YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, ilçe kongrelerinden 18 Ekim’de yapılacak il başkanlığı ön seçimine, Odunpazarı’ndaki seçim sürecinden parti yönetimine ilişkin iddiaları Eskişehir Haber Ajansı (EHA) muhabiri Alperen Ata’ya değerlendirdi.
"Bu süreci yeni partinin kuruluş coşkusuna uygun bir şekilde geride bıraktık"
Geçtiğimiz haftalarda Eskişehir’deki ilçe kongre seçimleri tamamlandı. 9 ilçe başkanı kurucu il başkanı olarak görevine devam ederken 3 ilçe başkanı değişti. Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu süreci yeni partinin kuruluş coşkusuna uygun bir şekilde, üyelerin katılımıyla ve yoğun bir sahiplenmeyle geride bıraktığımızı düşünüyorum. Katılım oranları da bize bunu gösteriyor. Tepebaşı ilçemizde tek adaylı bir kongre olmasına rağmen %60 civarında bir katılım gerçekleşti; bu son derece ciddi bir orandır. Yine Odunpazarı’nda çok çekişmeli ve bir demokrasi örneği olan bir seçimi geride bıraktık; burada da yüzde 80 civarında bir katılımla süreci tamamladık.
"Türk siyasi tarihinde bir devrimin başlangıcıdır"
Bence bu sürecin üyeler nezdinde oluşturduğu teveccüh, daha önce de ifade ettiğim gibi Türk siyasi tarihinde bir devrimin başlangıcıdır. Bundan sonra Türk siyasi partiler hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını; diğer partilerin de karar mekanizmalarına üyeleri dahil etmek suretiyle bu sürecin bir parçası olmak adına adım atacağını öngörüyorum. Bu anlamda bu süreç son derece kıymetlidir. Bu başlangıcı hayata geçiren ekibin bir parçası olmaktan da son derece mutluyum.
“Görevlendireceğimiz arkadaşlar da az çok belli”
İki ilçe başkanı henüz atanmadı. Atama süreçleri nasıl gerçekleşecek, nelere dikkat edeceksiniz, kimler görevlendirilecek?
Atama, oradaki üyelerimizle yaptığımız görüşmeler ve partimizin gelecekteki çalışmalarını omuzlamaya muktedir kişiler üzerinden yapılacak bir değerlendirmeyle gerçekleşecek. Bunu da zannediyorum önümüzdeki hafta tamamlarız. Orada görevlendireceğimiz arkadaşlar da az çok belli; ancak bunu kendi başımıza oturup vermiş bir kararla belirlemedik. Oradaki üyelerimizle ve önceki kurucu başkanlarımızla yaptığımız görüşmeler neticesinde belirlediğimiz kriterlere göre bir süreç işletildi. Bu aşamada isim vermem doğru olmaz, ancak gerekli görüşmeler yapılarak belirlenecek arkadaşlar netleşti diyebilirim.
“Demokratik olgunluğa sürecin bütün aktörleriyle birlikte sahip olduğumuza inanıyorum”
Odunpazarı ön seçiminde katılım oldukça yoğun, tartışmalar da yüksek düzeydeydi. Cevahir Hanım seçimleri kazandı; siz ise Rahmi Çınar’ı desteklediğinizi açıklamıştınız. Seçim atmosferinde yer yer size eleştiriler ve yuhalamalar oldu, rakibiniz olan partiler ile kamuoyu da bu durumu eleştirdi. Bu bağlamda birlik bütünlüğü kamuoyuna ve rakiplerinize nasıl göstereceksiniz?
