büyükerşen tarafından şehrin yönetildiği 25 yıl, yapılan hizmetlerle da gurur duyulacak şeyler. Eskişehirlileri de şehirde yaşadığı için mutlu edecek hizmetler. Eskişehir bugün Eskişehir olduysa Sayın Yılmaz Büyükerşen'in ve belediyedeki o dönem görev yapan tüm arkadaşların emeği sayesinde. Tabii Eskişehirlilerin desteği de var. O yüzden bunun devamı olmak öncelikle kötü bir şey değil. Ama şimdi Sayın Yılmaz Büyükerşen döneminin dinamikleri bambaşkaydı, ihtiyaçları bambaşkaydı, o günkü Türkiye bambaşkaydı, vatandaş beklentileri bambaşkaydı. Bugün artık Türkiye başka bir noktaya geldi. O dönem altyapı çalışmaları ağırlıklıydı. Çünkü hem gerekli krediler sağlanmıştı, Eskişehir'in ihtiyaçları vardı. Ekonomi bugün kadar vahim değildi. İktidarın belediyelere bakışı böyle değildi. O dönem yapılan işler ortada. Ama şimdi artık Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bir ekonomik tablo var ve vatandaş çok yalnız. Vatandaş bugün itibariyle iktidardan bir şey beklemiyor. Artık tüm beklentisini belediyelere yöneltmiş vaziyette. Ekonomisini düzeltmek için de belediyeyi yanında görmek istiyor. Tabii onun yanında klasik belediyecilik anlayışı muhakkak ihmal edilmez. Burada çalışmalar sürüyor ama geçmişte sadece işi olmayan insanlar muhtaç durumdayken, bugün maalesef Türkiye'nin geldiği noktada emekli olan, asgari ücretle çalışan, dar gelirli diye tabir edilecek herkes, maalesef belediyeler tarafından ekonomik olarak desteklenebilecek duruma geldiler. O yüzden de belediye biraz da kaynaklarını buna ayırıyor, buna ayırmak zorunda. Sayın Başkanımız Ayşe Ünlüce de bir anne olarak, bu konularda çok duyarlı biri olarak, kadınların özellikle ekonomik krizden nasıl etkilendiğini görerek, emeklilerin halini görerek buna ilişkin hizmetler yapıyor. O yüzden de biz o dönem 27 yıl denmesini falan çok kötü de bulmayız ama Adalet ve Kalkınma Partililer, ülkeye getirdikleri noktayı konuşamadıkları için, böyle bir şey buldular mı onun üstüne tepinmeyi tercih ediyorlar. Buyursun tepinsinler. Ama dediğim gibi vatandaş neyin ne olduğunu biliyor. Biz vatandaşa çok güveniyoruz. Eleştiri tabii ki olacaktır ama haksız eleştirileri de vatandaşın, Eskişehir halkının vicdanına havale ediyoruz.
