Demir, vatandaşların yaşanan gelişmelere sandıkta cevap vereceğini belirterek, "Türk toplumu gerekli cevabı vermek için sandık bekliyor" dedi.
“Terör etkisiz hale getirilir ancak terörle müzakere edilmez”
Alperen ATA: "Terörsüz Türkiye" sürecini Zafer Partisi nasıl değerlendiriyor?
Hasan DEMİR: "Terörsüz Türkiye" süreci, daha önce de benzer örneklerini yaşadığımız ve Türkiye'nin ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığı bir süreçtir. Biz, terörle müzakere değil, mücadele edilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz.Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ da, Sayın Devlet Bahçeli'nin 2024 yılı Ekim ayında Meclis'te terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik yaptığı çağrının ardından gerekli açıklamaları yapmış ve bu konuda çalışmalarını başlatmıştır. 2013-2015 yılları arasında "Analar Ağlamasın" söylemiyle yürütülen ilk çözüm sürecinde 793 vatan evladımızı şehit verdik. O dönemde büyük bedeller ödeyerek kaybettiğimiz mahalleleri yeniden kontrol altına alabildik. Bugün gelinen noktada ortada kaybetmiş bir devlet ya da kaybetmiş bir millet yokken, Türk toplumunun teslim olmaya razı edilmek istendiğini görüyoruz. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Terörün bu yöntemle sona ermeyeceğini, ancak kararlı bir mücadeleyle bitirilebileceğini savunuyoruz. Türk ordusunun, Türk devletinin ve Türk milletinin bu mücadeleyi yürütme iradesine sahip olduğuna inanıyoruz. Süreç, herhangi bir pazarlık yapılmadan ilerlediği iddiasıyla devam ettiriliyor. Ancak biz bunun böyle olmadığını görüyoruz. Gerek dağ kadrosundan yapılan açıklamalar, gerek İmralı'ya giden heyetlere verilen mesajlar, gerekse terör örgütü elebaşını "kurucu önder" olarak tanımlama çabaları, bölgede büyük bir planın uygulandığını gösteriyor. Bu planın merkezinin Ankara değil, farklı odaklar olduğu kanaatindeyiz.Biz itirazlarımızı, 1919-1923 yılları arasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ortaya koyduğu milli mücadele ruhuyla dile getirmeye devam ediyoruz. Terörsüz Türkiye bu şekilde sağlanamaz. Terör bastırılır, etkisiz hale getirilir ve mücadeleyle sona erdirilir; ancak terörle müzakere edilmez.
“Belediyelere yönelik operasyonlar hukukun eşit uygulanmadığı yönündeki tartışmaları artırıyor”
Alperen ATA: Aynı bağlamda, "Terörsüz Türkiye" süreci başladıktan sonra yeni anayasa tartışmaları da gündeme geldi. Zafer Partisi yeni anayasa tartışmalarına nasıl bakıyor?
Hasan DEMİR: Bu konuya tek bir açıdan yaklaşmıyoruz. Mevcut anayasanın yeterli olup olmadığı ve hangi maddelerinin değiştirilmesi gerektiği tartışılabilir. Ancak bunun için öncelikle yürürlükteki anayasanın eksiksiz uygulanması gerekir. Bugün anayasa ve kanunlar açık olmasına rağmen uygulamada sorunlar yaşandığını görüyoruz. Özellikle belediyelere yönelik operasyonlar ve kamuoyunda tanınan isimlerle ilgili adli süreçler, hukukun eşit uygulanmadığı yönündeki tartışmaları artırıyor.
“1924 Anayasası'nın temel alınması gerektiğini savunuyoruz”
Biz, 1924 Anayasası'nın temel alınması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü bu anayasanın temelinde milli birlik, Türk kimliği ve Türk milleti kavramı yer alıyordu. Bugün ise anayasanın 1921 Anayasası'nın adem-i merkeziyetçi yapısına doğru yönlendirilmeye çalışıldığı kanaatindeyiz. Bizim için esas olan 1924 Anayasası'dır. Elbette zaman içinde değişiklikler yapılabilir. Ancak anayasanın ilk dört maddesi ile 10, 42 ve 66. maddeleri vazgeçilmezdir. Bu maddelerde yapılacak değişikliklerin Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü güçlendirmeyeceğini, aksine toplumsal ayrışmayı artıracağını düşünüyoruz.
