KÜLLÜOBA HÖYÜĞÜ NEREDE?
Küllüoba Höyüğü, Eskişehir merkezinin 35 kilometre güneydoğusunda. Yerleşim Seyitgazi'nin 15 kilometre kuzeydoğusundaki bir hatta, Yenikent Köyü'nün 1,3 kilometre güneyinde yer alıyor. Höyük, günümüzde kurumuş durumda olan Kireçkuyusu Deresi yatağının kuzey kenarında yer alıyor.

Ankara, Konya ve Afyon yönlerinden gelen doğal ulaşım hatlarının kesişim noktasında bulunan Küllüoba, Anadolu'nun farklı bölgelerini birbirine bağlayan bir merkez işlevi görüyor.
Küllüoba'dan batıya açılan yollar, Eskişehir Ovası başta olmak üzere İznik ve İnegöl ovalarına uzanıyor. Kuzey Ege ve Güney Marmara üzerinden Balkanlar'a kadar devam eden bir hat oluşturuyor.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Türkteki'nin başkanlığında yürütülen kazılar, bölgenin Erken Bronz Çağı'na ait izlerini gün yüzüne çıkarıyor. Höyük prehistorik Türkiye için açık hava arşivi niteliği taşıyor.
KÜLLÜOBA'DAKI PITHOS MEZARI HANGI ÖZELLIKLERE SAHIP?
5 bin yıllık pithos mezar, dönemin gömü geleneğine ışık tutan önemli bir buluntu. Pithos, Erken Bronz Çağı'nda gömüde kullanılan büyük kil küplere verilen ad.
Bu özel pithosun en dikkat çekici özelliği, dış yüzeyinde işlenmiş el rölyefi. El motifi bir parmağı eksik şekilde tasarlanmış durumda. Söz konusu detay, rölyefin sıradan bir süsleme öğesi değil, sembolik bir anlam taşıdığına işaret ediyor.

PARMAĞI EKSİK EL RÖLYEFİ ANADOLU'DA BENZERSİZ
Tarih öncesi dönemlerde el motiflerine farklı bağlamlarda rastlanıyor. Ancak bu motifin Anadolu'da bir gömü küpünün üzerinde belgelenmesi Küllüoba örneğine özgü bir durum.
Kazı başkanı Prof. Türkteki'ye göre, Küllüoba nekropolünde bugüne kadar hiçbir pithos benzeri bir bezemeye rastlanmadı bu da Küllüoba'nın Anadolu'da türünün tek örneği olduğunu gösteriyor.
EL RÖLYEFİ NEYİ SİMGELİYOR?
Eldeki eksik parmak, kayıp ve acının somut bir ifadesi olarak yorumlanıyor. Rölyef, Erken Bronz Çağı topluluklarındaki yas geleneğinin görsel kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Eksik parmak motifinin taşıdığı sembolik anlamlar şöyle yorumlanıyor:
- Yakını kaybetmenin verdiği derin acı
- Yaşamdan eksilen bir parçanın temsili
- Mateme dair fiziksel bir gönderme
- Toplumsal yas ritüelinin somut ifadesi
PITHOS MEZAR GELENEĞI
Küllüoba'da binlerce yıl süren gömü geleneğinde bedenler, anne rahmindekine benzer cenin pozisyonunda büyük kil küplere yerleştiriliyordu.