“Hem trafikten şikayet edip, hem de bisiklet yolu niye yapılıyor diye sorgulayamayız”
-Sayın Başkanımız, geri adım atacak yapıda bir insan değil. Ama eleştiriler haklıysa, ona göre yeni düzenlemeler için her zaman da kapı açık. Her zaman buna ilişkin eleştirileri, düşünceleri alıp, değerlendirip, konunun uzmanlarıyla bir araya gelerek neyi nasıl düzeltebiliriz, vatandaşın hayatını daha kolaylaştırmak için ne yapabilirizi, her zaman tartışıyoruz. Her zaman bu belediyenin gündeminde. Zaten belediyecilik ve siyaset insanların hayatını kolaylaştırmak için yapılır. Yoksa afişlerde yer alsın diye ve göstermek için değil. Yani insanlar, “bu zaten yapılmalıydı” desinler. Yani biz yapılması gerekeni yaparsak, bunlar çok dikkat çekmezse bizim için aslında daha büyük mutluluk. Yani belediye, vatandaşın ihtiyaçlarının tamamını giderme mantığıyla çalışıyor. Arabasız pazar… Yani bu ne olduğunu anlamadan, dinlemeden, sonuçlarını görmeden; “onu niye yapıyorlar” deniliyor. Bu artık insanların ruh haline gelmiş olan, maalesef vatandaşlarımız var. Sınırlı sayıda da olsa, muhalefetin bir kısmı diyeyim bize karşı bu şekilde. Ama bunlar çok anlamsız, öncelikle bir görsünler. Bisiklet yolu bugün şimdi yapılıyor, ileride Eskişehir'de bisiklet önemli bir ulaşım aracı haline gelecektir. Bu sadece böyle gezi amaçlı değil. Biz hem trafikten şikayet edip, hem de bisiklet yolu niye yapılıyor diye sorgulayamayız. Trafik çözümlerinden bir tanesi de bisiklet yollarının arttırılması, daha çok yaygın hale getirilmesidir. Ama insanlar istiyorlar ki, “hem gideceğim yere arabamla gideyim, hem tam kapının önüne park edeyim, hem hiçbir ışıkta beklemeyeyim”... Artık şehir hayatında bunların hiçbirine yer yok. Maalesef şehirde yaşıyorsak, bir milyona nüfusu yaklaşan bir şehirde yaşıyorsak, hem kurallara uyacağız, hatalı park yapmayacağız, hem toplu ulaşımı kullanacağız, hem de başkalarına saygı göstereceğiz.
“Dubalar kalıcı değil”
-Dubaların konması UKOME tarafından çok uzun süre önce alınmış bir karardı. Biz belediye olarak bu karara uzunca bir süre direndik. Yapmadık, bunu yerine getirmedik. Sizin gibi biz de dubaların çok da şehre uygun şeyler olmadığını biliyoruz ve o düşüncedeyiz. Ama en nihayetinde bir yerde de bu iş artık dayanılmaz bir noktaya gelince, o hatalı dönüşler sebebiyle, trafik kitlenme noktasına gelince, artık emniyetin de UKOME'nin de bu kararının uygulanması dışında bizim açımızdan bir alternatif kalmadı. O arada biz o hatalı parklar olmasın diye yolun tamamını dubalarla kapattık ama maalesef bir zaman sonra haklı olarak ambulans, itfaiye, ESGAZ gibi acil durumlarda dönüşlerininde olabilmesi için, bazı yerlerde dönüşü mümkün kılmayacak şekilde dubaların bir kısmını seyrettik. Bu dubalar kalıcı değil. Bu artık hem vatandaşın refleks olarak oradan dönme kolaycılığına kaçmadan, hem işte dönenlerin de ceza uygulamasıyla karşı karşıya kaldığını görerek dubalar olmadan da dubalar varmış gibi kurallara uygun hareket etmesinin sağlanmasıyla birlikte dubalar kaldırılacak. Biz o dubalardan en az vatandaş kadar mutsuzuz. Ama bir taraftan da işte trafik sıkıştığında da eleştiri konusu olan şey, hatalı parkları yapan vatandaş değil ya da o hatalı parklara tırnak içinde göz yuman trafik görevleri değil, belediye oluyor. Burada vatandaşı da ben eleştirmiyorum. Vatandaş atanmışlardansa oy vererek seçtiği insanları hem kendine daha yakın buluyor, hem de onları eleştirmeyi kendine daha çok hak görüyor. Bu da son derece saygı duyulacak bir husus. Ama onlar da bizi anlayışla karşılasınlar. En uygun zamanda bu oturduğu zaman yine UKOME kararı ile oradaki dubalar kaldırılacaktır.
