Süllü, Sakarbaşı Kaynakları’ndan Eskişehir’e içme suyu temini amacıyla planlanan Kaynarca Barajı ve malzeme ocakları projesinin ÇED Başvuru Dosyası’nda yer alan çevresel ve sosyal etki analizlerindeki eksiklik ve yanlışlıklara dikkat çekti. Süllü ayrıca proje kapsamında yöre halkından gelen tepkilerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Projenin aradan geçen altı yıla rağmen yatırım programında yer almadığını ifade eden Süllü, Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının karşılanması için yatırımın bir an önce hayata geçirilmesinin önem taşıdığını söyledi. Ancak projenin orman, tarım arazileri, su kaynakları ve yaşam alanları üzerindeki etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Baraj yeni sorunlara yol açmamalı”

Devlet Su İşleri (DSİ) 3. Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Sakarbaşı Kaynaklarından Eskişehir İl Merkezine İçmesuyu Temini Kaynarca Barajı ve Malzeme Ocakları, Kırma Eleme Tesisi ve Hazır Beton Santrali” projesinin yalnızca baraj yatırımından oluşmadığını belirten Süllü, proje kapsamında bir kaya ocağı, üç kil ocağı, kırma-eleme-yıkama tesisi ve hazır beton santralinin de bulunduğunu kaydetti.

Malzeme ocaklarının toplam alanının 129,05 hektar olduğunu aktaran Süllü, rezervuar alanında 653 dekar orman ile 84 dekar özel mülkiyete ait tarım arazisinin bulunduğunu söyledi.

Kaynarca Projesi’nin altın ve gümüş madeni projeleriyle aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Süllü, Eskişehir’in farklı bölgelerinde tarım, orman, su kaynakları ve yaşam alanları üzerindeki baskının arttığını belirterek projenin daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Süllü, ÇED dosyasında Sakarbaşı Kaynakları’nın tam kullanılması halinde mevcut içme suyu ihtiyacının ancak karşılanabileceğine yönelik tespitin önemli olduğunu belirterek, projenin ekonomik ömrünün 50 yıl olarak öngörüldüğünü hatırlattı. Süllü, “O halde bugün ihtiyacımızı ancak karşılayan Sakarbaşı’nın 2050’de, 2070’te, 2100’de nasıl yeterli olacağı ortaya konulmalıdır. Kuraklık senaryoları nedir? Kaynak debisi yüzde 10, yüzde 20, yüzde 30 azalırsa sistem ne olacaktır? Ekolojik akış nasıl korunacaktır? Bunların yanıtını istiyoruz” dedi.

“Yahnikapan’a 372 metre mesafede kil ocağı var”

Süllü, 26/2026-02 ve 26/2026-04 numaralı kil ocaklarının Yahnikapan Mahallesi’ne 372 metre mesafede planlandığını belirtti. Açık ocak faaliyetlerinin oluşturabileceği toz, gürültü ve kamyon trafiğinin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerinin somut verilerle hesaplanması gerektiğini ifade etti.

Kaya ocağında patlatma yapılmasının da ÇED dosyasında yer aldığını belirten Süllü, patlatmanın sıklığı, kullanılacak patlayıcı miktarı, titreşim etkisi ve su kaynakları üzerindeki olası etkilerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.

“Dosyadaki üretim rakamları açıklığa kavuşturulmalı”

Kaya üretimine ilişkin ÇED dosyasında farklı rakamların yer aldığına da dikkat çeken Süllü, söz konusu verilerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Dosyanın bir bölümünde yıllık 3 milyon 450 bin metreküp kaya malzemesi ihtiyacından söz edildiğini, başka bir bölümünde ise toplam 3 milyon 450 bin metreküp üretimden ve üç yılda tamamlanması planlanan projede yıllık 1 milyon 150 bin metreküp üretim yapılacağından bahsedildiğini belirten Süllü, rakamlardaki farklılığın çevresel etkilerin hesaplanmasını doğrudan etkilediğini ifade etti.

Süllü, DSİ’nin üretim rakamlarını tek ve açık bir veri seti halinde açıklaması gerektiğini söyledi.

“653 dekar orman sadece bir rakam değil”

Rezervuar alanında bulunan 653 dekar ormanın yalnızca alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Süllü, ormanların su rejimi, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem üzerindeki katkılarının ortaya konulmasını istedi.

Süllü, etkilenecek türlerin, kaybedilecek ekolojik işlevlerin ve bunların nasıl telafi edileceğinin bilimsel olarak ortaya konulması gerektiğini belirtti.

“Proje eksiklik ve yanlışlıkları giderilerek hayata geçirilmeli”

Eskişehir’in içme suyu ihtiyacının güvence altına alınmasını önemsediklerini belirten Süllü, itirazlarının içme suyunun güvence altına alınmasına değil, su güvenliği ile çevre güvenliğini karşı karşıya getiren planlama anlayışına yönelik olduğunu ifade etti. Süllü, “Sakarbaşı’nın su rejimi, ekolojik sistem, tarım arazileri, orman alanları ve yurttaşlarımızın yaşam koşulları birlikte değerlendirilmelidir” dedi.

Projenin çevresel ve sosyal etkilerine ilişkin eksiklik ve hataların giderilmesi, yöre halkının mülkiyet haklarının dikkate alınması ve gerekli düzenlemelerin yapılmasının ardından Kaynarca Barajı Projesi’nin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi