Akar, okullardaki temizlik personeli ihtiyacının kalıcı bir sistemle çözülmesi gerektiğini belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı'nın üzerinde çalıştığı yeni uygulamayı yakından takip ettiklerini söyledi.

Geçmiş yıllarda okulların temizlik personeli ihtiyacının İŞKUR aracılığıyla yürütülen Toplum Yararına Program ve İşgücü Uyum Programı kapsamında karşılandığını hatırlatan Akar, bu uygulamaların okulların ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti. Akar, “"Geçmiş yıllarda tüm Türkiye'de okulların temizlik personeli ihtiyacı, İŞKUR ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü TYP ve İÜP programı üzerinden istihdam ediliyordu. TYP'nin de İÜP'nin de kendisine göre içinde bir sürü sıkıntıları ve sorunları vardı. Sahanın ihtiyacını tam anlamıyla karşılayabilecek mahiyette düzenlenmiş bir çalışma olmadığını, okulların ihtiyacını karşılamaktan öte okulları daha da stresli bir hale getirdiğini ifade etmiştik. Milli Eğitim Bakanı TYP ve İÜP'nin yerine böyle bir okullara ödenek tahsisi yapacaklarını ve bu ödenek tahsisleriyle de taşeron şeklinde hizmet alımı üzerinden okulların temizlik personeli ihtiyaçlarını karşılayacaklarını sözlü olarak belirtti. Biz de bu konunun yakın takipçisiyiz. Biz de sorun kökten çözümünü sağlayacak kalıcı bir sistemin değiştirilmesini istiyoruz” dedi.

"Okullarda güvenlik personeli istihdam edilmeli"

Okul güvenliğinin önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Akar, veli giriş çıkışlarını denetleyecek güvenlik personelinin de okullarda görevlendirilmesinin önünün açılması gerektiğini söyledi. Akar, “Sadece tabii okul temizliği değil. Burada okul güvenliği kısmı da önemli. Okulların güvenliğini, giriş çıkışlarını, veli giriş çıkışlarını kontrol edecek şekilde bir güvenlik sisteminin de, güvenlikçi çalıştırılabilmesinin de bununla birlikte önünün açılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"Adres doğrulama uygulaması doğru bir adım"

Akar, okul kayıtlarında yaşanan adres taşıma ve kayıt parası iddialarının uzun yıllardır sorun oluşturduğunu belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nde yaptığı değişikliği olumlu olduğunu ifade etti. Yeni düzenlemeyle birlikte adres değişikliği yapan velilerden elektrik veya su faturası gibi adres teyit belgelerinin isteneceğini belirten Akar, bu uygulamanın usulsüz kayıtların önüne geçeceğini ifade etti. Akar, “Bundan sonraki kısımla ilgili de Milli Eğitim Bakanlığı, Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde bir değişikliğe gitti. Burada artık adres değiştirmekle değil, adres değiştirdikten sonra okula ön kayıdı kesin kayıda çevirmek için veli gittiğinde veliden o adreste bulunduğuna dair elektrik faturası gibi, su faturası gibi adres teyit belgesi istenilecek. Bu teyit belgeleriyle birlikte de bu şekilde kaçakların önüne geçilecek. Herkes mahallesinde, çocuğunun bulunduğu okulda okutacak. Başka türlü sistemi bypass etmenin bu şekilde önüne geçilmeye çalışılıyor” diye konuştu.