“Bizim alacağımız tedbirler sınırlı”
-Tam istenilen boyutta olmamakla birlikte aslında biz çoğu kurumla koordineli bir çalışma içindeyiz. Ama emniyetin de en nihayetinde elinden gelebilecek şey de ceza yazmak. Haklı olarak cezalarında, ekonomik olarak bedelleri ağır. Öyle olunca da onlar da “hemen çok ceza yazalım, herkese ceza yazalım” yolunu tercih etmiyorlar. Bu işin siyasi boyutu da var tabii. O yüzden onları da anlayışla karşılıyoruz. Ama olabildiğince koordineli ve onların da desteğini alarak işleri yürütmeye çalışıyoruz. Çünkü bizim alacağımız tedbirler sınırlı. Eğer işbirliği içinde olmazsak biz ne yaparsak yapalım şehir trafiği istenilen noktada akıcı olmaz. Bizim kadar şehirde trafikten sorumlu olan da tabii görevler var, kamu kurumları var. Hep beraber elimizden geleni yapıyoruz.
“Büyükşehir Belediyesi alt geçit, üst geçit uygulamalarını şehir trafiği açısından uygun bulmuyor”
-Öncelikle aslında Büyükşehir Belediyesi öteden beri bu alt geçit, üst geçit uygulamalarını çok da şehir trafiği açısından uygun bulmuyor. Ama belli alanlarda da bu artık mecburi bir hale geliyor. Son yapılan yapılar çok yoğun bir trafik akışı gerektireceği için bazı yerlerde bu tip uygulamalar olacak. Bu uygulamaların şöyle bir sıkıntısı var, orası için söylemiyorum yani bunlar ölçülüp biçilip yapılıyor ama siz süreklilik sağlanan bir noktada alt geçit yaptığınız zaman bir sonraki noktaya çok hızlı erişim sağlıyorsunuz ama orada bir alt geçit yoksa bu sefer orada bir trafik sorunu ortaya çıkıyor. Ankara bunun örneğini yaşadı. Bir tane yaptı, bir tane daha, bir tane daha… O zaman belediye imkanları, ekonomik şartlar falan çok daha uygundu bu tip inşaat şeyleri ama belediyelerin gelirleri yükselmedi, tersine belediyelerin ana faaliyet noktalarında enflasyon çok yüksek. Bu giderler, inşaat malzemeleri özellikle bu tip çalışmalar, işçilik çok yükseldiği için Eskişehir bütçesi de parayı bu kadar da çok alt geçit, üst geçit işlerine harcamaya maalesef çok da müsait değil. Her ne kadar bu sene Sayın Başkanımızın tasarruflarıyla belediye bütçesi fazla da verse daha verimli kaynaklara yöneltmemiz gereken, demin de söylediğim gibi halkın temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, ekonomik olarak desteklemeye yönelik, gençlerimizin, çocuklarımızın ihtiyaçlarını gidermeye yönelik alanlara yöneltmeyi tercih ediyoruz.
“Zaten vatandaşa karşı hep bir mahcubiyet hissediyorlar”
-Bir yatırım programına alınması önemli bir adım. İktidar en azından engel olmuyor diyebileceğimiz bir adım. Sonrasında devamı da gelecek. Bugün başkanımızın daha önceki yaptığı işler de kamuoyunun hep dikkatini çekiyor. Eskişehir'in menfaatleri ve Eskişehir'e hizmet getirmek için işbirliği şart. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarda bazı hizmetleri yapabilmek için onların izinleri ya da işte bir takım konularda destekleri gerekiyor. Sayın Başkan da bunu sıklıkla dile getiriyor. Sayın Başkanımız işbirliğinden kaçınacak, kavgayı, tartışmayı Eskişehir menfaatinin önünde tutacak bir düşünce de değil. O yüzden de buna uygun hareket ediyor. Bu konuda da Sayın Cumhurbaşkanı'na da, emeği geçen herkese de teşekkür ediyoruz. Gerçekten de Eskişehir'in bir sorununa çözüm getirecek bir konuda ilk adım atıldı. Ama orada bir kredi yok. Kredi bulunacak. Kredi konusunda da yine destekleri de gerekiyorsa o desteği de Eskişehir'in menfaatleri için vermeleri gerekiyor. Sayın Gürhan Bey sonuçta il başkanı. Biraz da siyaset yapacak. Zaten vatandaşa karşı hep bir mahcubiyet hissediyorlar. Bu konularda da onlar da emekleri için bununla ilgili “biz yaptık” derlerse de bunu da onlara çok görmüyoruz.