Zaten bugün kendisinin de katıldığı bir ilçe başkanları toplantısı gerçekleştirdik. Öncesinde ve sonrasında kendisiyle diyalog anlamında en ufak bir sıkıntım yoktur. Bu demokratik olgunluğu göstermezsek, yaptığımız bütün bu ön seçimlerin ve temayüllerin hiçbir anlamı kalmaz. Buradaki mesele pazar günü seçime girmek değildir; demokratlık bu değildir. Demokratlık, pazar günü birinin aday olması ve oy verilmesi suretiyle gerçekleştirilen bir eylemden ibaret değildir. Esas mesele pazartesi günkü tavırdır. Biz bu konudaki demokratik olgunluğa sürecin bütün aktörleriyle birlikte sahip olduğumuza inanıyorum; gördüğüm tablo da bunu doğrulamaktadır.
“Cevahir Hanım’la çalışıp çalışmama konusunda benim yetkim yoktur”
Cevahir Hanım’la çalışıp çalışmama konusunda benim şahsi bir takdir veya tasarruf hakkım ya da yetkim yoktur. Üye karar vermiş, birini seçmiştir. Benim onunla çalışmama yönünde şahsi bir fikir öngörmem bile üyeyi, genel başkanı ve genel başkanımızla ortaya koyduğumuz vizyonu anlamadığım anlamına gelir. Böyle bir şey söz konusu dahi olamaz. Bunu bir zorunluluktan ötürü değil, seve seve kendisiyle çalışırım. Herkesle çalışırım, kendisiyle de çalışırım. Kendisi benim meslektaşımdır; en ufak bir şahsi sıkıntımız hiçbir zaman olmamıştır. Daha önceden de diyalogumuz olan, karşılaştığımızda selamlaştığımız, meslekte benden kıdemli olan bir ablamızdır. Kendisi de bu hususta en ufak bir çekincesi olmadığını ifade etmektedir. Bugün dahi yan yana otururken birlikte güzel bir şekilde çalışacağımızı belirtti.
“Pazartesi günü sürecin bütün aktörlerinin gösterdiği olgunluk beni mutlu etmiştir”
Bu konularda en ufak bir tereddüt veya sıkıntı yoktur. Kendisi de bunu olgunlukla karşılayacak bir yapıdadır; avukattır, olaylara bakışı herhangi bir sıkıntı doğurmayacaktır. Dediğim gibi, pazar değil pazartesi önemlidir. Pazartesi günü sürecin bütün aktörlerinin gösterdiği olgunluk beni mutlu etmiştir. Seçim günü yaşanan ufak bir gerginliğin bütün süreci gölgede bırakması beni açıkçası üzmektedir. Oy verme işleminin başlangıcından sandıkların açılmasına ve sayımına kadar sürecin hiçbir aşamasında en ufak bir sıkıntı olmamıştır.
“Pazar günü yaşanan olaylar bir saat dahi geçmeden tamamen sona ermiştir”
Sadece, 3bin oydan sadece 3 oy farkla seçimin bitmesi ve Rahmi Başkan ile ekibinin demokratik hakkı olan itirazı sonucunda ortam bir müddet gerilmiştir. Bunun biraz abartıldığını düşünüyorum. Birkaç kişinin yaptığı pervasızlığın, kendini aşan tavrın bütün sürece ve Odunpazarı örgütüne mal edilmesini, süreci sağlıklı yürüten ekiplere haksızlık olarak değerlendiriyorum. Pazar günü yaşanan olaylar, üzerinden bir gün değil, bir saat dahi geçmeden tamamen sona ermiştir. Pazartesi itibariyle hiçbir kalıntısı ya da etkisi kalmamıştır.
“Tek adaylı bir seçime gitmek benim tercihim değildir”
Tek adaylı bir seçime gitmek sizin ve parti için ne ifade ediyor? Tek adaylı olduğunuz için üye katılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tek adaylı bir seçime gitmek benim tercihim değildir. Başka bir aday çıkmak istediğinde, buna engel olmamayı bırakın, yardımcı dahi olabilirim. Bu anlamda bir sıkıntım yok; bu hususta ne basına ne de arkadaş ortamıma yönelik aksini belirten tek bir demecim olmamıştır. Bir adayın çıkmamasından kendimi mesul hissetmiyorum, çünkü üye bazlı seçimler önceki süreçlerdeki gibi salt bazı aktörlere dayanarak yürütülecek hususlar değildir.