“Eğitim millilikten tamamen uzaklaşmıştır”
Alperen ATA: Geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı’nın müfredatta isim değişikliğine giderek "Milli Mücadele" olarak geçeceğini ifade etti. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz başkanım?
Hasan DEMİR: Bu durum, sadece Yusuf Tekin ile kısıtlı bir süreç değildir. 2002'den beri eğitimin pedagojik kısmında bir şey diyemeyeceğim ama millilik kısmında çok büyük sorunların yaşandığı bir sistemden bahsediyoruz. Çünkü an itibarıyla eğitim millilikten tamamen uzaklaşmıştır ve bu süreç bilinçli olarak bu hale getirilmiştir. Hatırlarsanız belediyelerdeki "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresinin kaldırılması da dahil olmak üzere, birinci ihanet sürecinde andımızın kaldırılması bunlardan birisiydi.Eğitimde çok köklü değişiklikler yaptıklarını iddia edenlerin kök olarak değerlendirdikleri şeyler; cumhuriyete ve milli yapılara karşı bir mücadeledir. Bunu en iyi nereden etüt ediyoruz? "Fesligiller" olarak bilinen kişilere yaptıkları hastane ziyaretlerinden; İskilipli Atıf gibi vatan hainlerine yaptıkları kabir ziyaretlerinden ve Şeyh Said gibi vatan hainlerine sağlamaya çalıştıkları iade-i itibarlardan anlıyoruz. Zaten mücadele bu denklemde devam ediyor. İki sene önce, yine Yusuf Tekin döneminde ilkokul karnelerinden Atatürk resimleri kaldırıldı; Gençliğe Hitabeler kaldırıldı ve daha birçok şey kaldırıldı. Biz o dönem de itirazlarımızı sunduk. Bugün de bahsettiğiniz gibi müfredattan Kurtuluş Savaşı ibaresi kalkacak, yerine bundan sonra "Milli Mücadele" kavramı yer alacak. Aslında bunların hiçbirisi Milli Mücadele'ye de inanmıyorlar. O mücadelenin ne şekilde verildiğini de bilmiyorlar. Çünkü az önce bahsettiğim gibi tarihi, "Keşke Yunan kazansaydı" diyen "fesligiller" gibi profillerden öğrendiler.
“Türk toplumu gerekli cevabı vermek için sandık bekliyor”
Kurtuluş Savaşı; Mondros Mütarekesi’nden sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, Kuvayı Milliye, Karakol Teşkilatı gibi birçok yapının düzenli orduya evrilmesi ve akabinde verilen Dumlupınar, Sakarya, Kocatepe mücadeleleri sonucunda binlerce şehidin azmiyle verilmiş mükemmel bir harptir, İstiklal Harbi’dir, Kurtuluş Savaşı’dır. Bu ismin, Yusuf Tekin veya avanesinin "Ortadan kaldırdım, bundan sonra adı bu olacak" demesiyle değişmesi mümkün değildir. Tarih her daim sayfalarda net olarak yazmaya devam edecektir. Kurtuluş Savaşı ve İstiklal Harbi, Türk milletinin özünde de gözünde de varlığını devam ettirecektir. Kurulacak ilk milli iktidarda, Zafer Partisi olarak bu konuları tekrar ve tekrar Türk toplumuyla buluşturacağız. Türk toplumu özünü ve aslını çok iyi bilir; feraset sahibidir. Gerçekten bir şeylerin zamanını bekler. Biz bunu net olarak sokakta görüyoruz. Türk toplumu gerekli cevabı vermek için sandık bekliyor; zaten onlar da bu yüzden sandıktan sürekli kaçıyorlar.
