Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gündeme getirdiği müfredat değişikliğinde sadece kelime değişikliği olarak göstermenin doğru olmadığını belirten Arslan, eğitimin hangi bakış açısıyla verileceği tartışması olduğunu ifade etti.
"Atatürk’ün ortaya koyduğu eğitim anlayışında millilik ile bilim hiçbir zaman birbirinin karşısına konulmamıştır"
Her milletin kendi tarihine ve kültürüne sahip çıkmasının doğal olduğunu belirten Arslan, Mustafa Kemal Atatürk’ün milli kimlik ve tarih bilincine önem verdiğini ifade etti. Arslan, “Her millet kendi tarihine, kültürüne ve medeniyet geçmişine sahip çıkmak ister. 'Türkistan' kavramının Türk dünyası açısından tarihsel ve kültürel bir karşılığı vardır. İnsanların bu kavrama yakınlık hissetmesi doğaldır. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de tarih bilincinin milli kimlik açısından önemine dikkat çekmiş, Türk Tarih Kurumunun kurulmasına öncülük etmiştir. Ancak Atatürk’ün ortaya koyduğu eğitim anlayışında millilik ile bilim hiçbir zaman birbirinin karşısına konulmamıştır. Tam tersine güçlü bir milli kimliğin ancak akıl, bilim ve çağdaş eğitimle birlikte gelişebileceği savunulmuştur.”
"Eğitimde ortak dilin ve bilimsel yaklaşımın korunması gerektiğini düşünüyoruz"
Arslan, yerleşmiş bilimsel ve ortak terminolojinin ve eğitimde ortak dilin ve bilimsel yaklaşımın korunması gerektiğini vurguladı. Arslan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün "Orta Asya" yerine "Türkistan", ‘Haçlı Seferleri’ yerine ‘Haçlı Saldırıları’ gibi ifadeler tartışılırken "Ege Denizi" yerine "Adalar Denizi" kullanımının gündeme gelmesi de dikkat çekmektedir. Evet, "Adalar Denizi" tarihî kaynaklarda kullanılan bir isimdir. Ancak bugün Türkiye’de, akademik dünyada, haritalarda ve uluslararası kullanımda yerleşmiş ifade Ege Denizi’dir. Üstelik Atatürk döneminde de "Ege Bölgesi", 'Ege medeniyeti" gibi ifadeler kullanılmıştır. Bu nedenle mesele sadece tarihî isimlerin bilinmesi değil, yerleşmiş bilimsel ve ortak terminolojinin nasıl değiştirileceği meselesidir. Eğitimde ortak dilin ve bilimsel yaklaşımın korunması gerektiğini düşünüyoruz.”
"Eğitimde güven duygusunu zedeliyor"
Eğitimdeki istikrarın giderek zayıfladığını ifade eden Arslan, mevcut sisteme alışmadan yeni değişiklerinin eğitimde güven duygusunun azaldığını söyledi. Arslan, “Bizim asıl kaygımız ise eğitimde istikrarın giderek zayıflamasıdır. Eğitim sistemi her gelen bakanla yeniden yön değiştiren bir yapıya dönüşmemelidir. Öğretmenler, öğrenciler ve veliler daha mevcut sisteme alışamadan yeni değişikliklerle karşı karşıya kalıyor. Bu da eğitimde güven duygusunu zedeliyor” diye konuştu.
"Çocuklarımızın bilimsel bakış açısına sahip bireyler olarak yetişmesini istiyoruz"
Eğitimin günlük tartışmalarının konusu olmadığını vurgulayan Arslan, milli değerlerine sahip çıkan ve bilimsel bakış açısına sahip bireyler yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan, “Eğitim politikalarının daha geniş uzlaşıyla, öğretmenlerin, akademisyenlerin ve eğitim alanındaki tüm paydaşların katkısıyla belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü eğitim günlük tartışmaların değil, ülkenin ortak geleceğinin konusudur. Biz çocuklarımızın hem kendi tarihini ve milli değerlerini bilen hem de düşünebilen, sorgulayabilen ve bilimsel bakış açısına sahip bireyler olarak yetişmesini istiyoruz”ifadelerini kullandı.





