Yoksa Yeşil Vadi dediğimiz Eskişehir, Ne Seferoğulları, ne Tellioğulları, direkt Tosun Paşa’ya kalır!

Türkiye genelini bilemem ama Eskişehir özelinde Yeni Parti’yi bekleyen ciddi bir tehlike görüyorum.

Kürsülerden verilen mesajlara, yapılan konuşmalara bakarsanız tablo farklı görünebilir. Birlikten, büyümekten, iktidar hedefinden söz ediliyor. Fakat sahaya indiğinizde, özellikle Odunpazarı kongre sürecinden bu yana yaşananlara baktığınızda, parti içindeki ayrışmanın artık sıradan bir kongre rekabeti sınırını aştığını görmek mümkün.

Kim ilçe başkanı, kim il başkanı olacak tartışması beklenenden daha derine, büyük bir soruna doğru ilerliyor.

Birbirini oyunun dışına itmeye çalışan, kendi içindeki rakibini zayıflatmayı siyasi başarı zanneden bir anlayış Eskişehir’de normalleşmeye başladı.

Üstelik söylemler, tavırlar, alttan alta verilen mesajlar bence sınırın bir hayli üstünde.

Peşinen söyleyeyim:

Kongre sürecinde il, ilçe başkanı değişir, değişmez; birinin adayı kongreyi kazanır, mutlu olur ama bu işten en çok rakip partiler kazanıyor.

Bir araya gelmek, yeni insanlara ulaşmak, CHP’den kopan seçmeni ikna etmek, kararsız seçmene güven vermek ve büyümek varken bugün bu noktaya gelmek bence iyi bir sınav değil.

Haftalardır konuştuğumuz şeyler belli…

Kim kimin yanında?

Kim kimi destekliyor?

Kim kongrede kimin karşısına çıkacak?

Partinin hedefi, iktidar söylemi kulağa hoş gelse dahi, Yeni Parti’nin içerisinde herkesin aynı hedefe baktığını düşünmüyorum.

Bir kesimde “Yeni Parti iktidar olsun, ben de bu mücadelede bir nefer olayım” anlayışı hâkimken, başka bir yerde daha farklı bir hesap yapıldığını görüyoruz.

“Yeni Parti iktidar olmasa da olur, yeter ki benim gücüm, benim pozisyonum, benim desteklediğim insanlar yerinde kalsın.”

Maalesef bu kafada olan, bırakın partilileri, medyayı dahi ayrıştırıp kaosla beslenen, kraldan çok kralcıların olduğunu çok net, çok açık… Bunu herkes gibi ben de biliyorum.

Bu büyük bir tehlike ve ne yazık ki Yeni Parti içinde bu tehlikenin boyutunu henüz herkes fark etmiş değil.

Bir başka gerçek daha var. Atlanan, göz ardı edilen, hata yapılan bir gerçek…

CHP’nin oyunun düşeceği düşünülebilir. Siyasi dengeler değişebilir. CHP’den Yeni Parti’ye ciddi bir seçmen geçişi yaşanabilir. Ama CHP’de kalan ya da CHP’ye oy vermeye devam edecek seçmeni küçümsemek ciddi bir siyasi hata olur.

Çünkü bugün Yeni Parti çatısı altında siyaset yapan pek çok isim, dün CHP tabanından oy aldı. O insanlar dün CHP seçmeninin oyuyla belediye başkanı, meclis üyesi, ilçe yöneticisi ya da milletvekili oldu.

Fakat o seçmenin tamamı bugün peşlerinden Yeni Parti’ye gelecek diye bir kural yok.

Bir seçmen yıllarca desteklediği bir isme oy vermiş olabilir. Ama o isim parti değiştirdiğinde seçmen de otomatik olarak peşinden gitmez. Bunu seçim sandığında çok kez gördük.

Dolayısıyla “CHP’den kopan herkes Yeni Parti’ye gelir” hesabı fazlasıyla iyimser bir hesap ve evdeki hesap çarşıya uymayabilir.

Bugünden Eskişehir’de dört milletvekili çıkarılacağını iddia etmek elbette siyasi bir hedef olarak söylenebilir. Bugünkü tablo üzerinden dört milletvekili beklentisini kesin bir sonuç gibi görmek, seçim gecesi büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir.

Unutmayın, Yeni Parti’nin karşısında yalnızca CHP olmayacak.

İYİ Parti daha iddialı bir kampanya kurmaya çalışacak. Zafer Partisi kendi tabanını genişletmek isteyecek. CHP kendi adaylarıyla seçmenin karşısına çıkacak.

Yetmezmiş gibi, bunların üzerine Yeni Parti’nin kendi içindeki ayrışması eklenecek.

Bu yüzden yerel seçimler çok daha büyük risk taşıyor

Genel seçimde yaşanacak tablo bir yana, yerel seçimlerde risk çok daha büyük.

Eskişehir’de bugün Yeni Parti çatısı altında bulunan bazı belediye başkanları yıllardır seçim kazanıyor. Ancak geçmiş seçim sonuçlarına bakıldığında, bu zaferlerin her zaman rakiplerine büyük farklar atılarak kazanılmadığını da biliyoruz.

Öyle seçimler yaşandı ki birkaç bin oyun yön değiştirmesiyle kazanan değişebilirdi.

Bugün aynı isimler farklı bir siyasi çatı altında seçime girdiğinde, eski seçmenin tamamının aynı tercihi yapacağını varsaymak ciddi bir yanılgı olur.

Üstelik CHP’nin karşısına aday çıkaracağı, İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin de önceki seçimlere göre daha iddialı bir şekilde sahaya çıkacağı bir ortamda…

Yeni Parti’nin kendi örgütünü ikiye bölmesi, kendi içerisinde küskünler üretmesi ve insanları “bizden” ve “onlardan” diye ayırması, hiçbir hesabın içerisinde küçük bir ayrıntı değildir.

Anlaşılmayan önemli detaylardan birisi de aday olmak ile seçilmek arasındaki ince çizgi.

Aday olmayı, ezber bir alışkanlıkla seçilmek zanneden çok insan var.

Fakat kazın ayağı hep öyle olmuyor!

Bir kongrede liste kazanabilirsiniz. Bir örgüt seçiminde rakibinizi geride bırakabilirsiniz.

Parti içerisinde güçlü bir grup oluşturabilirsiniz.

Bu seçimlerin hepsinde muhatap olduğunuz insanlar kendi partiliniz…

Ancak yerel seçimde karşınızda başka partiler, başka adaylar ve hepsinden önemlisi seçmen vardır.

Kongrede kazandığınız zafer, seçim sandığında size otomatik olarak zafer getirmez.

Hatta parti içerisinde öyle bir kavga yürütürsünüz ki kongrede kazandığınız gün, genel seçimde veya yerel seçimde kaybetmenin temelini atmış olabilirsiniz.

Tavsiyem o ki, bu seçim garabetini kişisel ego, güç savaşlarına dönüştürmeyin. Partiyi, partilileri birbirine düşman Seferoğulları, Tellioğulları konumuna getirmeyin.

Yarın öyle ya da böyle seçim zamanı gelecek…

Bugün birlikte fotoğraf vermek istemediğiniz insanla yarın aynı seçim otobüsüne binmek zorunda kalacaksınız.

Bugün önünü kesmeye çalıştığınız kişi, gazete, grup yarın sizin seçilmeniz için kapı kapı dolaşmak zorunda kalacak.

Bunları unutmayın…

Yoksa Yeşil Vadi dediğimiz Eskişehir,

Ne Seferoğulları, ne Tellioğulları, direkt Tosun Paşa’ya kalır!