“İş birliği, şehre bir hizmet ve başarı getiriyorsa da bunu alkışlamak lazım”
-Sayın Başkan'ın o cevabı bence çok şık ve net. Ama Ayhan Kavas olarak ben de şunu eklemek istiyorum. Herkes bulunduğu yerden, gördüğüne göre bir fikir ortaya atıyor. Sayın Başkan'ın oturduğu koltuk Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı. Halk hizmet bekliyor, halkın ihtiyaçları var. Bu ihtiyaçlar hangi gerekçeyle olursa olsun yapılmazsa bunun sorumlusu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı olacaktır. O yüzden de başkan bu sorumlulukla hareket ediyor. Yoksa hani öteden bakanlar, siyaset yapanların bakış açısı bunu eleştirmeye gerektiriyor olabilir. Bunu da onlara çok görmeyiz. Ama onlar da Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı'nın Eskişehir'e hizmet getirmek için yaptığı iş ve işlemleri, eylemleri anlayışla karşılasınlar. Yoksa herkesin siyasi olarak durduğu yer ortada. Kimse bunun dışında bir şey de düşünmesin. Ama iş birliği, şehre bir hizmet ve başarı getiriyorsa da bunu alkışlamak lazım.
“Sokakta halk tarafından çok seviliyor”
-Sayın Ayşe Ünlüce büyükşehir belediye başkanı, il başkanı değil. Bulunduğu makam, mevki tabii ki çok önemli ama siyaseten seçilmiş de olsa insanların geldiği noktalar hep bulunduğu, oturduğu koltuktan ziyade yaptığı hizmetlerle büyür, bunlarla değerlendirilir. “Siyaset yapmıyor” eleştirilerinin hepsi bence gurur duyulacak işler. Büyükşehir belediye başkanı olarak ne yapması gerekiyorsa onu yapıyor. Sayın Ayşe Ünlüce il başkanı olsaydı, büyükşehir belediye başkanlığında gösterdiği başarıyla yaptığı gibi onu da yapardı. Ama bu koltukta bunların yapılması gerekiyor. Eskişehir halkının sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Eskişehir'e hizmet edilmesi gerekiyor. Eskişehir'in hem günlük işleri yapılırken uzun vadede de şehrin geleceğinin düşünüldüğü projeler üretilmesi gerekiyor. Onu layıkıyla yapıyor. Bunu da karşılık görüyor. Hem partide divan başkanı koltuğuna layık görülüyor. Sokakta halk tarafından çok seviliyor. Partinin belediye başkanları arasındaki pek çok görevde Ayşe Ünlüce ismi öne çıkıyor ve dahası başka makamlara da layık görülüyorsa aslında Sayın Ayşe Ünlüce'nin eleştiri konusu işleri yapmak yerine asıl işini yapmasından kaynaklanıyor.
“İyi yönetilmeyen bir ülke var”
-Adalet ve Kalkınma Partili siyasetçilerin hayatlarının en zor olduğu şehir Eskişehir'dir. Burada 25 yıl Yılmaz Büyükerşen gibi şehir halkına hizmet eden bir belediye başkanı vardı. O yüzden tabiri caizse nefes alamadılar. Onlar tam Yılmaz Büyükerşen'den kurtuluyoruz derken yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. Şimdi Ayşe Ünlüce gibi halkla çok yakın, halkın tam olarak desteğini almış, hem diğer siyasi partilerle de işbirliği yapabilen, hem hizmetleri tam ve eksiksiz olarak yapmaya çalışan bir belediye başkanı var. O yüzden “muhalefet yeterli mi” dersen, yeterli olmalarının imkanı olmadığı için yetersiz. Gerçekten iyi yönetilmeyen bir ülke var. Sonuçta Adalet ve Kalkınma Partisi'ni değerlendirirken, ülke genelinde yaptığı hizmetlerle bakmak lazım. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı sokakta gezerken, iş yapamayan, siftah edemeyen esnafın arasında gezerken ya da bir kahvede emekliyle 20 bin lira yeni daha ceplerine girmeyen bir emekli maaşı zammı yaptığı insanlara “merhaba” derken, yüzü çok da gözlerinin içine bakamaz o insanların. Yere bakıyorlar o yüzden. Şehir iyi yönetiliyor eleştiremezler ama onun ötesinde kendi bir ülkeyi iyi yönetemiyorlar. Asıl bence meseleleri o.
