İklim değişikliğinin kaynak sularını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dönmez, son yıllarda kuraklık ve aşırı hava olaylarının daha sık yaşandığını söyledi. Dönmez, “iklim değişikliğinin somut hadiselerini şu anda insanoğlu daha sık yaşamaya başladı. Yani daha önce aşırı hava olayları diyelim ki 10 yılda bir, 20 yılda bir olurken bugün artık arka arkaya oluyor. Normalde hava olaylarını, meteorolojik olayları izleyenler, mesela kurak sezonlar için söyleyeyim; Türkiye'de ortalama frekans 7 yılda bir bir kurak sezona girerdi. Şimdi böyle arka arkaya birkaç kurak sezon veya arka arkaya birkaç yağışlı sezon geçirebiliyoruz. O açıdan planlamalar yapılırken de tabii bunların dikkate alınması gerekiyor” dedi.

“Kullandığımız suyu yerine koymazsak doğal olarak eksiliyor”

Yağış ortalamalarına da değinen Dönmez, Eskişehir’in uzun yıllar yağış ortalamasının 360 milimetre olduğunu hatırlatarak özellikle tarımsal sulamada bilinçsiz yer altı suyu kullanımının ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Dönmez, çiftçilerin 150-200 metre derinlikte kuyular açmak zorunda kaldığını kaydetti. Dönmez, “Derin kuyu açmak zorunda kalıyor çiftçilerimiz biliyorsunuz ovalarda, 150-200 metre. Onun anlamı şu; belki bir asır önce yağmış olan karın ve yağmurun suyunu çekiyoruz oradan. Hani diyelim ki 10 metrelik bir yerden çekseniz birkaç yıl, birkaç sezon önce çekilen yağışı kullanıyorsunuz ama siz 100-200 metrelere indiğinizde işte teknik olarak 100 yıl önce yağmış bir yağmuru yukarıya çekiyorsunuz. Yerine koymadığınız zaman da doğal olarak eksik oluyor” ifadelerini kullandı.

“DSİ ve tarım müdürlüğünün tavsiyelerine uyulması lazım”

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın planlı üretim modeline dikkat çeken Dönmez, hangi bölgede hangi ürünün ne kadar ekileceğine ilişkin planlamaların önem taşıdığını söyledi. Aşırı su tüketen ürünlerin kontrolsüz şekilde ekilmesinin sezon ortasında susuzluk nedeniyle ürün kayıplarına yol açabileceğini belirtti. Dönmez, “Tarım Müdürlüğümüz ve Tarım Bakanlığımız biliyorsunuz geçtiğimiz yıldan itibaren bu planlı dikim ve ekime geçmek suretiyle hangi bölgede hangi ürün çeşidi hangi periyotlarla dikilecek, bu konuda bir planlaması var ve çiftçilerimizin de bu plana uymasını istiyorlar doğal olarak. Aşırı su tüketen, suyu seven bitkileri herkes ektiği zaman bu sefer sezonun ortasında susuz kalıp ürünlerimizin kuruma riski söz konusu olabilir. O açıdan bu planlamaya hem DSİ'nin hem de Tarım Müdürlüğümüzün bu planlamasına ve tavsiyelerine dikkat etmek zorundayız” diye konuştu.

Dönmez, özellikle arıtma tesislerinin modernizasyonu ve kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi gerektiğini belirterek, belediyelerin asli görevlerine öncelik vermesi gerektiğini ifade etti.

“Belediyelerin altyapıya öncelik vermesi gerekiyor”

Dönmez, “Kayıp-kaçak oranlarının da azaltılması gerekiyor. Kentimizde önemli oranda bir kayıp-kaçak da söz konusu. Hani bize düşen bir şey olursa biz DSİ burada, zaten teknik destek anlamında gereken desteği veriyor. Ama onların da biraz daha bu konuda gayret etmesi lazım. Meclis üyelerimiz de zaten sık sık hem Büyükşehir'de hem de ilçe meclisinde zaten bu konuyu da gündeme getiriyorlar. Zaten belediyenin başlıca altyapı hizmetlerinden birisi de bu, içme suyu. Trafik aynı şekilde. Şimdi maalesef belediyelerimiz belediye yasasının kendilerine vermiş olduğu birinci dereceden asli işlerini bir tarafa bırakarak tali işlerle uğraşmayı seviyorlar. Çünkü o yerin altına belki yatırım yapması gerekiyor, para harcaması gerekiyor. O kısa sürede kendisine nasıl bir menfaat temin edebilir o işlerle meşgul oluyor” dedi.

Kaynak: Alperen Ata