Eskişehir’de mazot fiyatlarının 3 haneli rakamlara yaklaşması, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerindeki artışla birlikte sebze ve meyve üreticilerinin üzerindeki maliyet baskısını daha da artırıyor. Üreticiler bir yandan yükselen giderler nedeniyle önümüzdeki sezon ekim alanlarının ve ürün miktarının azalmasından endişe ederken, diğer yandan Fevzi Çakmak Mahallesi’nde tarımsal yapılara yönelik cezalar ve ruhsat süreçlerindeki yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor. Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, kentte üreticilerin yaklaşık 3 yıldır ekonomik olarak rahatlayamadığını belirterek, maliyet artışları ile bürokratik yükün devam etmesi hâlinde üretimdeki düşüşün doğrudan sebze ve meyve fiyatlarına yansıyacağını söyledi.

“Üretim Düşerse Fiyat Artar”

Kılıç, tarımsal üretimin bölgesel koşullara göre planlanması gerektiğini dile getirerek, “Akaryakıt demek, bugün kimyevi gübreye zam demek, kimyevi ilaca zam demek, diğer işçilik maliyetlerimize zam demek. Bunların hepsi önümüzdeki baharda yansıyacak. Bu da vatandaşın sofrasına yansıyacak, yani bu iş bizde kalmayacak. Üretim bol olmayacak. Girdiler yüksek olursa üretimimiz gitgide düşecek. Ülkenin ciddi anlamda bir üretim planlamasına ihtiyacı var. Bakanlığın bunu en ince detayıyla Ziraat Odaları Genel Merkezi ile beraber yapması lazım. Her ilin coğrafi yapısı, iklim şartları, toprak şartları ve ürün yelpazesi, meyve de dâhil olmak üzere tespit edilip ona göre planlanması, planlı bir şekilde ekim yapılması lazım. Hâlbuki sebze ve meyve üretimi bugün en az savunma sanayisi kadar önemli bir şey ama kimsenin umurunda değil. Herkes çiftçiden bihaber. Mazot yakarsa üretici yanar. Biz bunu ifade ediyoruz” diye konuştu.

“Bu İşi Yapan Son Nesiliz”

Üreticilerin kentte 3 yıldır nefes alamadığını kaydeden Kılıç, “Bu sene yine ürünlerimiz tarlada kaldı. Akaryakıta zam geldi mi her şeye geliyor. Biz şu anda eski girdilerden, yani baharda aldığımız gübre ve mazotu kullanıyoruz. Ama önümüzdeki yıl nasıl olacak? Bu durum gide gide üretimi düşürecek. Üretim düşünce de sebze azalacak, vatandaş pahalı yiyecek. Bir de biz bu işi yapan son nesiliz, yeni nesil bu işi yapmıyor. Aslında vatandaşa zorluk çıkarılacağına, üretim yapsınlar diye her şeyin devlet destekli olması lazım. Avrupa ülkelerinde de takip ediyoruz, bakıyoruz, araştırıyoruz. Orada üretici destekleniyor. Bizde de dönüm başına destek var, ufak tefek başka destekler var. Traktör faizleriyle, seralarla ilgili destekler de bulunuyor ama siz vatandaşın kendisini düşünmüyorsunuz. Üreticinin orada barınacağı, ürününü koyacağı bir yer olmadığı zaman bu tarım nasıl yapılacak? Mümkünatı yok. Bunu detaylı bir şekilde düşünmüyorlar. Neden? Çünkü konunun muhataplarının tarımla alakası yok” dedi.

“Sıranın Bize Geldiğini Düşünüyoruz”

Fevzi Çakmak Mahallesi’nde izinsiz yapı gerekçesiyle üreticilere de hobi bahçesi sahiplerine uygulanan şekilde ceza kesildiğini savunan Kılıç, “Bakanlığın iddiası, CİMER’e yapılan bir şikâyet üzerine 5403 sayılı Arazi Koruma ve Kullanımı Kanunu’na muhalefet edildiği yönünde. Bunun yasal dayanağı var mı? Var. Ancak üretici depo izni almak istediğinde karşısına bir sürü resmî prosedür çıkıyor. İş hem bürokrasiye hem de ciddi bir maddi külfete dayandığı için insanlar garajını, koruluğunu kendi imkânlarıyla yapıyor. Yapılan yapıların tamamı da basit yapılar. Çok teferruatlı ya da katlı binalar değil. Bir gölgelik, vatandaşın sebzesini koyacağı bir alan gibi düşünün. Tabii ki burada yüzde 50 üreticinin, çiftçinin kabahati varsa yüzde 50 de denetim kurumlarının sorumluluğu var. Maalesef şimdi bunu gündeme getirdiler. Bence bilinçli yapılan bir şey, tesadüf değil. Piyasada küçük esnafa ceza kesiliyor, trafikte insanlara ceza kesiliyor. Dolayısıyla sıranın bize geldiğini düşünüyoruz. Biz profesyonel anlamda üretim yapıyoruz. Eskişehir’in sebze ihtiyacını karşıladıktan sonra 12 vilayete de sebze gönderiyoruz. Sıradan bir iş yapmıyoruz, ciddi anlamda üretim gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ruhsat Maliyeti 1,5 Milyona Dayanıyor”

Kılıç, sürekli bürokratik engellerle karşılaştıklarını vurgulayarak, “Şu anda diyelim ki 5 dönüm yerde 3 dönüm sera yaptırdınız, örnek veriyorum. Bir de bunun yolu olmasın. Bakın, sırf o serayı tapuya kaydettirmesi, yol olmasa bile bugünün şartlarıyla 300-400 bin lira gibi bir rakam. Artı vatandaş ruhsata müracaat ediyor, zaten belki 1 milyon 500 bin liraya ruhsat alamasın. Vatandaş da binasını yapıp geçiyor. Vatandaşın şartları iyice zorlaştırılıyor. Kanunun tanıdığı metrekareler de üreticinin ihtiyacını karşılamıyor. Yani bu 5403 sayılı yasa araziyi korumuyor aslında. Ne üreticiye faydası var ne de araziye, sonucunda gördük. Hobi bahçelerinde diyelim ki 10 dönüm tarlayı adam bölmüş 20’ye, 30’a. Biz ise kendi müstakil parselimizde, kendi parselimize, hazine yeri falan değil, yaptığımız binalardan bahsediyoruz. Yasa çerçevesinde kaçak, doğru. Ama memleketin her şeyi halloldu da bir üreticinin oradaki 3 tane gölgeliğine mi kaldılar? Büyük Ova’nın dışında metresi 94 bin lira, Büyük Ova’nın içinde kalırlarsa 188 bin lira. Bizimki hobicilerinki gibi 30-40 metre değil, alanlarımız büyük. Yollara, sera drenajlarına, ufak derme çatma tuvaletlere, ekmek fırınları dâhil olmak üzere tavuk kümeslerine, hepsine ceza geliyor” diye konuştu.

Kaynak: Mehmet Tolga Tunç