“Türkiye'ye ne lazım derseniz ‘adalet lazım’ diye cevap veririz”
-Bu her yerde 3 aşağı 5 yukarı böyledir. Bunun 2 sebebi var. Birincisi, tabii son dönemde özellikle hukuk fakültesi sayısının hızla artmasıyla inanılmaz bir avukat sayısında artış var. Bu artık hayatımıza da yansır hale geldi. Yani adliyeye doğru şöyle bir yürürseniz zaten gözünüzün alabildiğince her yerde avukat tabelası var. O yüzden de bu biraz oradan kaynaklanıyor. Diğer bir yönüyle de avukatlık mesleği siyasete çok uygun. Hem siyasetin gerektirdiği hitap, üslup, bilgi birikim açısından hem de meslek olarak zaman ayırma açısından avukatlar siyasete hem yatkınlar hem de zaman ayırabiliyorlar. Bir de sonuçta memleketin içinde bulunduğu halde değerlendirildiğinde bugün Türkiye'ye ne lazım derseniz “adalet lazım” diye cevap veririz. Bence Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem Eskişehir'deki hem Türkiye'nin başka yerlerindeki hukukçu meslektaşlarının siyasetli olması Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde Türkiye'deki adalet eksikliğini de tam ve eksiksiz yerine getirilmesinin bir teminatıdır diye düşünüyorum.
“Bizim anketimiz halktır”
-Tabi şimdi anketler sonuçta bir ücret karşılığı yapılan işler. Büyük çoğunluğu en azından siyasi olanlar, anket firmaları da bu işten para kazanmaya çalışıyorlar. Anket firmaları da doğal olarak ilk başta anketi yaptırıp o parayı verenleri memnun etmek üzere bir sonuç açıklamak zorundalar. Bu herkesin mutlu olduğu anketler biraz da buradan herhalde ortaya çıkıyor diye düşünüyorum. Anketler önemlidir. Fal gibi, fala inanma, falsızda kalma. Arada bir anket yaptırmak muhakkak kamuoyu düşüncesini ölçmek için önemlidir. Ama dediğim gibi bir taraftan da anket firmalarının anlamsız ve sokakla örtüşmeyen bir takım tespitleri de ortaya çıktığında anketlere olan güvende sarsılıyor doğal olarak. Yani çok bir şey söylemek mümkün değil. Ama dediğim gibi bizim anketimiz halktır. Halkla iç içeyiz. Sayın Başkanımız devamlı halkla birlikte. O yüzden de en doğru sonucu halkın tepkileri verir diye düşünüyorum.
