Eskişehir Ticaret Borsası Başkanı ve yeniden başkan adayı Ömer Zeydan, sağlık sürecinden seçim çalışmalarına, görev süresince hayata geçirilen yatırımlardan borsanın mali yapısına, yeni yerleşke ihtiyacından 400 dönümlük Tarım ve Ticaret Kampüsü projesine kadar yeni döneme ilişkin hedeflerini Eskişehir Haber Ajansı (EHA) Medya Grup Başkanı Soner Yüksel’e Sarı Koltuk programında anlattı.
“Hasta olmak bir saniye, bir dakika ama iyileşmek bir yıl”
Soner Yüksel: Öncelikle geçmiş olsun. Zor bir sağlık süreci yaşadınız ancak görüyorum ki artık o günler geride kalmış. Sahada çok enerjik ve yoğun şekilde çalışmalarınızı sürdürüyor, bunu dışarıya da yansıtıyorsunuz. Tabii ki bir seçim süreci. Nasıl hissettiğinizi merak ediyorum.
Ömer Zeydan: Öncelikle müsaade edersen Eskişehir Haber Ajansı’nın sahibine, Soner Bey’e ve diğer çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Hem oğluma hem kızıma verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ediyorum. Kendimi nasıl hissediyorum? Yaklaşık yedi-sekiz ay önce bir beyin kanaması geçirdim. Bu, beyin kökünde meydana gelen bir kanamaydı. Dolayısıyla insanın hareketini, dengesini ve konuşmasını etkileyen bir yerde meydana geldi. Yavaş yavaş onların ve kendi çabalarım sayesinde iyileşiyorum. Onun için herkese söylüyorum, sana da söylüyorum: Hasta olmak bir saniye, bir dakika ama iyileşmek bir yıl. Kendinize dikkat edin. Ahde vefayı asla hayatınızdan çıkartmayın. Çünkü bugün böyleyiz ama 10 dakika sonrasına hiçbirimizin garantisi yok. Bu gözle bakmak lazım diye düşünüyorum.
“Borsanın, yola çıktığımız zaman personele ödenecek parası sınırlıydı”
Şimdi bir seçim süreci var. TOBB’a bağlı odalarda Eskişehir’de uzun yıllar sonra ilk kez iki adaylı bir seçim var. Yani bir sandık gelecek. Tabii ki adaylar yaptıklarını, yapacaklarını ve vaatlerini insanlarla paylaşıyorlar. Ama ben biraz geriden gelmek istiyorum. Çünkü oda başkanlığında tecrübeli, pek çok değişime imza atmış bir isimsiniz. Sizin açınızdan Eskişehir Ticaret Borsası’nda görev yaptığınız süre boyunca en önemli değişim neydi?
En önemli değişim teknolojik değişimdi. İkincisi yatırımlardı. Şimdi ben efsane bir başkan değilim. Gerekenleri gördüm, anlattım ve hep beraber yaptık. Bunlardan dolayı teşekkür alıyorum. Bu sene bahsettiğim hastalık hadisesi başıma geldi ve insanlar en demokratik hakları olarak ortaya çıktılar. Bunların birçoğu benim eski komşum, dostum vesaire. Hastalığımı bilerek ortaya çıkmaları bana etik gelmedi. Bunu belirtmek istiyorum. Borsanın, yola çıktığımız zaman personele ödenecek, yani maaşı ödeyecek parası sınırlıydı. Belki de yoktu. Ciddi bir mali sıkıntı vardı. Gelir belli, gider sürekli yükseliyor vesaire.
“Türkiye’de ilçelerde irtibat bürosu olan tek borsayız”
Ne yaptık? Bir; borsanın sürekli ve iyi bir gelire ihtiyacı var. İki; borsa diğer borsalardan geri kalmasın, teknolojiye ihtiyacı var. Üç; Türkiye’de ilçelerde irtibat bürosu olan tek borsayız. Bunları geliştirelim dedik. Buralar az personelle de idare ediyor. Depolar var, laboratuvar var vesaire. Buralardan finansman gelsin şeklinde çalıştık. O zamanki EOSB Başkanı bizim Savaş Abi’ydi (Savaş Özaydemir). Savaş Abi’den rica ettik. Bize bir müddet daha verdi. Oradaki yeri kaybetmiştik. Bir ay içerisinde projesini yaptık, ihaleye çıktık ve binayı yaptık. Sonra zaman içerisinde bu yıl 45 bin 500 metrekareyi tamamladık. Böylece Eskişehir’in en büyük endüstriyel binası oldu ve Koç Grubu’na kiraya verdik. Dolayısıyla buradan ciddi ve sürekli bir gelir elde ettik. İrtibat bürolarından Beylikova, Alpu ve Seyitgazi’yi yeniden ele aldık. Merkezde biliyorsun; konferans salonu, sanat salonu, Şeker Kocatepe, lokanta, müze vesaire gibi alanları ortaya çıkardık. Borsanın gelirini artırdık. Ciddi bir gelir elde ettik.
“Eskişehir merkez yerleşkemiz 55 dönüm”
Bu tabii önemli bir somut veri. Siz borsanın gelirini 40 kat artırmış bir başkan olarak yer alıyorsunuz. Aklıma da şu geliyor ister istemez: Geliri olan, mali altyapısı güçlenmiş, ilçelerde irtibat ağını genişletmiş bir borsa var. Buna rağmen yeni bir yerleşke ihtiyacı duyuyorsunuz. Bu ihtiyacı duymaktaki temel faktörler sizce ne? Neden yeni bir yerleşkeye ihtiyaç duyuyor borsa?
Şimdi şu anda Eskişehir merkez yerleşkemiz 55 dönüm. Geliştirme imkanı yok. Vardı ama önceki yönetimler üzerinde durmadan kaybettik. İhtiyaç olmadı daha doğrusu. Şimdi 55 dönümlük yerde 134 kapalı depomuz var. Çelik silolarımız var. Bunları borsa üyelerine sembolik rakamlarla kiraya veriyoruz. Ama borsanın büyüyecek hâli kalmadı. Şimdi her yerde üyemiz var. Edirne var, Manisa var, Ankara var, Şanlıurfa var, Gaziantep var, Sakarya var, Konya var, Konya Ereğlisi var. Çok geniş bir alana yayıldık. Hepsi tüccar ve bunların hepsi iyi, büyük diyebileceğimiz tüccarlar. Dolayısıyla oradaki depolama ve geliştirme imkânı bizi sıkıştırıyor. Yani güneş çarığı sıkıyor, çarık ayağı sıkıyor.
“Bir canlı hayvan borsası yapmak istiyoruz”
Mevcut yerinde daha fazla genişleme imkânı yok. Hem lojistik hem de depolama açısından sıkıntı var. İki lisanslı depo ihtiyacı var. Bu ihtiyaç daha da arttı. Özel lisanslı depo çok sayıda var. Bunlar fazla bile. Ama sahipleri alıyor, satıyor vesaire. Borsaların bu imkânı yok. Kanunen elinden alınmış durumda. Bir lisanslı depoya ihtiyaç var. Bununla ilgili şirketimiz kuruldu. 50 bin tonluk lisans alındı. Ancak orada 120 bin tona kadar ulaşacak bir depo yapmak istiyoruz. Üç; bir canlı hayvan borsası yapmak istiyoruz. Eskişehir’de yok. Dört; mezbaha konusunda Ayşe (Ünlüce) Hanım’la sürekli temas hâlindeyiz. Allah razı olsun, temeli attı veya atmak üzere. Biz kendisine elimizdeki bütün belgeleri vesaireyi verdik. Neden bundan kaçındık? Bizim yazılı evrakımız değil. Karnımızda yazılı değil. Ama belediyelerde yazılı. Dolayısıyla her gelene bunu söyleyin. Ayşe Hanım hiç itiraz etmedi, “Yapacağım” dedi. Tekrar kendisine teşekkür ediyorum.
Eskişehir Tarım ve Ticaret Kampüsü Türkiye’de ilk olacak
Tabii siz depo, silo ve yeni yerleşke deyince üzerinde en çok durmamız gereken yeni dönemin büyük vaatlerinden biri Eskişehir Tarım ve Ticaret Kampüsü. Eskişehir’de sizin tabirinizle “Bereket Yuvası” olarak ifade edilen alanlar çok büyük ihtiyaçlardan biri. Çünkü tarım yüzde 7’lerde sıkışmış durumda. Peki Tarım ve Ticaret Kampüsü içerisinde neler olacak?
Yüzde 7 konusu kayıtlara geçecek. Kayıt dışı olan ve dışarıya giden de var Eskişehir’de. Bunları bir araya getirdiğimiz zaman yüzde 10 yapar. Şimdi bunun içinde ne olacak? Sen, ben borsaya üyeyiz. Düğün salonu olacak. Nişan ihtiyacımız var, düğüne ihtiyacımız var. Cenaze evine ihtiyacımız var. Bunlar olmazsa olmaz. Düğün salonu olacak. Müzemiz var, ufak. Daha büyüğü olacak. Chicago’dan elektronik satış getirdik, Türkiye’de ilk. Bunun daha büyüğü olacak. Çiftçilere ve ihtiyaç duyanlara tarımsal destek verecek bürolarımız zaten var ama daha büyük bürolarımız olacak. Yani işin sekreterya kısmı daha büyük olacak. İşin meclis ve diğer ayağı daha geniş şekilde olacak. Bizim geniş bir alana ihtiyacımız var. Bu, Eskişehir Borsası’nın, bana nasip olursa bizim yapacağımız bir iş. Başkasına nasip olur, onlar yapar; ayrı konu. Ancak ayağı yere basan proje ve tek iş, tek iş budur, söyleyeyim.
“Üye ticaretini daha kolay ve daha dijital yapabilecek”
Şimdi bu, evet, iddialı ve büyük bir proje. Daha önce de bununla ilgili yeni dönem için bir açıklama yapmıştınız. Ben sizin bahsettiğiniz alanı düşündüğümde kocaman bir kampüs geliyor aklıma. Bunun içerisinde depolama adına sadece bugünlük değil, sanırım uzun yıllar boyunca ihtiyacı karşılayabilecek bir alan; daha geniş laboratuvarlar, ürün analizi ve sınıflandırmaların rahat yapılabileceği alanlar, eğitimle ilgili bölümler ve sosyal yaşam alanları olacak. Üye bu projelerden ne kazanacak? Sadece sosyal kısmını demeyeyim; onun dışında üye için ne gibi avantajları olacak?
Üye ticaretini daha kolay ve daha dijital yapabilecek. Şöyle; lisanslı depoya mal koymak suretiyle gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacaklar. Bu önemli bir şey. Özel lisanslı depoya mal koyduğunda malın eksilmesi, çalınması veya yerine başka bir ürün verilmesi riski var. Ama burada yok. Bu bakımdan önemli. Şimdi yerleşke ne kadar büyük olursa o kadar çok mal gelir. Gelen mal herkese yeter. Sanayiciye de tüccara da.
“Bilim adamlarını biz borsamızda muhafaza edeceğiz ve bünyemize alacağız”
Eğitim biliyorsunuz, üç tane üniversitesi var. Bir öğrenci kenti. Çok değerli öğrencilerimiz var. Biri teknik üniversite, biri Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi’ye bağlı Ziraat Fakültesi var. O bizimle birebir iç içe. Onun dekanıyla neredeyse arkadaş olduk. Onunla ilgili stajlarımız var; hem laboratuvarda hem salonda hem tescil biriminde. Şimdi çok değerli tarım insanları yetişiyor orada. Buğday, arpa, tritikale, kalite vesaire üzerine çalışıyorlar. Ancak tarımdan çıktıktan sonra bir buğday tanesinin başına neler geliyor, hangi aşamalardan geçiyor bilmeleri lazım. Bu bilim adamlarını biz borsamızda muhafaza edeceğiz ve bünyemize alacağız. Dolayısıyla ister kalacaklar ister öğrenip gidecekler. Biz bunlara sahip çıkmış olacağız ve kampüsün içindeki eğitim merkezinde bunlar olacak. İki, gözümle gördüm ve çok üzüldüm. Geçimini pancarla sağlayan bir köye, okuluna gittik. Okulda yarışma yapıldı, ödüller vesaire verildi. Ama orada gördüm ki pancar çiftçisinin çocuğu pancar bitkisini tanımıyor, bilmiyor. Bunları öğretmek lazım. Bunlar okulda öğrenilecek işler her zaman olmayabiliyor. Nasıl ki tecrübeyi biz üstadımızdan öğrenmek zorundaysak, aynı şekilde o işin uzmanı olmak için uğraşmak ve emek vermek gerekiyor diye düşünüyorum.
Kampüsün parası da altyapısı da hazır
Büyük bir projeden bahsediyoruz. Bunun temeli bu seçim döneminde mi ortaya çıktı, yoksa öncesi var mı?
