Türkiye'de Bir Günde Dokuz Şirket Konkordato Sürecine Nasıl Girdi?

Türkiye ekonomisinde yüksek faiz oranları ve finansmana erişimdeki sıkışıklık, 21 Nisan 2026 itibarıyla reel sektörde yeni bir dönemeç noktasının yaşanmasına yol açtı. Aynı gün içinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren 9 önemli şirket mali darboğazı aşamayarak mahkemeye başvurdu ve konkordato sürecine girdi.

Konkordato Şirket

İş dünyasında iflas öncesi son köprü olarak bilinen konkordato, şirketlerin varlıklarını koruma ve borçlarını yapılandırma çabası olarak biliniyor. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında alınan söz konusu kararlar, şirketlere alacaklılarıyla masaya oturmak ve üretimi sürdürmek için zaman tanıyor. Ancak aynı gün içinde dokuz şirketin birden bu adımı atması, sektörel baskının ulaştığı boyutu gösteriyor.

Bir önceki hafta gündeme gelen Arfa Ambalaj ve Onur Air iflaslarının ardından gelen yeni konkordato dalgası, reel sektörün farklı alanlarını kapsayan geniş bir baskı tablosuna işaret etti. Yüksek maliyet ortamı, iç ve dış talepteki yavaşlama ile finansmana erişimdeki kısıtlar, farklı büyüklüklerdeki şirketleri aynı noktaya sürükledi.

Tekstil ve Mağazacılıkta Kelebek Grubu Nasıl Bir Süreçle Karşı Karşıya Kaldı?

Dokuz şirketin yer aldığı listenin başında hazır giyim ve mağazacılık sektörünün tanıdık isimleri yer aldı. Kelebek Tekstil ve Kelebek Mağazacılık, mali yapılarını düzeltmek amacıyla geçici mühlet alan firmalar arasında öne çıktı. Söz konusu şirketler, perakende tekstil zincirinde uzun yıllardır faaliyet gösteren kuruluşlar arasında yer alıyor.

Tekstil sektörü, özellikle artan ham madde maliyetleri ve azalan ihracat talebiyle son bir yıldır ciddi bir sınav veriyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre 2026 Mart ayında tekstil ve hazır giyim ihracatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,4 oranında geriledi. Söz konusu gerileme, sektördeki üretim kapasitesi kullanımını da olumsuz etkiledi.

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası'nın değerlendirmelerinde, yüksek TL maliyetleri ile döviz gelirleri arasındaki makasın daralmasının ihracatçı firmaların finansal dengesini zorladığı ifade ediliyor. Kelebek Grubu'nun iki şirketinin aynı gün konkordato başvurusu yapması da bu makro tabloyla örtüşen bir kararnname olarak yorumlandı.

Perakende tarafında ise mağazalaşma modelinin kira, enerji ve personel maliyetleriyle sıkışması gündemde. Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği'nin verilerine göre 2026 yılının ilk üç ayında mağaza zincirlerindeki ciro artışı reel bazda eksi yüzde 3,2 olarak gerçekleşti.

İnşaat Sektörü Alarm Veriyor

Konkordato listesinin en yoğun olduğu alan ise beklendiği üzere inşaat oldu. Gayrimenkul piyasasındaki durgunluk ve yüksek kredi faizleri, projelerin tamamlanmasını zorlaştırırken nakit akışını da sekteye uğrattı. 21 Nisan 2026 itibarıyla inşaat ve bağlantılı sektörlerde dört şirketin konkordato koruması altına girdiği bildirildi.

Söz konusu şirketler arasında Dildar İnşaat Turizm, Furtunzade İnşaat, HL İnşaat Otomotiv ve SBBF İnşaat Gıda yer aldı. Firmaların önemli bir kısmının sadece inşaatta değil, turizm, otomotiv ve gıda gibi yan sektörlerde de faaliyet göstermesi, krizin çok yönlü yapısını bir kez daha gözler önüne serdi. Holding yapılarındaki çoklu sektör bağlantılarının, bir alandaki sıkışıklığın diğer alanlara sıçramasına zemin hazırladığı değerlendiriliyor.

