8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirten Turan, kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için verdikleri mücadelenin simgesi olduğunu ifade etti.

Erkek egemen anlayışın yarattığı toplumsal bir sorundur

Kadın haklarının insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Turan, bir toplumun gelişmişliğinin kadınların ne kadar özgür, güvende ve eşit olduğu ile ölçüldüğünü ifade etti. Turan, “Bir toplumun gelişmişliği; kadınların ne kadar özgür olduğu ne kadar güvende yaşadığı ve hayatın her alanına ne kadar eşit katılabildiği ile ölçülür. Bu nedenle kadınların eğitim, sağlık, çalışma hayatı ve sosyal yaşamda eşit haklara sahip olması yalnızca bir kadın meselesi değil, aynı zamanda demokrasinin ve insan onurunun meselesidir. Ancak ne yazık ki dünyada ve ülkemizde kadınlar hâlâ eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddetle karşı karşıya kalmaktadır. Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu durum; ekonomik eşitsizliklerin, toplumsal cinsiyet rollerinin, fırsat eşitsizliğinin ve erkek egemen anlayışın yarattığı toplumsal bir sorundur” ifadelerini kullandı.

2026 yılının ilk aylarında bile onlarca kadın cinayeti yaşandı

Turan, kadın örgütlerinin verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de en az 294 kadının öldürüldüğünü, yüzlerce ölümün ise şüpheli olarak kayıtlara geçtiğini belirterek, 2026 yılının da benzer şekilde başladığını söyledi. Turan, “Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri meselesi ülkemizin en ağır toplumsal sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Kadın örgütlerinin verilerine göre yalnızca 2025 yılında Türkiye’de en az 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, yüzlerce kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti. Ne yazık ki 2026 yılı da farklı başlamadı; yılın ilk aylarında bile onlarca kadın cinayeti yaşandı. Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir. Her biri yarım kalan bir hayatın, susturulan bir sesin ve toplumun vicdanında açılan derin bir yaranın adıdır” dedi.

Türkiye’de aynı isim ve soyadı taşıyan iki kadın peş peşe hayatını kaybetti

Konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Turan, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası alanda önemli bir hukuki metin olan sözleşmenin kadınların yaşam hakkını korumayı amaçladığını söyledi. Turan, “Kadın cinayetleri kader değil, önlenebilir suçlardır. Kadınların yaşam hakkını korumak hukuk sisteminin, kurumların ve toplumun ortak sorumluluğudur. İçinde bulunduğumuz Mart ayında yaşanan acı bir gerçekle tablonun ne kadar sarsıcı olduğuna bir kez daha şahit olduk. Türkiye’de aynı isim ve soyadı taşıyan iki kadın peş peşe hayatını kaybetti. Ne acıdır ki ikisinin de adı Fatma Nur Çelik. İlk bakışta bu durum bir tesadüf gibi görülebilir. Ancak istatistik bilimi bize şunu söyler: Aynı toplumda, aynı dönemde, benzer trajediler tekrar ediyorsa artık tesadüflerden değil, yapısal bir sorundan söz ederiz. Burada garip olan şey iki kadının aynı isimde olması değildir; asıl garip olan, kadınların hikâyelerinin giderek birbirine benzemesidir” ifadelerini kullandı.

Kadın haklarının yalnızca şiddetle mücadele meselesi değil

Kadın haklarının yalnızca şiddetle mücadele meselesi olmadığını belirten Turan, fırsat eşitliği konusuna da dikkat çekti. Kadınların eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal hizmetlere kadar tüm alanlarda eşit erişime sahip olması gerektiğini vurgulayan Turan, iş hayatında kadınların hâlâ eşit ücret ve kariyer fırsatları konusunda engellerle karşılaştığını ifade etti.

Kadınların güvende olduğu bir kent, daha huzurlu bir kenttir

Tepebaşı Belediyesi’nin kadınlara yönelik çalışmalarına da değinen Turan, Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda kadınların güçlenmesini destekleyen birçok proje yürütüldüğünü vurguladı. Turan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Tepebaşı Belediyesi olarak bizler de Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Ataç’ın sosyal belediyecilik anlayışı ve eşitlikçi vizyonu doğrultusunda, kadınların yaşamın her alanında güçlenmesini destekleyen önemli çalışmalar yürütülüyor ve kadınların yalnız olmadığını hissettiren dayanışma mekanizmaları oluşturuluyor. Kadın Danışma Merkezlerimiz aracılığıyla kadınlara hukuki destek, danışmanlık ve sosyal rehberlik hizmetleri sunuluyor. Kadınlar burada hem haklarını öğreniyor hem de yaşamlarında yeni bir güç buluyor. Psikolojik Danışmanlık Merkezimiz aracılığıyla kadınlara, ailelere ve çocuklara ücretsiz psikolojik destek sağlanıyor. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir toplum, ruhsal olarak da sağlıklı bireylerle mümkündür. Belde Evlerimiz ise yıllardır kadınların sosyalleştiği, eğitim aldığı, meslek edindiği, dayanışma kurduğu ve hayata karıştığı çok kıymetli yaşam alanları olarak hizmet vermektedir. Bu merkezler sayesinde kadınlar yalnızca bireysel olarak güçlenmekle kalmıyor, aynı zamanda kent yaşamına daha aktif şekilde katılıyor. Kadınların güçlü olduğu bir kent, daha adil bir kenttir. Kadınların güvende olduğu bir kent, daha huzurlu bir kenttir. Kadınların eşit olduğu bir kent ise gerçek anlamda demokratik bir kenttir.”

Kadınların özgür olmadığı bir toplum gerçekten özgür değildir.

Konuşmasının sonunda Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara tanıdığı hakların önemini vurgulayan Turan, kadınların eşitlik ve adalet mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Turan, “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün biz Türk kadınlarına tanıdığı hakların dünyadaki pek çok ülkeden önce bize verilmiş olması, bu ülkenin eşitlik idealinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bizlere düşen ise Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı eşitlikçi vizyon doğrultusunda kadınlar ve kadın hakları için çalışmaya, eşitlik ve adalet mücadelesini büyütmeye yorulmadan devam etmektir. Çünkü biliyoruz ki kadınların özgür olmadığı bir toplum gerçekten özgür değildir. Bu düşüncelerle; eşitlik için mücadele eden tüm kadınları saygıyla selamlıyor, hayatını kaybeden kadınları rahmetle anıyor ve tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum” diyerek tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı.

Muhabir: Alperen Ata