"İkili eğitim ve okul yoğunluğu azalabilir"

Eskişehir'de bazı okullarda yoğunluk oluştuğunu, bazı mahalle okullarında ise öğrenci sayısının düştüğünü belirten Akar, adres doğrulama sisteminin sağlıklı uygulanması halinde okul yoğunluklarının dengelenebileceğini ifade etti. Akar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Eskişehir'de şöyle bir sorunu da peşinden getiriyor. Belli başlı okullar var. Buralara yığılma oluyor. İşte herkes çocuğunu buraya yazdırmaya kalkınca da bu sefer diğer kenar mahallelerdeki okulların öğrencileri buralara gittiği için o okullar boş kalıyor. Bu okullarda yığılma oluyor. Bu okullar ikili eğitim yapmak zorunda kalıyor. İkili eğitim yapmaya kalktıklarında işte yaz saati, kış saati, sabahın çok erken saatinde, gecenin çok geç saatinde gibi bir sürü sorun çıkıyor. Eğer bu sistemi iyi bir şekilde, sağlıklı bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığı, milli eğitim müdürlükleri yürütebilirlerse emin olun bu sorunların, ikili eğitim sorunları da ortadan kalkacak, servis sorunları da belki de ortadan kalkacak, kenar mahallelerdeki okulların daha da belki başarıları da daha artacak, daha belki de en azından homojen bir eğitim ortamı oluşmuş olacak diye düşünüyorum. Bu yapılan adres teyit belgesi, öğrenci ve öğretmen seçimi, sınıf seçimi gibi sistemlerin doğru uygulamalar olduğunu, okuldaki öğretmenler odasında, öğretmenler arasındaki, okul idaresiyle öğretmenler arasındaki iş huzurunu ve iş barışını da koruyacağını düşünüyoruz.”

“Mazeret tayinlerinin başvuru sürecini de 31 Temmuza kadar öteledi”

Eskişehir'in iki ilçe grubuna ayrılması nedeniyle aynı grup içerisinde bulunan ilçelerde görev yapan öğretmenlerin sağlık ve eş durumu mazeretine bağlı yer değişikliği başvurusu yapamadığını belirten Akar, bu uygulamanın birçok öğretmeni mağdur ettiğini söyledi. Akar, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:

“Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde ilçe grupları diye bir uygulamaya geçildi. Geçtiğimiz Ocak ayında yapılan yönetmelik değişikliği... Bu yönetmelik değişikliği şunu öngörüyordu: Eskişehir'i 2 bölgeye ayırdı. Dedi ki Odunpazarı, Tepebaşı, İnönü, Seyitgazi, Çifteler, Mahmudiye, Sarıcakaya, Mihalgazi... Bunları topladı, 1. gruba koydu. İşte Han, Günyüzü, Beylikova, Sivrihisar... Bu ilçeleri de 2. gruba koydu. Yani Çifteler'i Odunpazarı ile aynı yerde gibi düşünüyordu. Bu sadece sağlık mazereti için geçerli değil, eş durumu için de geçerli. Örneğin eşi Odunpazarı'nda çalışıyor, kendisi Çifteler'de çalışıyor. "Yok," diyor, "Siz ikiniz aynı ilçe grubundasınız. Siz birbirinizin olduğu ilçeye tayin isteyemezsin." Bu uygulama hayata geçtiğinden bu yana bizim en çok eleştirdiğimiz konulardan bir tanesiydi. İşte özellikle norm fazlası öğretmenler, resen atanan öğretmenler vesaire... Bununla ilgili Eğitim-Bir-Sen olarak gerek biz burada yerelde, gerek de genel merkezimiz Ankara'dan... Biz burada yerelde bireysel davalar açtık. Genel merkezimiz de Danıştaya bu Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin ilgili ilçe grupları maddesini, yürütmesinin durdurulması noktasında bir dava açmıştı. Bununla ilgili de lehte karar çıktı. Artık ilçe gruplarından dolayı mazeret tayini isteyemeyen öğretmenlerimizin buradaki sorunları, mağduriyetleri ortadan kalkmış olacak. Bununla ilgili Bakanlık da zaten yargı kararının çıktığını duyar duymaz hemen mazeret tayinleriyle ilgili kılavuzunu yeniledi. Artık mazeret tayinlerinin başvuru sürecini de 31 Temmuza kadar öteledi.”

Kaynak: Alperen Ata