“Seçime kadar daha da güçlenir”
-Bence bu çalışma temposu, bu motivasyon biraz da o sokakta halkın arasında gezerken halktan aldığı enerjiyle yerini buluyor. Çünkü işte dün deprem bölgesindeydi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile bazı belediye başkanları orada deprem bölgesinde halkla bir araya geldiler. Hemen döndü. Bugün görevinin başında toplantılar, belediyedeki çalışmalar bitmiyor. O yüzden de tabii ki o halkın tepkilerinden çok memnunum. Ama ben şimdi buraya gelmeden önce yaşadığım bir olayı söyleyeyim. Eski bir muhtar, köylerden birinden bir muhtar geldi. Cebinden Ayşe Başkan'ın seçim zamanı olan broşürünü çıkarttı. Orada nasıl çalıştığını anlatıyor. “Onu hep cebimde gezdiriyorum” diyor. Sayın Başkan'ın özgeçmişinde eski “ağır ceza hakimi” diye yazıyor. “Ben ilk başta insanlar tanımıyorken erkeklerin yapmadığı işleri bile yapıyor, Belediye Başkanlığını da yapar diye söyledim” diye söyleyince ben bile bundan çok mutlu oldum. Seçmenle Eskişehirlilerle başkan arasında seçim zamanı başlayan böyle bir bağ kuruldu. Bu güçlenerek ona güvenenlerin yüzünü bir anlamda kara çıkartmayarak tam tersine yaptığı hizmetlerle onları mutlu ederek ve oy verenlerin “iyi ki vermişiz” dedirtecek hizmetleriyle başkan o güveni günden güne güçlendiriyor, o bağı kuvvetlendiriyor. Seçime kadar daha da güçlenir. Büyük bir başarıya imza atar diye düşünüyorum başkanımız için.
“Tüm partililer Ayşe Başkan'ı çok seviyorlar”
-Ayşe başkan Ankara'ya ancak gezmeye gider diyeyim. Yani kalmaya gitmez. Onu kendisi de geçtiğimiz günlerde açıkladı. “Eskişehir'i çok seviyorum, burada kalacağım” dedi. O konuda hiçbir tereddüt yok ama partimizin her kademesindeki il başkanımız başta olmak üzere bence tüm partililer Ayşe Başkan'ı çok seviyorlar. Yani onlarla çok iyi bir iletişim kuruyor. İlçe başkanları, ilçe belediye başkanları hepsiyle birebir ilgileniyor. Bizim belediye bürokrasisi ilçe belediye başkanlarımızın taleplerini yerine getirmek için başkanımızın talimatıyla var güçleriyle çalışıyorlar. O yüzden de hiçbir kesimden Sayın Başkan'a karşı olumsuz bir düşünce olduğunu düşünmüyorum. Bir de sonuçta siyasetçiler halka önem verirler. Yani bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapan herkes sokağa baktığında Ayşe Ünlüce'ye olan sevgiyi gördüğünde onu yok sayarak kafasında başka düşünceler de olsa onun dışında ona karşı bir hareketin içinde olmazlar.
“Her ayın 26'sında devam edecek şekilde indirimler yapılacak”
-Tabi bunların hepsi planlı programlı işler. Bunlarla ilgili hem çalışmalar sürerken toplantılar da devam ediyor. Biz bu projelere yenilerini de ekleyeceğiz. Her kesimle bir araya gelip projelerimizi tanıttığımızda yeni önerileri de açık olduğumuzu kendilerine de iletiyoruz. O projeler belediyenin asli işleri bu sene bitme imkanı olanların büyük çoğunluğu sene içinde bitirilecek ama devam eden projeler de muhakkak olacaktır. Belediye bunu başaracak kabiliyet ve güçtedir. Bunlar planlanarak yapılmış işler. Ama onun ötesinde başkanımız şunu da sıklıkla dile getirdi. Bu aslında bir moral motivasyonu. Eskişehir halkının, Türkiye'nin bu sorunları, dünyadaki olaylar işte pek çok şey sayılabilir... Herkes bir moral bozukluğu içinde. Eskişehir halkı kendini iyi hissetsin diye. Sokaklarımız güzelleşsin. Halk 2026 yılında daha mutlu olsun. Biz de bu konuda elimizden geleni paydaşlarımızla birlikte yerine getirebiliriz diye bazı işler