Yörükcü, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak adlandırılan yönetim sisteminin hukukun askıya alındığı ve devlet kurumlarının tek kişinin iradesine göre yönetildiği bir düzen oluşturduğunu öne sürdü. Eğitimden sağlığa kamusal hizmetlerin sermayeye devredildiğini ifade eden Yörükcü, halkın karar alma süreçlerinden dışlandığını ve Meclis’in etkisizleştirildiğini ifade etti.

“İktidarın en önemli stratejisi muhalefeti bölmek ve yalnızlaştırmaktır”

İktidarın muhalefeti bölerek ve yalnızlaştırarak kendi ömrünü uzatmaya çalıştığını ileri süren Yörükcü, toplumsal örgüt ve mücadelelerin ortak bir hatta buluşması gerektiğini söyledi. Yörükcü, ekonomik ve sosyal krizlerden çıkışın halkın kendi geleceği için örgütlenmesiyle mümkün olacağını belirtti. Yörükcü, “İktidarın en önemli stratejisi muhalefeti bölmek ve yalnızlaştırmaktır. Buradan hareketle de toplumsal örgüt ve mücadelelerin ortak bir hatta buluşturulması bugünün en önemli kurtuluş yoludur. İktidar muhalefeti parçalayarak kendi ömrünü uzatmanın yollarını ararken, ezilen bizler haklarımızı kazanmak için birlikte mücadele etmekten başka yol yok. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizlerden daha demokratik, daha özgür ve daha eşit bir çıkış da halkın kendi geleceği için örgütlenmesiyle mümkündür” dedi.

“Para için değil, ONUR için” sözünü hatırlattı

Geçtiğimiz hafta Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde haklarını arayan emeklilerden birinin “Para için değil, ONUR için!” diyerek hayatına son verdiğini belirten Yörükcü, emeklilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Yörükcü, “Bir yanda türlü vurgunlarla servetlerine servet katan bir avuç azınlık, diğer yanda bir ömür çalışan ve bugün açlığa, yoksulluğa ve sefalete mahkum edilen on milyonlarca emekli, emekçi, hepimiz” ifadelerini kullandı.

“Bu düzenden çıkış, ancak halkın örgütlü mücadelesiyle mümkün olacaktır”

Emeklilerin mücadelesi ile öğrencilerin barınma sorununun ortak bir mücadele alanı olduğunu savunan Yörükcü, doğanın yağmalanması, köylerin istila edilmesi ve emeğin sömürülmesi gibi sorunların birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi. Yörükcü, “Doğanın yağmalanmasıyla, köylerin istila edilmesiyle emeğin bir kölelik düzeni içinde sömürülmesi birbirinden ayrı değildir. Kadın cinayetlerinin yaygınlaşması ve kadınlar üzerindeki ayrımcılık okullarımızda ve iş yerlerimizdeki kıyafet dayatmalarından ayrı düşünülemez. Eğitim ve sağlığın piyasalaştırıldığı; emekçilerin yoksullaştırıldığı; doğanın yağmalandığı; laikliğin tasfiye edildiği ve kadın haklarının hedef alındığı bu düzenden çıkış, ancak halkın örgütlü mücadelesiyle mümkün olacaktır” diye konuştu.

3 Ekim’de Yunusemre Kültür Merkezi’nde buluşma çağrısı

Yörükcü, tüm ilerici, demokratik ve devrimci yapıların ortak bir mücadelede buluşması çağrısında bulunarak, “Emeğin ve eşitliğin ülkesini, birlikte, emekçi halkın kendi birleşik gücüyle kurma iradesi gösterenlerle 3 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te Yunusemre Kültür Merkezi’nde yan yana geliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi