Toplumsal hafızada derin yaralar bırakan olaylara dikkat çeken Turan, faili meçhul olaylarda evlatlarını kaybeden anneler, şehit anneleri ve adalet arayışını sürdüren ailelerin yaşadığı acılara vurgu yaptı. Turan, “"Bugün yaklaşan Anneler Günü'nü kutlamak için söz almış bulunuyorum. Ülkece yine en kolay, en sığ tartışmalardan birisine sıkışmış durumdayız. Bir reklam filmi üzerinden anneliğin ne olduğunu konuşuyor, anneliği kalıplara sığdırmaya çalışıyoruz. Oysa bu ülkenin gerçeği reklam karelerinde değil, hayatın tam ortasındaki o ağır boşlukta. Bu ülkede evlatlarını faili meçhul karanlıklarda kaybeden anneler var. ‘Vatan sağ olsun’ deyip bağrına taş basan şehit anneleri var. Adalet ararken ömrünü adliye koridorlarında tüketenler var” dedi.
Hayattan koparılan yavruların acısıyla yanan anneler var
Gülistan Doku’nun annesinin yıllardır cevap beklediğini hatırlatan Turan, benzer şekilde Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesinin yaşadığı acının da unutulmaması gerektiğini ifade etti. Turan, “Gülistan Doku'nun annesi gibi yıllardır bir cevap bekleyen, bir mezar taşına bile hasret bırakılan anneler var. En güvenli yer olması gereken okulda bir ihmal, bir şiddet ya da bir kaza yüzünden hayattan koparılan yavruların acısıyla yanan anneler var. Tıpkı Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesinin yaşadığı yasta olduğu gibi.
Topluma annelik ayarı vermeye kalkması samimiyetsizliktir
Bir reklam filmi üzerinden annelik tartışması yürütülmesini eleştiren Turan, “Biz tüm bu acılar, bu cevapsız sorular ortadayken bir reklam filmi üzerinden topluma annelik ayarı vermeye kalkanların samimiyetine nasıl inanacağız? Mafya düzenini, şiddeti ve suçu normalleştiren içeriklere yıllarca ses çıkarmayanların bugün bir reklam filminden yaşam tarzı mühendisliğine soyunması büyük bir samimiyetsizliktir. Kadınları koruyamayan, çocukların okulda bile can güvenliğini sağlayamayan bir anlayışın annelik tanımını yapmaya çalışması sizce de büyük bir çelişki değil mi” diye konuştu.
Annelik nerede bir can yanıyorsa, orada bitmek bilmeyen bir sorumluluk ve vicdan nöbetidir
Anneliğin sadece doğurmak olmadığını vurgulayan Turan, anneliğin bir canın hakkını, hukukunu ve varlığını kendi canından üstün tutma iradesi olduğunu vurguladı. Turan, “Annelik sadece doğurmak değil; annelik, kendi nefesinden başka bir nefesi de aynı can sızısıyla sahiplenmek; bir canın hakkını, hukukunu ve varlığını kendi canından aziz bilme iradesidir. Bu bazen kucağımızdaki bir evlattır, bazen savunmasız kalan bir kadındır, bazen okuluna güvenle gidemeyen bir çocuktur, bazen de dilsiz bir canlının, bir sokak hayvanının yaşam hakkı için verilen o şefkatli mücadeledir. Annelik nerede bir can yanıyorsa, nerede bir nefes haksızlığa uğruyorsa orada bitmek bilmeyen bir sorumluluk ve vicdan nöbetidir” dedi.
Devletin görevi annelerin gözyaşlarını dindirecek iradeyi ortaya koymaktır
Devletin görevinin annelere anneliği öğretmek değil, onların evlatlarını güvenle büyütebileceği bir ortam sağlamak olduğunu dile getiren Turan, devletin asıl sorumluluğunun annelerin gözyaşlarını dindirecek iradeyi ortaya koyması olduğunu vurguladı. Turan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Devletin görevi o annelere anneliği öğretmek değil, annelerin kıymet verdiklerini güvenle yaşatacağı bir ülke kurmaktır. O annelerin yüreğindeki adalet açlığını dindirmektir. Bizim meselemiz insanların sevgisini tartışmak değil, insanların acısına son verecek cesareti göstermektir. Bu ülkede anneler huzurlu değilse, evlatların akıbetini bile öğrenemiyorsa, adalet kapıları yüzlerine kapanıyorsa hiç kimsenin çıkıp da bu topluma annelik dersi vermeye hakkı yoktur. Gerçek sorumluluk tanım yapmak değil, o annelerin gözyaşlarını dindirecek iradeyi ortaya koymaktır.”
Turan, başta Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere, evlatları için mücadele eden tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı.





