Bu ülkede aydın olan değil ama aydın geçinmeye çalışanların ortak takıntılarından biri Milliyetçilik kavramı.

Ne yazık ki bana göre herkeste nazar miktarda olması gereken bu kavrama “tu kaka” muamelesi yapılıyor. Milliyetçi insanı faşist, nobran, cahil bir konuma sürükleyen, bu duruşu gösterene ikinci sınıf insan muamelesi uygulamaya çalışan hadsizler var.

Bakın parti milliyetçiliğinden bahsetmiyorum. Türk Milliyetçiliği ya da başka bir deyişle ulusalcılıktan dem vuruyorum.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en net kırmızı çizgisine, CHP’nin 6 ok ’undan birisi olan Milliyetçiliğe karşı en net tavrın nereden geldiği ve kimlerin bu muameleyi reva gördüğüne baktıkça insan üzülmeden edemiyor.

Bu yüzden Meral Akşener’in 6’lı masa içinde gösterdiği tavır ve söylemlerin, aday belirlenmesi sürecinde yaptığı ısrarın alt metni ve mesajı anlamak istenmiyor ve bazıları tarafından ısrarlı bir algı operasyonu ile hakaret boyutuna varan bir söylem diline dönüştürülüyor.

Bakın bu tespit herkesi kapsamıyor. Kafasının arkasında hesapsız, bütünlüğe zarar geldi kaygısıyla tepki verenleri anlıyor ve bir kenara koyuyorum.

Ancak bazı tepkilerin masum olmadığını, Akşener veya İYİ Parti tarafından HDP’ye karşı gösterilen bu tavrın çok iyi anlaşıldığı için böylesi sinkaflı tepkiler olduğuna eminim.

Ülke çıkarı diye başlayan cümleler kullanan ve düne kadar yerden yere vurduğu Kılıçdaroğlu’nu 180 derece değişimle güzelleyen ve Akşener’e gayri ahlaki eleştiriler yapan tiyatrocu, müzisyen, gazetecilerin hangi siyasi düşünceye yakın olduğunu anlamak çok zor olmuyor.

Fikir özgürlüğü, demokratik haklar, çoğulcu demokrasi diye nutuklar atanların ve HDP destekçilerinin, Akşener’in duruş ve tavrını ortaya koyarken kullandığı ifadelerde bu savundukları değerlerden ne kadar kolay vazgeçtiğini görüyoruz.

Akşener masadan ayrılınca “ülke çıkarını düşünmedi, iktidarla iş tutacak, fetöcü bunlar, ittifakı bozduğu için seçimi kazanmak zorlaştı” gibi suçlamalar yapanların yani Akşener masadan ayrılmakla hata yaptı ve bencil davrandı diyenlerin, Akşener masaya dönme kararı alınca “gelmesin, ona ihtiyacımız yok, kendi masa da ama ruhu yok” gibi tutarsız söylemlerini ise ayrı bir yere koyuyorum.

Diyorum ya bu ülkede bazıları Aydın kisvesi altında kendinden başka ideoloji, fikir, düşünceye tahammülü olmayan bir kibir zırhı ile aramızda dolaşıyor.

Fikrine, düşüncesine, dayattığı şeye saygı duymazsak bizi hainlikle suçluyor. Gür sesle haklı olmaya çalışan bir telaş içinde istediği hakareti yapıyor.

Son tahlilde bazı kırmızı çizgiler dışında herkesin fikrine saygı duyuyor, en azından bunu deniyorum.

Seçim kazanmak için HDP oylarına muhtaçız dayatmasına karşılık, Türk Milliyetçiliğinin daha fazla oya sahip olduğunu düşünüyor ve bu algının özellikle pompalandığını tahmin ediyorum. 

Lütfen ulusçuluk, ulusalcılık, milliyetçilik diye aslında hepsi aynı kapıya çıkan duruştan bu kadar korkmayın, çekinmeyin. Bu değer hiçbir partinin tekelinde değildir. Bu değer bu Cumhuriyetin temelindeki en sağlam çimentodur.

Buna zarar vermeye çalışan pazarlıklar yapmak, masadan ayrılmaktan daha zararlıdır, unutmayın. Ve en önemlisi ülkenin siyasi çıkmazı içinde kendinizi buğday ambarına düşmüş tavuk zannetmeyin.