“Hummalı bir çalışma yapmadığınız takdirde, ön seçimi kazanabilmeniz pek mümkün değil”
Ciddi ve hummalı bir çalışma yapmadığınız takdirde, üye bazlı bir ön seçimi kazanabilmeniz pek mümkün değildir. Kısa kalan sürede ciddi bir adayın çıkmamasını bu bağlamda öngörüyordum. Haliyle 11 bin 300 seçmenin olduğu bir yapıda, çıkacak adayın iki aşamayı aşması gerekir: Birincisi, üyeleri Talat Yalaz’a oy vermemeye ikna etmek; ikincisi ise kendisine oy vermeye ikna etmek. Bu da ciddi bir ekip çalışması gerektirir. Arkadaşlar bu süreci zamanında başlatmadıkları için başarı şansları düşük olmuştur.
“Parti tabanımızdan başka bir adayın isminin zikredildiğine de şahit olmadım”
İkincisi, alışılagelmişin dışında, protokol görevinden ziyade örgütle, mahallelerdeki partililerimizle iç içe bir il başkanlığı yürüttüm. Çok sayıda yol arkadaşımız ve ekibimiz oluştu. Bu insanlar çalışmalarımızı başarılı bulduğunda doğal olarak oy verme eğilimi gösteriyorlar. Karşınızda aday olmak da ciddi bir özveri ve çalışma gerektiriyor. Farklı taraflara çekilerek arkadaşlarımızı kırmak istemem, ancak bugüne kadar bu özveriyi ortaya koyan bir aday çıkmadı. Parti tabanımızdan başka bir adayın isminin zikredildiğine de şahit olmadım; basında adı geçen birkaç kişi olduysa da onlar da gerekli çalışmayı yapmadıkları için aday olmadılar.
“Pazar günkü ön seçimde ciddi bir katılım bekliyorum”
Katılıma gelince; tek adaylı kongrelerde katılımın çekişmeli kongrelere göre bir miktar düşük olması olağandır. Ancak o gün havanın yağmurlu olmasına rağmen arkadaşlarımız katılımın yüksek olması için büyük çaba gösteriyorlar. Bunu sadece Talat Yalaz’a verilen bir desteğin ölçüsü olarak değil, yeni partinin tabanda yarattığı heyecanın ve üyelerin karar mekanizmalarındaki aktifliğinin kabulü olarak görüyorum. Bu nedenle pazar günkü ön seçimde ciddi bir katılım bekliyorum ve bu yönde çok olumlu dönüşler alıyorum. Tek adaylı bir kongrenin yaratması muhtemel enerji düşüklüğünü partililerimiz kesinlikle hissetmeyecektir. Cumartesi ve pazar günleri coşkuyla hem kongremizi hem de ön seçimimizi yapacağız; ardından asıl görevimiz olan partimizi iktidara taşımak için yol yürümeye devam edeceğiz.
“Ön seçimden önce yönetim oluşturmak gibi bir gaflete de düşmem”
İl yönetimine Rahmi Çınar’ı alacağınıza dair iddialar var. Hatta 12 Kasım’daki davanızdan sonra siyasi yasak geleceği, ardından da görevi Rahmi Çınar’a devredeceğiniz söyleniyor. Bu konuda ne söylersiniz?
Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Rahmi Başkan’ın böyle bir talebi olmamıştır, benim de kendisine böyle bir teklifim yoktur. Muhtemeldir ki bu dedikodu, bizim haberimiz ve dahlimiz olmadan üretilmiş suni bir meseledir. Ön seçimden önce yönetim oluşturmak gibi bir gaflete de düşmem. Önümde 11 bin 300 üyeyle katılacağım kritik bir ön seçim var. 12 ilçede merkezde ve kırsalda kurulacak 40-50 sandığın dizaynı, sandık görevlileri ve seçim güvenliğinin takibi başlı başına büyük bir iştir. Bu nedenle 18 Ekim’deki ön seçimden sonra bunu değerlendirmek isterim.
