Eczacılar kapanıyor. Vatandaş ilaca ulaşmakta zorlanıyor. Sağlık sisteminin en görünmez halkalarından biri giderek zayıflıyor.

Son dönemde ise eczacılar ve vatandaşlar arasında görünmeyen ama giderek büyüyen bir kriz yaşanıyor: ilaç fiyatlandırma politikası…

İlaçta kullanılan güncel euro kuru Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre Nisan ayında gelecek son artışla birlikte ilaçta kullanılan kur 29,11 TL olacak. Ancak piyasadaki gerçek euro kuru 50 TL’nin üzerinde. Yani ilaç fiyatlandırmasında kullanılan kur, gerçek kurun oldukça gerisinde kalıyor. Bu durum sadece teknik bir detay gibi görünse de aslında sağlık sisteminin tam ortasına yerleşmiş ciddi bir sorun!

Bu farkın ilk etkisi eczanelerde görülüyor. Gerçek maliyetle çalışamayan eczaneler ekonomik olarak sıkışıyor.

Eskişehir Eczacılar Odası Başkanı Mustafa Çelik ile yaptığım bir röportajda kullandığı ifade oldukça çarpıcıydı: “Gizli iflas…”

Bu kavram, aslında sorunun büyüklüğünü anlatıyor. Birçok eczacı iflas ettiğini resmi olarak ilan etmiyor, hatta bazı eczacılar iflas eşiğinde olduklarının bile farkında değil… Dükkan açık, raflar dolu görünüyor ama ekonomik olarak sürdürülebilirlik ortadan kalkmış durumda. Yani sistem dışarıdan ayakta görünüyor fakat içten içe çöküyor.

Sorunun ikinci boyutu ise doğrudan vatandaşın hayatına dokunuyor. Tansiyon ilaçları, kronik hastalık ilaçları ya da bazı çocuk ilaçlarında zaman zaman ilaç yoklukları yaşanıyor. Vatandaş eczaneye gidiyor, reçetesini uzatıyor ve karşılığında “ilaç yok” cevabını alıyor.

Bir tarafta sağlığı için ilaca ulaşmak isteyen bir vatandaş var. Diğer tarafta ise o ilacı temin edemeyen bir eczacı. İki taraf da mağdur. Ama sistem öyle bir noktaya geliyor ki mağdurlar birbirine karşı konumlanıyor.

Aslında tartışmanın odağında eczacı da yok, vatandaş da yok. Tartışmanın merkezinde ilaç fiyatlandırma politikası var.

Sorunun ilginç taraflarından biri de dijital sistemlerde görülüyor. e-Nabız’da bulunan “İlacım Nerede?” sorgulama bölümü bunun en somut örneklerinden biri.

Sistemin mantığı oldukça ilginç: olmayan bir ilacın nerede olduğunu arıyoruz.

Belki de sorulması gereken soru şu:
İlacın nerede olduğu değil, neden olmadığı.

Bir ilacın eczanede bulunmaması çoğu zaman lojistik bir problem değil, ekonomik bir problem.

Kur gerçekliğinin altında kalan bir fiyatlandırma sistemi ise doğal olarak piyasayı daraltır.

Eczacılar kapanıyor. Vatandaş ilaca ulaşmakta zorlanıyor. Sağlık sisteminin en görünmez halkalarından biri giderek zayıflıyor.

Fakat belki de en tehlikeli kısmı şu: bu kriz yavaş ilerliyor. Yavaş ilerleyen krizler ise çoğu zaman pek de görülmez. Ta ki bir gün herkesin ihtiyacı olan o ilaç gerçekten bulunamayıncaya kadar.

Sağlık sistemi çoğu zaman güçlü görünür. Ama bir ülkede ilaç yoksa, bunun için endişe edilmiyorsa, doğru politikalar yoksa; eriyen bir sektör ve isyan eden vatandaş topluluğu oluşur.

O yüzden endişe büyük, çözümsel yaklaşım şart!