“Kim hukuksuzluğa uğruyorsa onun yanında durmaya devam edeceğiz”
Alperen ATA: Mayıs ayında Cumhuriyet Halk Partisi'nde "mutlak butlan" kararı çıktı. Bu kararın ardından Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, CHP Genel Merkezi'nde Özgür Özel'i ziyaret etti. Siz de aynı gün CHP Eskişehir İl Başkanlığı'nı ziyaret ettiniz. Geçtiğimiz günlerde CHP Eskişehir İl Başkanı ile ilçe başkanları görevden alındı. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hasan DEMİR: Biz bu süreci yalnızca 21 Mayıs 2026'daki "mutlak butlan" kararı üzerinden değerlendirmiyoruz. Uzun süredir muhalefete yönelik hukukun eşitliği ilkesine aykırı uygulamalar yaşandığını düşünüyoruz. Genel Başkanımız Ümit Özdağ'ın tutuklanması, Ekrem İmamoğlu'na yönelik operasyonlar ve muhalif belediyelere yönelik soruşturmaların demokrasiye zarar verdiğine inanıyoruz. Kim hukuksuzluğa uğruyorsa, demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde onun yanında durmaya devam edeceğiz.
“Demokrasiye zarar verdiğini düşündüğümüz uygulamaların karşısında durmayı sürdüreceğiz”
Kararın açıklandığı gün Genel Başkanımız Antalya'daki programını yarıda keserek CHP Genel Merkezi'nde Sayın Özgür Özel ile görüştü. Biz de CHP Eskişehir İl Başkanlığı'nı ziyaret ederek hukukun üstünlüğüne olan desteğimizi ifade ettik. Önceliğimiz herhangi bir siyasi parti değil; Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devleti niteliğinin korunması ve vatandaşların daha müreffeh bir ülkede yaşamasıdır. Bu doğrultuda demokrasiye zarar verdiğini düşündüğümüz uygulamaların karşısında durmayı sürdüreceğiz.
“Siyasi baskılar nedeniyle herkes düşüncesini açıkça ortaya koyamıyor”
Alperen ATA: Yargıtay'ın Temmuz ayında açıkladığı verilere göre Zafer Partisi'nin üye sayısı 74 bin 399'a yükseldi. Bu artışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yeterli mi, daha fazla mı olmalıydı?
Hasan DEMİR: Bu tabloyu değerlendirirken 2023 genel seçimlerini de dikkate almak gerekiyor. Zafer Partisi, 26 Ağustos 2021'de kuruldu. Kısa sürede teşkilatlanmasını tamamladı ve tüm çalışmalarını büyük ölçüde kendi imkânlarıyla yürüttü. 2023 genel seçimlerine girdiğimizde yaklaşık 23 bin üyemiz vardı. Buna rağmen 1 milyon 250 bin oy aldık. Bu, üye sayısıyla kıyaslandığında oldukça önemli bir başarıdır. Bugün 74 bin üyeye ulaşmış olmamız elbette bizim için kıymetlidir. Ancak Türkiye'de insanların yaşadığı ekonomik kaygılar ve siyasi baskılar nedeniyle herkes düşüncesini açıkça ortaya koyamıyor. Bu nedenle insanların toplu şekilde parti üyeliğine yönelmesini beklemiyoruz. Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ'ın duruşu ve siyasi çizgisi değişmedi. Hiçbir baskıya boyun eğmeden mücadelesini sürdürüyor. Bu da toplumda karşılık buluyor.
“Bizim için önemli olan nitelikli bir teşkilat yapısına sahip olmaktır”
Eskişehir'de de bunu sahada açıkça görüyoruz. Geçmişte yalnızca Sayın Ümit Özdağ'ın kişisel tanınırlığıyla öne çıkan Zafer Partisi, bugün teşkilat yapısıyla, kadrolarıyla ve ortaya koyduğu politikalarla daha güçlü bir şekilde tanınıyor. Biz de her fırsatta projelerimizi vatandaşlara anlatıyor, onların desteğini almaya devam ediyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca sayısal büyüklük değil; nitelikli bir teşkilat yapısına sahip olmaktır. Bu açıdan Zafer Partisi'nin Türkiye'de önemli bir noktada olduğunu düşünüyoruz.
“Toplumdaki desteğin üye sayısından daha fazla olduğunu sahada gözlemliyoruz”
Alperen ATA: Eskişehir'de Zafer Partisi'nin üye sayısı kaç?
