Diyarbakır'da yamaç paraşütü ve dağ sporlarının yeni gözdesi, sarp kayalıkların tepesinde yükseliyor. Kulp ilçesindeki Kefrum Kalesi, bölgedeki tek tuğla suruyla ve içindeki çok sayıda sarnıçla öne çıkarken, çevresindeki yerleşimin Hurrilere kadar uzanan binlerce yıllık geçmişi kaleyi tarih meraklıları için de cazip kılıyor.

KAYALIKLARIN ÜZERİNDEKİ KALE
Güneydoğu'nun saklı tarihî değerlerinden biri yeniden gün yüzüne çıkıyor. Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde yer alan Kefrum Kalesi, devasa kaya kütlelerinin üzerine kurulmuş yapısıyla adeta aşılmaz bir doğal hisarı andırıyor. Sarp coğrafyası nedeniyle uzaktan bakıldığında çevresiyle bütünleşmiş heybetli bir kale görünümü veriyor. Son dönemde tarihe ilgi duyanların olduğu kadar macera arayanların da uğrak noktası haline gelen kale, stratejik konumuyla tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yaptı.
BİNLERCE YILLIK YERLEŞİM
Kalenin bulunduğu bölge, çok eski bir geçmişe dayanıyor. Bölgede saha çalışması yürüten Dicle Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı, aynı zamanda Amida Höyük Kazı Başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız'ın değerlendirmelerine göre alandaki yerleşim yaklaşık 5 bin yıl öncesine, Hurrilere kadar uzanıyor. Söz konusu noktanın Kulp Çayı'na yakınlığı ve coğrafi olarak korunaklı olması, burayı tarih boyunca cazip bir yerleşim merkezi kıldı. Kulp ilçe yerleşiminin de 1899'a kadar bu bölgede bulunduğu, sonrasında bugünkü Pasur yerleşimine taşındığı aktarılıyor. Kalenin yapısına ilişkin bazı kaynaklar ise temellerin Bizans döneminde, dördüncü ve beşinci yüzyıllarda atıldığını değerlendiriyor.

MEDENİYETTEN MEDENİYETE
Kefrum Kalesi, yüzyıllar boyunca el değiştiren bir merkez oldu. Kalenin özellikle Asur döneminde önemli bir savunma noktası olduğu belirtiliyor. Sonraki dönemlerde Abbasiler, Mervaniler ve Artuklular tarafından da kullanıldığı değerlendiriliyor. Büyük Selçuklular'ın Mervani Devleti'ne son vermesinin ardından Mervani ailesinin Kulp Kalesi'ne gelerek uzun süre burada varlığını sürdürdüğü kaydediliyor. Kulp beylerinin soyunun da Mervanilere dayandığı ifade ediliyor. Kale, Osmanlı'nın son dönemlerine, on dokuzuncu yüzyıl sonlarına kadar yerleşim merkezi olarak kullanıldı.

AŞİRETLERİN OYUYLA SEÇİLEN YÖNETİM
Kalenin tarihinde, dönemine göre dikkat çekici bir yönetim geleneği de yer alıyor. Tarihî belgelere göre on altıncı yüzyılda, Safeviler döneminde Kulp Beyliği'nin yöneticisi bölgedeki aşiretlerin oy birliğiyle belirleniyordu. Süleymani, Banuki, Hevedi, Dılhiran, Bociyan, Zilan, Besyan, Zıkziyan ve Berezan aşiretlerinin ortak kararıyla yapılan bu atama, bölgede erken bir istişare ve katılımcı yönetim örneği olarak değerlendiriliyor. Söz konusu uygulama, kalenin yalnızca askerî değil idari açıdan da önemli bir merkez olduğunu gösteriyor.
BÖLGENİN TEK TUĞLA SURU
Kale, mimari özellikleriyle de farklı bir yere sahip. İç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşan yapıda iç kale yönetimin, dış kale ise halkın yaşadığı bölüm olarak biliniyor. Günümüze ulaşan surların, Diyarbakır bölgesinde tuğla malzemeden yapılan tek sur olduğu belirtiliyor. İç kalenin içinde yaklaşık on adet su sarnıcı ile yapı temelleri yer alıyor. Sarnıçlar, kalenin uzun kuşatmalara dayanacak biçimde tasarlandığına işaret ediyor. Kale, yakın geçmişte askerî üs olarak da kullanıldı.
DOĞA SPORLARININ GÖZDESİ
Kefrum Kalesi, bugün turizm ve doğa sporlarıyla yeniden canlanıyor. Yüksek ve korunaklı yapısı, kaleyi doğa yürüyüşü, dağcılık ve yamaç paraşütü için elverişli kılıyor. Uçuş raporlarına göre kalenin, yamaç paraşütü açısından Türkiye'nin önde gelen rotaları arasında gösterildiği aktarılıyor. Bölgede düzenlenen doğa yürüyüşü ve yamaç paraşütü etkinlikleri, çevre illerden de katılımcı çekiyor. Kayalıklar üzerindeki kalenin, son dönemde ziyaretçi sayısını önemli ölçüde artırdığı belirtiliyor.
ZİRVEDE PANORAMİK MANZARA
Kaleye çıkış, ziyaretçiler için ayrı bir deneyim sunuyor. Deneyimli dağcılar ve doğa yürüyüşçüleri için yapı, çetin bir tırmanış rotası anlamına geliyor. Zirveye varıldığında ise ziyaretçileri eşsiz bir panoramik manzara karşılıyor. Çevredeki vadiler ve Kulp coğrafyası, zirveden bütün hatlarıyla görülebiliyor. Tarihî dokusu ile doğal güzelliğini bir arada barındıran Kefrum Kalesi, bölgenin öne çıkan rotaları arasındaki yerini sağlamlaştırıyor.





