Seçimler için öngörüleri konuşuyoruz.

Kimin hangi partiden kaçıncı sıradan aday olabileceğine dair onca görüş var.

Bu görüşler içerisinde hazırlıklarını belli edem isimler de artık ortaya çıkmaya başladı.

AK Parti’de Zihni Çalışkan ve Hakan Çizmelioğlu artık bu yola çıkan isimler olarak öne çıkıyor.

CHP’de mevcut vekillerin yeniden hazırlıkları biliniyor.

İyi Parti’de Nebi Hatipoğlu’nun çalışma yaptığını duymayan kalmadı.

Bununla birlikte il kongresi sonrası konuşulan isimler de yavaş yavaş nabız yoklar duruma geçti.

+++

Elbette aday adaylıklarına dair daha somut adımları ilerleyen zamanlarda daha çok göreceğiz.

Bir kısmı ciddi ciddi vekil olmak niyetiyle bu yola gererken;

Bir kısmı da “Adım partide duyulsun” maksadıyla çalışacak.

Bu manzaraları zaten her seçim öncesinde yaşıyoruz ve şehrimiz adına güzel bir demokratik ortam çıkıyor.

Şehir siyasetini yapmak isteyenler, kentle bağlarını daha da güçlendirip;

Eskişehir’in geleceğinin inşası için sorumluluk alma derdine düşmesi sahiden çok kıymetli.

+++

Fakat!

Her seçim öncesinde hiç değişmeyen bir kural daha var?

O da şu;

“Acaba liste başına Ankara’dan hangi isimler gelecek merakı?”

Öylesine kanıksadığımız bir durum ki bu şehir olarak;

“Maalesef toplu bir şekilde bu duruma tepki gösterecek sinirlerimiz bile alınmış durumda.”

Herkes “Kaderine rıza gösterip” onca çalışmasını, emeğini, mesaisini kolayca çöpe atıveriyor.

+++

Bakın seçim gündemi oluşmaya başladı başladı, belki bizler de ister istemez bu algının içine düşüp;

Eskişehir’e kontenjan aday yakıştırması yapıyoruz.

Seçimin iddialı partilerinin başına yüksekten kimlerin kondurulacağına dair görüşler belirtiyoruz.

Ee, bir şehirde bunlar konuşuluyorsa, bu durumun gerçekleşmesi için genel merkezler elbette cesaret alacak.

İsimler zikredilerek yapılmış tahminlerin parti genel merkez koridorlarını dolaştığını zaten biliyoruz.

Genel merkezler de “Eskişehir bu ismi konuşuyor ve bekliyorsa o zaman biz de hayata geçirelim” diyerek, şehirdeki dengeleri gözetmeksizin;

Ankara’daki dengeleri de korumak adına kolayca tepeden inme isimleri Eskişehir’e gönderiveriyor.

+++

Bu noktada kendi adıma da bir özeleştiri yapabilirim.

Ancak şehirde yıllardır siyaset yapmış ve hedefleri olan isimlerin artık Eskişehir’in bu konuda adeta pilot il haline getirilmesine külliyen karşı çıkma zamanlarının geldiğini düşünüyorum.

Zira, Eskişehir’in, şehri ilk defa keşfedip turistik fotoğraf çekip sosyal medyasında paylaşan vekil lüksü kalmadı.

Zira Eskişehir’in, evinin bile Eskişehir’de olmadığı vekillerle temsiliyetine bir lüksü kalmadı.

Zira Eskişehir’in, bıraksan Köprübaşı’ndan Valiliğin yerini bulamayacak isimlerle Ankara’da yer alacak lüksü kalmadı.

Zira Eskişehir’in, şehrin sorunlarını halı altına süpüren vekillere görev verecek lüksü kalmadı.

Zira Eskişehir’in, Ankara’da genel siyaset yapacak vekil çıkarma lüksü kalmadı.

Zira Eskişehir’in, girdiği kapıdan Eskişehir adına bir şeyler çıkarmaya gücü olmayanlarla vakit geçirecek lüksü kalmadı.

Zira Eskişehir’in, şehirle derdi olmayan isimlerle zaman kaybedecek lüksü hiç kalmadı.

Zira Eskişehir’in artık dışardan atamayla gelen vekillere hiç ihtiyacı kalmadı.

+++

Bu yüzden, bari bu seçim Ankara kendisini Eskişehir’e taşımadan;

Eskişehir’i Ankara’ya taşıyacak bir psikolojiye bürünmeli.

“Bizim delimiz, elin velisinden yeğdir” düsturunu taşıyan bir gazeteci olarak söylemeliyim ki;

“Ne olursa olsun bizim şehrimizden olsun” duruşunu tüm siyaset yapanların benimsediği bir kültürü ortaya çıkarmamız artık şart.

Olmadığında neler olduğunu da herkes yaşayarak görüyor.

Takımı amatör lige giden, çevreyolu dahi olmayan bir şehir…