“Kiminle yol yürüyeceğimi çok iyi bilirim”
Diğer iddia ise çok çirkin bir tabirdir.. Ne kadar üzücü bir durum! Bir il başkanı siyasi yasak alsın, hapse girsin, sonra onun yerine ben oturayım düşüncesinde olanlar varsa, bunu kendilerine yakıştırıyorlarsa ne diyeyim; ancak ben bunu en hafif tabirle yanlış buluyorum. Belediye başkanlarımız bugün tutuklanıyor, cumhurbaşkanı adayımız zindanlarda. Bütün siyasilerin üzerinde ciddi bir yargı baskısı varken, biz sandık güvenliğini nasıl sağlarız diye kafa yorarken, birileri "Talat Yalaz hapsi boylasın, ben koltuğa oturayım" derdindeyse ya da bu amaçla müdahaleler öngörüyorsa, akıllarının ucundan bile geçirmesinler; böyle bir şey yoktur. Bu, partimize verilebilecek en büyük zarardır. Böyle bir hesabın parçası olan hiç kimseyi affetmem. Kiminle yol yürüyeceğimi çok iyi bilirim. Bu tür siyasi hesaplar beni ve partim adına herkesi derinden üzmektedir.
“Verim alamayacağım hiçbir ismi yönetimde değerlendirmem”
İl Yönetim Kurulu'nda kimler olacak? Gençler, kadınlar yer alacak mı, hangi projeler hayata geçirilecek?
Kapsayıcılık benim için çok önemlidir; örgütsel, mesleki, sosyolojik ve demografik kapsayıcılık... Bunların hepsini değerlendirerek tıpkı bir önceki yönetimimizde olduğu gibi Eskişehir toplumunun karşısında çok güçlü bir yönetimle olacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Verim alamayacağım hiçbir ismi yönetimde değerlendirmem, çünkü önümüzdeki süreci büyük bir mücadele olarak görüyorum. Çok önemli ve kıymetli yoldaşlarımızın özverili çabasına ihtiyacımız var. Kapsayıcılık anlamında herkesin içini ferah tutacağı bir yönetimle Eskişehir halkının huzurunda olacağız.
“Ayşe Başkan’ın bu göreve layık görülmesi, şehrimize verilen değerin göstergesidir”
Türkiye Belediyeler Birliği seçimi bugün gerçekleştirilecek. Yeni Parti, Ayşe Ünlüce’yi aday olarak gösterdi. Ayşe Ünlüce’nin adaylığını hem Eskişehir hem de partiniz açısından nasıl yorumlarsınız?
Bu durum hem bizim için hem de tüm Eskişehir için büyük bir gururdur. Genel merkezimiz tarafından Ayşe Başkan’ın bu göreve layık görülmüş olması, şehrimize verilen kıymetin de açık bir göstergesidir. Ayşe Başkan’ın yarın bu görevde muvaffak olacağına ve bugüne kadar olduğu gibi bu görevi de layıkıyla yerine getireceğine inancım tamdır. Hem Yeni Parti İl Başkanı hem de Eskişehirli bir vatandaş olarak büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum. Sabah saatlerinde Ayşe Başkan bizzat arayarak bilgi verdi; genel merkezimizle de görüşmeler yaptık. Sonuçta yarın başarıya ulaşacağımıza inancım son derece yüksektir.
“Halkın haber alma hürriyetine yapılmış çok ciddi bir saldırıdır”
Bugün Halk TV’ye kayyum atandığına dair üzücü bir haberle uyandık. Geçitiğimiz aylarda da Tele 1 kanalına kayyum atanmıştı. Muhalif medyaya yönelik bu girişimleri ve sansürü partisiniz adına nasıl değerlendiriyorsunuz?
