Türkiye Cumhuriyeti stresin yoğun olduğu süreçlerden geçmektedir. Hangi parti çatısı altında olunursa olunsun, yarın yüz yüze bakılacağı ve her cenahın birlik beraberlik içerisinde hareket etme ödevi olduğu göz ardı edilmemelidir. Kalıtımsal sosyal davranışları aktararak yeni bir hikaye yazılamaz.

1992 yılında Nilüfer, arkasında iki dev isimle; Onno Tunç ve Aysel Gürel ile birlikte Yine Yeni Yeniden albümünü seslendirdiğinde büyük başarı elde etmişti. Uluslararası etkileri bile olmuş, dönemin efsanevi gruplarından Gipsy Kings aynı müzikal altyapı ile Love&Liberty albümünde No Vivire adıyla esere yer vermiştir. Bu başarıda şarkıda Türkçenin güçlü şekilde kullanılması, müzikal güç ve Nilüfer’in benzersiz sesi etkili olmuştur.

Şarkıda benim ilgimi çeken kısım Türkçe kullanım başarısıdır. Şarkı ritim ile birleşen muhteşem bir aliterasyon yani ünsüzlerin ahengini barındırır. Gipsy Kings de aynı sistemi örnek alarak kendi eserinde başarıyla kullanmış ve her iki versiyon da kalıcı olmuştur.

Bugün şarkının ahenginin çağrışımı ise özünden koparak sadece sesteşlik bakımından farklı bir bakış açısına sevk etmiştir. “Yine yeni yeniden” tümcesi, hem geçmiş bir tezahürün temennisi hem de yeni bir başlangıcın gerçekleşmesi temasını akıllıca bir kelime oyunuyla yansıtır. Bu tema, yani yeni dönemde geçmiş alışkanlıkları devam ettirerek eskiyi yeniye dönüştürme fikri, Yeni Parti’nin de bazı kesimlerince hem yerelde hem genelde temel strateji ve siyaset malzemesi olmuştur.

“Gibi yine yeni yine yeni yeniden” kısmını ise dün Türkiye’nin birçok ilçesindeki kongrelerde izledik. Arbedeler, kavgalar, hatta Mezitli’de silah sesleri bile duyuldu. Bu kısım da şarkının bu nakaratına uymaktadır. Ve asıl soru: Yeni olan ne? Şarkının teması da bunun cevabıdır. Yeni olan bir şey yoktur; sadece eskinin bir tezahürü ile aynı kalıtımsal sosyal hastalıklar nüksetmiştir. Böylesine kavgaların kazananı kim olursa olsun, ne demokrasiye ne de ülkeye bir faydası vardır.

Yerelde olaylara bakacak olursak aslında herkes yoğun rekabet ve kavgalardan dolayı Yeni Parti’nin Odunpazarı seçimine dikkat kesilmiştir. Ancak Yeni Parti’nin yumuşak karnı Tepebaşı’dır. CHP’deki aynı davranış kalıplarını Yeni Parti’nin aynı öncüleri yine orada da nüksettirmiştir. CHP sürecini de dahil edersek, son üç dönemdir tek adaylı seçimle sistemin devam ettiriliyor oluşu, paydaşlarınca üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Düşünmezlerse de kendileri bilir.

Türkiye Cumhuriyeti stresin yoğun olduğu süreçlerden geçmektedir. Hangi parti çatısı altında olunursa olunsun, yarın yüz yüze bakılacağı ve her cenahın birlik beraberlik içerisinde hareket etme ödevi olduğu göz ardı edilmemelidir. Kalıtımsal sosyal davranışları aktararak yeni bir hikaye yazılamaz. Belki de eski dediğiniz yeni; yeni dediğiniz eski bir şarkının veya hikayenin temasıdır.

Türkiye yıllarca iç mücadelelerle siyasi patinaj yapan partilerin, muhalif vatandaşları umutsuz bıraktığı bir ülke olmuştur. Bu sosyal davranış kalıplarıyla da bu süreç böyle devam edeceğe benzemektedir. Vatandaşın ihtiyacı olan “yine yeni yeniden” midir yoksa gerçek bir yenilik midir? Bu sorunun cevabı önemlidir.