İnşaat Sektöründe Konkordato İlan Eden Şirketler

Şirket Sektörel Faaliyet Alanı
Dildar İnşaat Turizm İnşaat, Turizm
Furtunzade İnşaat İnşaat
HL İnşaat Otomotiv İnşaat, Otomotiv
SBBF İnşaat Gıda İnşaat, Gıda

Türkiye İstatistik Kurumu'nun verileri, inşaat sektöründeki sıkışıklığı destekleyen tabloyu ortaya koydu. Şubat 2026'da konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,2 oranında geriledi. Aynı dönemde ipotekli konut satışları ise yüzde 24,6'lık bir düşüş kaydetti. Konut kredisi faizlerinin yüzde 43,2 seviyesine çıkması da inşaat sektörünü etkilemiş durumda.

Sanayi ve Teknoloji Şirketleri Süreçte Nasıl Yer Aldı?

Listenin diğer halkalarını ise üretim ve teknoloji odaklı firmalar oluşturdu. Boya ve kimya sektöründe faaliyet gösteren Novva Boya Kimya, elektrik elektronik alanında Saf Elektrik Elektronik ve sanayi üretiminin önemli bir parçası olan Kaptanoğlu Kalıp da borçlarını yapılandırmak üzere resmi süreci başlattı.

Söz konusu şirketler, Türkiye'nin orta ve ileri teknoloji üretim alanlarında yer alan kuruluşlar arasında yer alıyor. Boya ve kimya sektörü, özellikle inşaat ve otomotiv sektörlerinin yarattığı türev talep üzerinden çalışıyor. Dolayısıyla bu iki sektördeki yavaşlamanın boya üreticilerine doğrudan yansıdığı görüldü.

Elektrik elektronik sektörü tarafında ise hammadde ithalat maliyetleri ile TL cinsinden satış fiyatları arasındaki denge önemli bir başlık. Türkiye Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği verilerine göre 2026 Şubat ayı ihracatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 oranında geriledi. Saf Elektrik Elektronik'in konkordato başvurusu, sektördeki mali tansiyona ilişkin bir gösterge olarak değerlendirildi.

Kaptanoğlu Kalıp gibi sanayi üretimi alanında hizmet veren firmalar da yüksek finansman maliyetleri ve müşteri tarafındaki geç ödemelerin oluşturduğu çift yönlü baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Otomotiv yan sanayi ve beyaz eşya üreticilerine kalıp tedarik eden firmaların, ana sanayideki yavaşlamadan hızlı şekilde etkilendiği aktarıldı.

21 Nisan 2026'da Konkordato İlan Eden Şirketler

Şirket Sektör
Kelebek Tekstil Tekstil
Kelebek Mağazacılık Perakende
Dildar İnşaat Turizm İnşaat, Turizm
Furtunzade İnşaat İnşaat
HL İnşaat Otomotiv İnşaat, Otomotiv
SBBF İnşaat Gıda İnşaat, Gıda
Novva Boya Kimya Boya, Kimya
Saf Elektrik Elektronik Elektrik, Elektronik
Kaptanoğlu Kalıp Sanayi Üretimi

Konkordato İlanı Şirketler İçin Bir Son mu?

Konkordato ilanının bir iflas ilanı olmadığını unutmamak gerekiyor. İcra ve İflas Kanunu kapsamında alınan kararlar, şirketlere alacaklılarıyla masaya oturmak ve üretimi sürdürmek için zaman tanıyor. Konkordato süreci, geçici mühlet kararıyla başlıyor ve mahkemenin değerlendirmesine göre kesin mühlet kararıyla devam ediyor.

Hukuki süreçte geçici mühlet kararı verilen bir şirket, ilk olarak üç aya kadar koruma altına alınıyor. Bu sürede şirketin faaliyetlerine devam etmesi, alacaklılarla müzakere yürütmesi ve borç yapılandırma planı sunması bekleniyor. Kesin mühlet kararı sonrası ise şirket bir yıl boyunca koruma altında kalıyor ve bu süre gerektiğinde uzatılabiliyor.

Ancak piyasada oluşan güven kaybı, konkordato ilan eden şirketlerin tedarik zincirinde aksamalara yol açabiliyor. Tedarikçiler nakit üzerinden çalışma talebini yükseltirken, banka ve finans kuruluşları yeni kredi açılımlarında daha temkinli davranıyor. Söz konusu durum, şirketin yeniden ayağa kalkma sürecini zorlaştırabiliyor.