Hasan DEMİR: Eskişehir'de yaklaşık bin 200 üyemiz bulunuyor. Bunun yanında partiye üye olmak isteyen ancak mevcut siyasi ortam nedeniyle bunu erteleyen çok sayıda vatandaşımız da var. İnsanlar işini, geleceğini ve ekonomik durumunu düşünerek bazı konularda çekingen davranabiliyor. Özellikle iktidara karşı en sert muhalefeti yapan partilerden biri olan Zafer Partisi'ne üye olmanın bazı kişiler açısından risk oluşturduğunu düşünenler var. Bu nedenle bize destek veren herkesin resmi üyelik yaptırabildiğini söylemek doğru olmaz. Ancak toplumdaki desteğin üye sayısından daha fazla olduğunu sahada gözlemliyoruz.
“Kaçak göçmen ve sığınmacı sorunu Türkiye'nin gündeminden hiçbir zaman çıkmadı”
Alperen ATA: Kamuoyunda Zafer Partisi'nin yalnızca “mülteciler” üzerinden siyaset yaptığı yönünde eleştiriler var. “Mülteci sorunu” çözülmeye başladığı için Zafer Partisi'nin söyleyecek sözü kalmadığı da iddia ediliyor. Bu kapsamda, partinizin diğer politikaları ve projeleri nelerdir?
Hasan DEMİR: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, kaçak göçmen ve sığınmacı sorunu Türkiye'nin gündeminden çıkmış değildir. Devletin yaklaşık 600 bin Suriyelinin ülkesine döndüğüne ilişkin açıklamaları bulunsa da, Türkiye'de hâlâ milyonlarca kaçak göçmen ve sığınmacının bulunduğunu düşünüyoruz. Eskişehir'de de birçok mahallede Suriyelilerin oluşturduğu sosyal ve ticari yaşam alanları bunun bir göstergesidir.
“Bir yıl içinde kaçak göçmen ve sığınmacı sorununu çözeceğimizi taahhüt ediyoruz”
Zafer Partisi'nin öncelikli başlıklarından biri göç politikasıdır. İktidara geldiğimizde Anadolu Kalesi Projesi kapsamında bir yıl içerisinde kaçak göçmen ve sığınmacı sorununu çözeceğimizi taahhüt ediyoruz.
“Sanayiyi Anadolu'ya yaymayı ve lojistik altyapıyı geliştirmeyi hedefliyoruz”
Bununla birlikte Zafer Partisi'nin tek gündemi göç değildir. Tertemiz Türkiye Projesi ile organize suç, uyuşturucu ve kumarla mücadeleyi; Dört Deniz Dört Bölge Projesi ile üretim ekonomisini güçlendirmeyi, sanayiyi Anadolu'ya yaymayı ve lojistik altyapıyı geliştirmeyi hedefliyoruz.
Sağlık alanında ise daha erişilebilir ve etkin bir sistem oluşturmayı amaçlıyor, randevu sorununa çözüm üretmeyi ve uzman kadrolarımızın hazırladığı projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz.
“Zafer Partisi, Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretmeyi hedefleyen bir siyasi partidir”
Kısacası Zafer Partisi; ekonomiden sağlığa, eğitimden tarıma ve güvenliğe kadar birçok alanda kapsamlı projeler geliştiren, Cumhuriyet'in temel değerleri doğrultusunda Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretmeyi hedefleyen bir siyasi partidir.
“Karar iptal edildiyse, bunun da resmi olarak kamuoyuyla paylaşılması gerekir”
Alperen ATA: Eskişehir'deki Hava Hastanesi, eski Devlet Hastanesi ile Sivrihisar ve Mihalıççık'taki bazı sağlık tesislerinin özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin karar kamuoyunda tartışılıyor. AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, bu kararın iptal edildiğini söyledi. Ancak Resmi Gazete'de buna ilişkin yeni bir karar bulunmuyor. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hasan DEMİR: Bu konu yalnızca Sayın Gürhan Albayrak'ın açıklamalarıyla sınırlı değil. Hatırlarsanız, bu mesele transfer vekilin de gündemindeydi. Bir sendikanın kongresinde yaptığı konuşmada, "Ben olduğum sürece bu araziler hiçbir şart altında özelleşmeyecek." ifadelerini kullandı. Dolayısıyla kamuoyunda farklı söylemler nedeniyle soru işaretleri oluşuyor. Ancak ortada Resmi Gazete'de yayımlanmış bir özelleştirme kararı var. Eğer bu karar iptal edildiyse, bunun da resmi olarak kamuoyuyla paylaşılması gerekir.