Pithos mezar geleneğinin temel unsurları:
- Bedenin cenin pozisyonunda yerleştirilmesi
- Pithos'un toprak ana ve rahim simgesi olması
- Ölümün bir son değil dönüşüm olarak algılanması
- Yaşam döngüsüne yeniden dahil oluş düşüncesi
Bu sembolik dünyada ölüm, yaşamı sonlandıran bir nokta değil, topluluğun ve doğanın döngüsüne yeniden katılım olarak görülüyordu. El rölyefi de bu inanç sisteminin görsel bir simgesi olarak değerlendiriliyor.
MEZAR ALANINDA HANGİ BİTKİ KALINTILARI YER ALIYOR?
Küllüoba mezar alanında çeşitli tahıl ve baklagil kalıntıları yer alıyor. Bunların yanı sıra yabani bitki kalıntıları da bulunuyor.
Mezar alanında bulunan bitki kalıntıları:
- Buğday
- Burçak
- Mercimek
- Bezelye
- Çeşitli yabani bitkiler
KÜLLÜOBA NE KADAR SÜRE YERLEŞIM GÖRMÜŞ?
Küllüoba Höyük, yaklaşık MÖ 3000 ila 1750 arasında kesintisiz yerleşim görmüş, yani yaklaşık 1.250 yıl boyunca yerleşim yeri olmuştur. Höyük üzerinde gözlemlenen başlıca dönem :
- Erken kentleşmenin ilk izleri
- Toplumsal tabakalaşma süreci
- Cenaze ve gömü gelenekleri
- Tarımsal üretim faaliyetleri
- El sanatları ve seramik üretimi
Yerleşim süreci Küllüoba'yı Anadolu Erken Bronz Çağı'nın anlaşılması açısından kritik bir referans noktası haline getiriyor.
KAZI ÇALIŞMALARI NE ZAMAN BAŞLADI?
Küllüoba Höyük'te kazılar 1996 yılından bu yana sürdürülüyor. Yaklaşık 30 yıllık çalışma süresi, höyüğün katmanlı yapısının sistematik biçimde belgelenmesini sağlıyor.
Kazı çalışmaları boyunca elde edilen bulgular, Anadolu'nun erken yerleşik yaşamına dair birçok bilinmezi aydınlatmaktadır. Pithos mezar gibi keşifler, höyüğün arkeolojik değerini artırmaktadır.
KAZIYA HANGİ KURUMLAR DESTEK VERİYOR?
Küllüoba Höyük kazıları Kültür Mirası ve Müzeler Genel Müdürlüğü gözetiminde yürütülüyor. Çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı destek sağlıyor.
Akademik koordinasyon Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından yapılıyor. Prof. Dr. Murat Türkteki kazı başkanı olarak ekibin yönetiminden sorumlu.
Kazı ekibi, Küllüoba'nın Erken Bronz Çağı'nın hem günlük yaşantısına hem de duygu dünyasına ışık tuttuğunu vurgular.
KÜLLÜOBA NEDEN ÖNEMLİ BIR ARKEOLOJİK ALAN?
Küllüoba'nın Anadolu arkeolojisindeki yeri birden fazla unsur tarafından şekilleniyor. Höyüğün bilim dünyası ve kültürel miras açısından öne çıkan boyutları:
- Anadolu'da gömü küpü üzerinde belgelenmiş tek el rölyefini barındırması
- Erken Bronz Çağı yas geleneklerine somut ışık tutması
- 5 bin yıl önceki insanların duygusal ifade biçimine erişim sağlaması
- Pithos mezar geleneğinin sembolik boyutunu somutlaştırması
- Türkiye'nin tarih öncesi mirasının önemli bir parçası olması
Küllüoba Anadolu arkeolojisinin önemli referans noktalarından biri.
KÜLLÜOBA EKMEĞİ DE BURADAKİ KEŞİFLER ARASINDA
Küllüoba Höyük'te bulunan ekmek kalıntısı, dünyada bilinen en eski ekmek değil ancak Anadolu coğrafyasında bir ilk olma özelliği taşıyor.
Daha önce dünya genelinde tespit edilen daha eski örneklerle karşılaştırıldığında Küllüoba ekmeğinin farkı netleşiyor. Bilinen üç temel referans örneği şöyle:
- Ürdün'deki Şubayka: Milattan Önce 14.400'e tarihlenen çok daha eski bir buluntu olarak biliniyor. Ancak bu kalıntı doğrudan ekmek değil, "ekmek benzeri ürün" olarak sınıflandırılıyor.
- Çatalhöyük: Milattan Önce 6.500 yılına tarihlenen örnek, pişmemiş hamur niteliği taşıyor.
- Küllüoba: Hem formu belli olan, hem mayalanmış, hem de pişirilmiş özelliklerin üçünü bir arada barındıran en eski bilinen Anadolu örneği konumunda.
Üç özelliğin bir arada bulunması, Küllüoba ekmeğini Anadolu arkeolojisi için referans noktasına taşıyor. Buluntu, mayalanmış ve pişirilmiş bir gıdanın 5 bin yıl önceki Anadolu mutfağında yer aldığını somut biçimde belgeliyor.
KÜLLÜOBA EKMEĞİ NASIL PİŞİRİLDİ VE NEREYE GÖMÜLDÜ?
Ekmeğin laboratuvar analizleri, dönemin tarım ve gıda üretimine dair önemli ipuçları sundu. Buluntunun teknik özellikleri şu şekilde:
- İçerik: Gernik (emmer) buğdayı ve mercimek karışımı
- Pişirme sıcaklığı: 150 ile 160 derece arası
- Konum: Bir evin eşiğine bilinçli olarak gömülmüş
- Üzeri: Kırmızı toprakla örtülmüş
Ekmeğin evin eşiğine yerleştirilip kırmızı toprakla örtülmesi, sıradan bir tüketim atığı değil bilinçli bir ritüelin parçası olarak değerlendiriliyor.
Ekmeğin dünyasıyla paylaşılmasının ardından Eskişehir Büyükşehir Belediyesi aynı içerikleri kullanarak Küllüoba ekmeğini yeniden ürettı.
KÜLLÜOBA'DA HANGI DÖNEMSEL İZLER GÖRÜLÜYOR?
Küllüoba Höyük, Erken Bronz Çağı'nın farklı evrelerine ait izleri taşıyor. Höyükteki yapı yaşam tarzına dair bilgiler sunuyor.
Höyükte gözlemlenen dönemsel izler:
- Konut mimarisinin gelişimi
- Seramik üretiminin evrimi
- Tarım ve hayvancılık faaliyetleri
- Cenaze ve gömü ritüelleri
- Toplumsal hiyerarşinin oluşumu
- Ticaret ve kültürel etkileşim
Çok katmanlı yapı Küllüoba'yı Erken Bronz Çağı araştırmaları için kapsamlı bir kaynak haline getiriyor.