yapıyoruz. İşte en son geçtiğimiz günlerde Ticaret Odasıyla görüşmelerimiz oldu. Metin Başkan sağolsun Meclis Salonu'nda bununla ilgili açıklama yaptı. Biz her ayın 26'sında Eskişehir'de esnaftan indirim talep ettik. Onlar da bununla ilgili çalışıyorlar. Önümüzdeki günlerde Şubat ayının 26'sında Eskişehir'de bir indirim ve her ayın 26'sında devam edecek şekilde indirimler yapılacak. Tabi esnafın bu zor zamanlarında onlara destek olacak bir indirim olacak. Bu hem de vatandaşımızın indirimli ürünlerden faydalanmasını sağlayacak. Onun ötesinde de Afyon, Kütahya civar iller, ilçelerden de tanıtımlar yapılarak Eskişehir'e turist gelmesi sağlanarak biraz şehir ekonomisine de fayda sağlamak için adımlar atıyoruz. Bunların için de benim de çok önemsediğim bu fiziki işlerin dışında mesela “Tertemiz Eskişehir” daha önce başlamıştı ama bu sene biz Eskişehir'in Türkiye'nin en temiz illerinden biri olması için ciddi çalışmalar yapmayı düşünüyoruz. Bununla ilgili adımlar ilerleyen günlerde atılacak. Bunu çok önemsiyorum çünkü benim gördüğüm temiz olan her yerde ekonomik olarak da bir zenginlik var. Yani bir insan bir şehire gittiğinde ilk baktığı şey ne kadar güzelmiş derken bunun için de binalar, işte bir takım sosyal donatıları söz ediyor ama daha çok da temizliği söylüyor. Bunu çok önemsiyoruz. Biz bununla ilgili geçtiğimiz günlerde de bir çalışma yaptık işte. Telefonlarla artık Eskişehir 'deki sorunlarla ilgili Büyükşehir Belediyesi'ne ulaşıp şikayetini dile getirdiğinde biz kendimizle ilgili olanları çözmeye çalıştığımız gibi diğer kurumları ilgilendiren işlerde de destek olmaya çalışıyoruz. Biz vatandaşımızın sorunsuz yaşaması ve belediyeye aslında hiç ihtiyaç duymadan ama hayatının en düzgün şekilde akmasını sağlayacak belediye yokmuş gibi ama her ihtiyacını karşılar şekilde bir belediyecilik anlayışı ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu 2026 yılında daha da güçlenecek alt belediyelerimizle birlikte. 2026 biterken insanlar “ne güzel bir seneydi ne güzel geçirdik bu yılı” diye inşallah kendi hayatlarında da özel hayatlarında da mutlu mesut, bol paralı sağlıklı geçirirler ama şehir anlamında da toptan bir mutluluk hepimiz için kazanç olur.
“Mutlu olduğum için yapıyorum”
-Benim kendi siyasi kariyerim aslında planlı programlı değil. Ben hayatı akışında yaşayan bir insanım. Hani il başkanlığı, meclis üyeliği sonrasında bir dönem boşluk ama o boşlukta da yine hem sosyal medyadan hem işte yazılarla, TV programlarıyla işte sizlerle birlikte yaptığımız işlerle aslında siyasetin içinde oldum. Şimdi de Sayın Başkanımız uygun gördü danışman olarak elimden geldiğini yapmaya çalışıyorum. Bence çok güzel bir kariyer. Ben bunları yaşarken hep çok mutlu oldum. Hani bir söz var ya “insan kapladığı yer kadar değil de kalbi kadar vardır” diye. Ben siyasette de bunu makamı mevkii kadar değil yaptığı iş kadar bir insan vardır diye düşünüyorum. Elimden geldiğince iyi işler yapmaya çalıştım. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğim. Ama tabi ne hayatın içindeyim ne de büsbütün dışında adaylık şu bu... Ben bu işlerden kaçınacak, çekinecek ya da şartlar uygun olursa geri duracak bir isim değilim. Ama illa da bir koltuk sahibi olacağım, makam sahibi olacağım bir yerlere geleceğim diye de yapmıyorum bu işleri. Mutlu olduğum için yapıyorum. O yüzden bu sorunun cevabını ilerleyen zamanlarda hep beraber ben de sizin gibi karşılayacağım.