En amiyane tabirle söylemek gerekirse; düşünün ki elinde yüzlerce kanalı olan bir iktidar, muhalefetin sesini duyuran ve halkı gerçek bilgiyle buluşturan tek bir kanala bile tahammül edemiyor. Yüz kanal zaten sizde; bari bir tane kanal halkın duyulmayan sesine nefes olsun. Ama bunu bile çok gören bir iktidarla karşı karşıyayız. Buradaki mesele sadece Halk TV meselesi değildir. Bu, topyekün halkın haber alma hürriyetine ve anayasal haklarına yapılmış çok ciddi bir saldırıdır. Tele 1’e yapılanlar bugün Halk TV’ye yapılmaktadır. İktidarın tek bir aykırı sese dahi tahammülü yoktur.
“Halkın gerçekleri öğrenmesini ne yaparlarsa yapsınlar engelleyemeyecekler”
Halkın gerçekleri öğrenmesini ne yaparlarsa yapsınlar engelleyemeyecekler; bir yolunu bulup bu mecraları tesis ederiz. Ancak bu durum, iktidarın niyetini göstermesi açısından halkımız tarafından mutlaka görülmelidir. Artık bardaktaki su tükenmiştir. Yargı baskılarına ve belediyelere yönelik müdahalelere nasıl göğüs gerdiysek buna da gereriz; ancak umuyorum ki bu yanlıştan bir an önce dönülür. Aksi takdirde bunun iktidara hiçbir faydası olmayacaktır, çünkü halkımız yargının siyasallaştığının ve amaçlarının muhalefeti susturmak olduğunun farkındadır. Bu farkındalığın AK Parti’yi bitirecek en önemli unsur olduğunu düşünüyorum. Halk TV bu zincirin son halkası değildir; bu nedenle meseleye büyük bir pencereden bakmak gerekmektedir.
“Bu sorunları bizzat nasıl çözeceğimizi halkımıza anlatmaktır”
Türkiye’de adalet ve ekonomi başta olmak üzere birçok problem konuşuluyor. Yeni Parti olarak bu sorunlara çözüm önerilerinizi Eskişehirlilere nasıl anlatacaksınız?
Mevcut iktidarın yarattığı sıkıntıları gözler önüne serip "Bunlar bu işi beceremiyor, o yüzden oy bize verin" demenin ötesinde, çok ciddi ve somut bir çalışma gerekmektedir. Ortaya koymamız gereken temel çaba, bu sorunları bizzat nasıl çözeceğimizi halkımıza anlatmaktır. Parti programımız ortadadır. Parti programımıza bakan her vatandaşımız, Yeni Parti iktidarının muktedir kadrolarıyla Türkiye’nin sorunlarını çözeceğini ve ülkeyi aydınlığa çıkaracağını görecektir. Bize düşen asli görev, bu süreci halkımıza en iyi şekilde anlatmaktır.
“Kongreler bittikten sonra asıl büyük yürüyüşümüz başlayacak”
Bu kongre sürecini geride bıraktıktan sonra asıl işimiz başlayacak. Yeni bir parti olarak yeni bir vizyon ve misyon ortaya koyduk. Eskişehir’de kadrolarımızla, mahalle örgütlerimizle, ana kadememizle ve partimizin tüm kılcal damarlarını harekete geçirerek bu süreci başarıyla tamamlayacağımıza yürekten inanıyorum. Eskişehir’de bu anlamda en ufak bir sıkıntı yaşamayacağımızdan adım gibi eminim. Kongreler bittikten sonra asıl büyük yürüyüşümüz başlayacak ve Eskişehir halkına verdiğimiz sözü tutarak güzel çalışmaları hep birlikte ortaya koymaya devam edeceğiz.