"Cumhuriyet boyunca oluşturulan birçok kamu kuruluşu satıldı"
Biz, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve kamuya ait değerlerin özelleştirilmesine karşıyız. Cumhuriyet boyunca büyük emeklerle kurulan birçok kamu kuruluşu satıldı. Bugün ise kamu arazileri ve stratejik taşınmazlar gündemde. Bu yalnızca hastane arazileriyle sınırlı değil; Eskişehir'deki maden ruhsatları da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Alpagut-Atalan altın madeni projesi ve Kırka çevresindeki ruhsatlar, doğal kaynaklarımızın geleceği açısından ciddi tartışmalar yaratmaktadır. Biz bunu kamu varlıklarının peyderpey elden çıkarılması olarak görüyoruz.
"Kamu iktisadi teşebbüslerinin satılmasını doğru bulmuyoruz"
Zafer Partisi olarak hiçbir kamu iktisadi teşebbüsünün satılmasını doğru bulmuyoruz. İktidara geldiğimizde stratejik kamu kuruluşlarını güçlendirmeyi, kamu yararını esas alan bir anlayışı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Sağlık alanında askeri sağlık sisteminin yeniden kurulmasını ve kamu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini savunuyoruz. Kamuya ait taşınmazların ve stratejik varlıkların korunmasının, milletin ortak değerlerinin korunması anlamına geldiğine inanıyoruz.
“Belediyelerin temel görevi halka hizmet etmektir”
Alperen ATA: Eskişehir'deki yerel yönetimlerin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hasan DEMİR: Açıkçası yerel yönetimlerle ilgili değerlendirmelerimi çok sık gündeme getirmemeye özen gösteriyorum. Çünkü bugün Türkiye'nin öncelikli meselesinin demokrasi, hukuk devleti ve Cumhuriyet'in temel kazanımlarının korunması olduğunu düşünüyorum.Ancak yerel yönetimlerin de hizmet konusunda eksiklikleri bulunduğunu söylemek gerekir.Geçmişte iktidar olan siyasi hareketlerin belediyecilik anlayışıyla büyüdüğünü biliyoruz. Yerel yönetimler, vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkileyen kurumlardır. Bu nedenle belediyelerin temel görevi halka hizmet etmektir.
“Eskişehir’de trafik sorunu her geçen gün büyüyor”
Eskişehir'e baktığımızda ulaşım, trafik, altyapı ve kentsel dönüşüm gibi alanlarda önemli eksiklikler görüyoruz. Elbette tüm sorunların sorumluluğu yalnızca belediyelere ait değildir. Ancak belediyelerin çözüm üretme konusunda daha hızlı ve daha kararlı hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle trafik sorunu her geçen gün büyüyor. Günün belli saatlerinde yaşanan yoğunluğu normal karşılamak yerine kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğine inanıyorum. Ben ticaretle de uğraşıyorum. Günlük hayatımda bir toplantıya zamanında yetişebilmek için neredeyse bir saat önceden yola çıkmak zorunda kalıyorum. Bu da mevcut trafik yükünün artık ciddi bir sorun haline geldiğini gösteriyor.
“Eskişehir'in önceliği kentsel dönüşüm olmalı”
Kentsel dönüşüm konusunda Eskişehir'in önemli bir ihtiyacı bulunduğunu düşünüyorum. Doktorlar Caddesi, Hamamyolu, İki Eylül Caddesi ve Vişnelik başta olmak üzere birçok bölgede yalnızca bina bazlı değil, bütüncül bir şehircilik anlayışıyla dönüşüm yapılması gerektiğine inanıyorum. Belediyelerin kültürel etkinlikler ve festivaller düzenlemesi elbette önemlidir. Ancak vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak hizmetler her zaman öncelikli olmalıdır. Bu nedenle yerel yönetimlerin performansını genel olarak orta seviyede değerlendiriyorum. Eksikliklerin giderilmesi için vatandaşın taleplerine daha fazla kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum.





