Düzenlemelerin yargı süreçlerini hızlandırmayı hedeflediğini belirten Günaydın, iki duruşma arasındaki sürenin üç ayı geçmeyecek şekilde sınırlandırıldığını ifade etti. Günaydın, "12. yargı paketlerine alıştık ama son dönemde kısaca onlardan bahsedeyim. Özellikle Sayın Adalet Bakanı'nın açıklamasıyla yargıda etkililik ve hızlanma dedi. Yansıyan maddelere baktığımızda 2 duruşma arasında verilen sürenin arasının 3 ayı geçmeyeceği hükme bağlandı. Özellikle hakim ve savcıların hukuki bilgi ile çözecekleri davada bilirkişiye başvurmamaları, başvurmaları halinde birtakım yaptırımlar olacak. Hukuki bilgi ile çözecek bir konu için bilirkişiye artık gidilemeyecek. Bu yasada da böyleydi ama onun için birtakım yaptırımlar öngörüldü” diye konuştu.
“Yargıya bir hız ve etkililik kazandırma anlamında adımlar atıldı”
İdare ve vergi mahkemelerinde de önemli değişiklikler yapıldığını aktaran Günaydın, belirli parasal sınırın altında kalan bazı davaların heyet yerine tek hakim tarafından karara bağlanacağını söyledi. Günaydın, “Hızlanmaya yönelik olarak maddelere baktığımızda idare ve vergi mahkemelerinde belli başlı, özellikle miktarı 486 bin liranın altında kalan bazı davalar, tam yargı davaları ve özellikle memur davaları gibi idare mahkemesinde çok sıklıkla karşılaşılan davaların tek hakimle, heyetle değil de tek hakimle karara bağlanması hükme kavuşturuldu. Usul hükümleri açısından keşif ve bilirkişi gibi bazı eksiklikler varsa da bunların istinaf aşamasında tamamlanması, yani yargıya bir hız ve etkililik kazandırma anlamında adımlar atıldı” ifadelerini kullandı.
“İlk ihaleye sadece mirasçıların girmesi sağlandı”
Günaydın, miras hukukuna ilişkin düzenlemelerle birlikte ortaklığın giderilmesi davalarında gerçekleştirilen satış ihalelerinde ilk aşamada yalnızca mirasçıların teklif verebilmesine imkan tanındığını belirtti. Günaydın, “Miras yoluyla taşınmazların satış ihalesine sadece mirasçıların girmesidir. Bu durum biraz kötüye kullanılmıştı. İzale-i şuyu, yani ortaklığın giderilmesi davasında bu tür ihalelere ihaleye fesat karıştırmak gibi konularda ilk ihaleye sadece mirasçıların girmesi düzenlemesi getirildi. Bu önemli bir konudur. Aile yadigarı yerlerin kalmasını mirasçılar satın almak istiyorlar. Dolayısıyla ilk ihaleye sadece mirasçıların girmesi sağlandı. Belirsiz alacak davaları vardı, bunlar kaldırıldı. Bu ne demek? Daha önce açılan kısmi dava artık açılabilecek ve 1 kez ıslah yoluyla bu dava arttırılabilecek” dedi.
“IBAN'ın paylaşılması çok büyük riskleri beraberinde getiriyor”
Dolandırıcılık suçlarında vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Günaydın, özellikle banka kartı, kredi kartı ve IBAN bilgilerinin başkalarına kullandırılmasının ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Günaydın, “Özellikle dolandırıcılık konusunda vatandaşları uyardık. Kişilerin IBAN'larını, banka kartlarını ve kredi kartlarını birilerine kullandırtmaları nedeniyle açılan davalarda, sadece bununla sınırlı kalınıyorsa 1/2 oranında ceza indirimi söz konusudur. Bu konu tekrar önemlidir. Gerçekten ‘Bir şey olmaz’ deyip banka kartının ve IBAN'ın paylaşılması çok büyük riskleri beraberinde getiriyor” diye konuştu.
“Hızlanma kadar adil yargılanma hakkının da korunması gerekir”
Günaydın, yargı paketine ilişkin genel değerlendirmesinde hız ve etkinliğin tek başına yeterli olmadığını söyleyledi. Günaydın, "Önemli olan sadece yargının hızlanması değil, gerçekten adil kararlar verilebilmesidir. Yargı bağımsızlığının güçlenmesi, tarafsızlığın sağlanması, hukuk devleti ilkesinin ve hukukun üstünlüğünün hayata geçirilmesiyle vatandaşın adalete olan güveni artacaktır. Hızlanma kadar adil yargılanma hakkının da korunması gerekir" ifadelerini kullandı.
"Siyasetin elini hukuktan çekmesi gerekir"
"Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Günaydın, hukuki düzenlemelerin siyasi saiklerden bağımsız olması gerektiğini belirtti. “Terörsüz Türkiye ile ilgili biliyorsunuz daha önce meclis yapılarıyla da ilgili oldu. Bir af gibi de düşünülüyor ama bütün bunlar bir yana, siyasal yaklaşımla hukukun ayrılması gerekir. Bu son zamanlarda çok sıklıkla görüyoruz. Siyasetin artık elini hukuktan çekmesi lazımdır. Hukuki düzenlemelerle sadece siyasal saiklerle bir sonuç doğuracak yapının artık bırakılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.