Öncesi var. En büyük projemiz bu. Bunun finansmanını iki üç günde halledecek bir şey değil. 400 dönümlük bir araziden ve üzerinde konuşlandırılacak yerden söz ediyoruz. Dolayısıyla bir maceraya atamam kurumu. Ben ve arkadaşlarım bunu yapamayız. Onun için yavaş yavaş mali yapıyı öncelikle güçlendirdik, altyapı çalışmalarımızı yaptık. Bu dönemde yapacağım tek iş var: Bu yeni kampüs. Bunun dışında bir şey düşünmüyorum. Bunun parası, altyapısı vesairesi hazır. Düşünce yeni bir düşünce değil. Senelerdir konuşuyoruz, anlatıyorum. Bununla ilgili teknik ve mesleki devlet adamlarıyla görüşmelerimiz sürüyor ve sürecek. Bu 400 dönüm araziyi ayırttık. Buradan ilk kez söylüyorum. Ben seçimden sonra sonuç ne olur bilemem ama umudum her zaman çok kuvvetli. Seçimden sonra bu 400 dönüm yerin sahibi olarak buraya yapmayı planlıyoruz. Bugünün, yarının işi değil. 10 senedir konuşuyoruz. Bitti.
“Üçüncü çocuğum Borsa oldu”
O zaman şu hissiyatı alıyorum. Sizin bu dönemki adaylığınız biraz da “Bu işi yarım bıraktım, tamamlamak bana düşer” düşüncesiyle şekilleniyor. “Ben bunu yapmak için yeniden adayım” hissiyatı. Ama şunu da iliştireyim ucuna: Mali yapısı güçlü dedik, alanla ilgili tahsis yapılmış. Diyelim ki “Ben geldim.” Sadece parasını verip böyle bir alanı yapmak mümkün mü? Başka detayları var mı bu işin?
Var. Bir; içtihadı doğru ve kuvvetli. Benim yakınlarım bana, “Ya boş ver borsayı. Git, hayatını yaşa, keyfine bak” dediler. İyi de şimdi benim iki tane çocuğum var. Biri Begüm, biri Can. Bir de üçüncüsü oldu: Borsa. Herkese evladımı emanet edemeyeceğime göre orayı da emanet edemem. Yarım kaldı bu iş hastalığımdan dolayı. Bunu tamamlamak istiyorum. Dolayısıyla bu sebepten dolayı 2026-2030 dönemi için adayım. Birikim lazım, tecrübe lazım, iyi ilişkiler lazım. Buradaki önemli şey benim ve arkadaşlarımın tecrübesidir. Çok önemli. Tecrübeyi parayla satın alamazsın. Tecrübe yaşanarak kazanılır. Hepinize söylüyorum.
“Biz hizmeti üyeye, çiftçiye onun ayağında da veriyoruz”
Aslında net olarak cevabımı aldım. İnsanların hayatta bazı idealleri vardır. Önemli bir eser bırakmak, iz bırakmak, iyi bir miras bırakmak... Aslında bir sağlık sorunu da yaşadınız. İmkanlarınız da var. Herhangi bir sıkıntınız da yok. Şu dakikadan sonra ayağınızı uzatıp keyfinize bakabilirsiniz. Bir deniz kenarında olabilirsiniz. Hiç strese girmeye ya da mücadele etmeye gerek yok. Ama buna rağmen “Yok hayır, ben geleceğim ve bu işi Eskişehir’e kazandıracağım” diyorsunuz. 2026-2030 dönemini kapsayan bu sürecin finalinde nasıl bir Eskişehir Ticaret Borsası görmek istiyorsunuz?
Şimdi Türkiye’de 113-114 tane borsa var. Spot piyasası olan 7 tane falan borsa var. Bunların da içinde Eskişehir Ticaret Borsası ilk sırada gelenlerden bir tanesi. Kendi ilçelerinde teşkilatlanmış olan bir borsa. Alpu’da yerimiz var, Beylikova’da var, Seyitgazi’de var. Her yerde var. Bunların hepsi para, tecrübe ve birikim. Biz hizmeti üyeye, çiftçiye onun ayağında da veriyoruz. Bu bir. Bunu muhafaza edeceğiz.
“Önemli olan finansmanı sağlamak, oraya temeli atmak”
“Yaptım, oldu” demek de olmuyor. Gittim, ta Chicago’da gözümle gördüm nasıl alınıyor, nasıl satılıyor elektronik olarak. Geldim, burada çok karşı çıkan oldu. Uyguladım. Haklıydılar karşı çıkmakta. “Yaşlı üyelerimiz var. Bunlar nasıl öğrenecekler bu işi?” dediler. Ben de “Para kazanacak, öğrenecek. İş para” dedim. Endişe edilen üyelerin hepsi en erken öğrenen kesim oldu. Dolayısıyla ben öbür tarafını hiç düşünmüyorum. Tıkır tıkır yaparım. Önemli olan finansmanı sağlamak, oraya temeli atmak. Bu önemli. Çünkü karşındaki kamu kurumu eğer senin bunu yapmayacağını veya yapamayacağını hissederse vermez.