Türkiye Barolar Birliği'ne bağlı iflas ve iflas erteleme hukuku komisyonlarının verilerine göre, konkordato sürecine giren şirketlerin yaklaşık üçte ikisi başarılı şekilde yeniden yapılanma sağlayabiliyor. Kalan üçte birlik dilim ise iflas ilanına dönüşüyor.

İşsizlik Fonundaki Baskı Ne Anlama Geliyor?

Son dönemde Ekonomi gazetesi tarafından paylaşılan verilere göre, konkordato ve iflas haberleri İşsizlik Sigortası Fonu üzerindeki yükü artırmış durumda. Fonun Mart 2026 sonu itibarıyla açıkladığı veriler, söz konusu tablonun çalışanlar üzerindeki yansımalarını doğrudan ortaya koydu.

Mehmet Kaya imzasıyla paylaşılan İşsizlik Sigortası Bülteni verilerine göre, konkordato, iflas, iflas ertelemesi ve aciz vesikası gibi işyerinin işçilere ödeme yapamaz duruma gelmesi halinde üç aylık ücretlerin karşılandığı Ücret Garanti Fonu'nun ödemeleri Mart 2026 itibarıyla hızlı bir artış gerçekleştirdi. Önceki yıllarda Mart sonu itibarıyla 4 bin ile 6 bin arası kişi bu fondan yararlanırken, 2026 Mart sonu itibarıyla yararlanan kişi sayısı 13 bin 4 kişiye ulaştı. Söz konusu rakam, iki kata yakın bir artışa işaret etti.

Ocak ile Mart dönemindeki Ücret Garanti Fonu ödemeleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 194 oranında arttı. Enflasyonun etkisinin yanında, başvurucu sayısındaki artışın da bu yükselişte belirleyici olduğu görüldü. Ücret Garanti Fonu'nun 2005 yılından bu yana yararlandırdığı kişi sayısı 176 bin 111 olarak kayıtlara geçti ve bu kişilere toplam 1 milyar 447 milyon 533 bin TL ödeme yapıldı.

İşsizlik Sigortası Fonu

Gösterge 2026 Değişim
Ücret Garanti Fonu Ödemeleri Artışı %194 Yıllık
Yararlanan Kişi (Mart Sonu) 13.004 Önceki yıl 4.000 - 6.000
Fon Genel Gider Artışı %33,5 Yıllık
Aktif İşgücü Programı Ödemeleri 18,9 milyar TL %95,5 artış
Toplam Fon Ödemesi 27,7 milyar TL 2026 Q1

Ücret Garanti Fonu'ndaki artış, dokuz şirketin konkordato başvurusunun çalışanlar üzerinde yaratabileceği olası sonuçları gösteren bir gösterge oldu.

Reel Sektör Baskısının Arkasındaki Temel Nedenler

Şirketlerin konkordato sürecine girmesine yol açan temel etken, yüksek finansman maliyetleri olarak öne çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 10 Nisan 2026 haftasına ait verilerine göre ticari kredi faizleri yüzde 40,9 seviyesinde bulunuyor. İhtiyaç kredisi faizi ise yüzde 50,1 ile yedi ayın zirvesine ulaşmış durumda.

Söz konusu maliyet seviyesi, özellikle KOBİ segmentindeki şirketlerin nakit akış dengesini olumsuz etkiliyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin değerlendirmelerinde, KOBİ segmentinin ortalama ticari kredi maliyetinin yüzde 42,5 seviyesine çıktığı, bu durumun yeni yatırım ve işletme sermayesi finansmanını zorlaştırdığı aktarılıyor.

Yüksek faiz ortamı yanında, iç talepteki yavaşlama ve dış pazarlardaki rekabet koşulları da şirketlerin satış ve kâr marjları üzerinde baskı yarattı. TÜİK'in Şubat 2026 verilerine göre perakende satış hacmi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 oranında gerilerken, imalat sanayi üretim endeksi de yüzde 1,4 düşüş kaydetti.

İhracat tarafında ise döviz gelirlerinin TL maliyetler karşısında cazibesini kaybetmesi, özellikle emek yoğun sektörleri sıkıştıran bir başlık olarak öne çıktı. Reel efektif döviz kurunun Mart 2026'da 71,2 seviyesine çıkması, ihracatçı firmaların maliyet avantajını azaltan temel etkenler arasında yer aldı.

Kaynak: Haber Merkezi