Elbette Çınar iyi bir insandır, mücadele etmiştir, Kurt’u her alanda savunmuştur. Ama siyasette duygunun zaaf olduğunu en iyi bilen isim Kazım Kurt, bunu sezemedi.

Yeni Parti Odunpazarı ön seçim süreci sona erdi.

15 gün önce “Başkanı üyeler seçecek” sözüne güvenen ve hür iradesiyle bu yarışa giren Cevahir Çalıkuşu, hem tabuları yıktı hem de yenilenme umuduyla yola çıkan partililer için yarına dair umut oldu.

Baştan belirtmek isterim…

Bu süreç sadece Cevahir Çalıkuşu ve Rahmi Çınar seçimi olmadı.

Süreçten pek çok mesaj, pek çok hikâye üretebiliriz.

Ancak özneden kopmadan, hakkı teslim ederek ilerleyelim.

Öncelikle Cevahir Çalıkuşu’nu tebrik edelim.

Elbette seçim sürecinde yalnız kalmadı. Ancak yola çıkış hikâyesi bu kadar kalabalık değildi.

Bir başkanın, grubun adayı değildi. Kimseden destek sözü alarak yola çıkmadı. “Madem üyeler bir tercih yapacak, ben de kendime güveniyorum” diyerek yarışa dahil oldu.

Karşısında sıradan bir aday yoktu.

9 yıldır örgüte başkanlık eden, kendi için seçim çalışması yapacak delegeleri dahi belirleyebilecek, hazirun listesini herkesten önce öğrenebilen bir Rahmi Çınar vardı.

Çınar, yılların verdiği ilişkiler ve iktidar olma avantajı ile yola kalabalık çıktı.

Bir kere Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un desteğini aldı. Yani şehirde siyasi kadrosu, ekibi ve deneyimi en üst düzey olan cephe arkasındaydı.

Hâliyle eski milletvekillerinden, örgüt üzerinde nüfuzu olduğunu iddia eden pek çok isim Çınar’a destek açıklaması yaptı.

Yetmedi, şu an mevcut il başkanı olan Talat Yalaz ve ekibi de açık, net ve yüksek sesle Rahmi Çınar’ın yanında olmak gerektiğini söyleyerek Çınar’a destek oldular.

Çalıkuşu ise yalnız çıktığı yolda arkasına Ayşe Ünlüce ve İbrahim Arslan desteğini aldı.

Ancak Ünlüce’nin ve Arslan’ın desteği, güçlü ve deneyimli bir organize destek çalışmasından ziyade üyeleri yönlendirebilecek temsili bir destek boyutundaydı.

Dolayısıyla yarıştan önce kâğıt üzerinde avantajın, hem destek hacmi hem de iktidar olması vesilesiyle Çınar’da olduğunu düşünmemek mümkün değildi.

Bu yüzden bu seçim diğerlerinden farklı, sonuçtan öte bir mesaj verdi herkese…

Ezberi bozan, özeleştiri için tüm koşulları masaya koyan ve gelecek adına ders çıkarılması gereken mesajlar.

Açıkça söylemek gerekirse yarış adil değildi.

Ancak bu adaleti bozan sebepler, Rahmi Çınar’a avantaj kazandırmaktan ziyade dezavantaj sağladı.

Haksız rekabet koşulları bir yere kadar anlaşılabilir.

Ancak etik olmayan söylemler, demokrasiye inanarak yola çıkmış bir kadın adaya yapılan yakıştırmalar… Bir tarafta yeni ve değişimi savunurken ortaya çıkan yeni bir adaya; gençlik, toyluk, “Parti için ne yaptın?” sorularının yanı sıra mutlak ve AK Parti üzerinden yapılan ithamlar, tabanda ters tepti.

Kazım Kurt’un yanında Cevahir Hanım’a tarafgirliğini hissettiren, Cevahir Hanım’ın adaylık açıklamasını veya verdiği röportajı yapan medya üzerinden imalı mesajlar vererek “Bizden değilsin” ayrımı yapanların tavrını da unutmayalım.

Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Pek çok kişi, aralarında biz basın mensupları da dâhil olmak üzere, Cevahir Çalıkuşu’na destek verenlerin bu tavrı “Çalıkuşu seçimi kazanır” diye değildi. Bu bir tepkiydi, bu bir itirazdı. Bu, ötekileştiren ve itibarsızlaştırmaya çalışan zihniyete bir cevaptı…

Gelelim Başkan Kazım Kurt ile ilgili kısma…

Kazım Kurt’un karşısında yarışmak, siyaset üretmek ve sandıktan çıkmak zor bir iştir.

Siyasi matematik açısından hesabı kitabı iyi yapar. Hamle konusunda cesurdur. Kazanmayı sever ama “Kaybettim” diye küsüp kenara çekilmez. Yarın yine yarış olur, yine sahneye çıkar ve iddiasını kaybetmez.

Hatta birkaç kere söyledim. Yine altını çizeyim:

Kazım Kurt bu seçime Rahmi Çınar yerine başka bir ismi destekleyerek başlasaydı…

Meclisinden ya da partiden genç, yeni bir sima ile yola çıksaydı, bugün belki de tüm bunları konuşmuyor olacaktık.

Yani Kurt’un handikapı, Çınar’ın yıpranmış, tabandan karşılık bulamayan, kendi ve ekibinin hatırı ile bile arzu edilen desteği alamayacak bir isimde diretmesiydi.

Elbette Çınar iyi bir insandır, mücadele etmiştir, Kurt’u her alanda savunmuştur. Ama siyasette duygunun zaaf olduğunu en iyi bilen isim Kazım Kurt, bunu sezemedi.

Seçim kaybedildi.

Ama bu seçimde Kurt’un destek verdiği Çınar seçimi kaybetti diye “Kurt iddiasını yitirdi” yaklaşımını veya “Ünlüce ile Kurt arasındaki yarış bundan sonra daha da sert olur” yaklaşımını doğru bulmuyorum.

Nihayetinde ikisi de siyasi olgunluğu yüksek ve centilmenliği kolayca sağlayacak isimler.

Bakarsınız, yarın öbür gün başka bir ön seçimde aynı adayı da destekleyebilirler.

Bunu ihtimal dışı bırakmayalım.

Son olarak seçim günü yaşanan gerginlik ve kavga ortamına birkaç kelam edeyim…

Öncelikle sosyal demokrat olduğunu iddia eden insanlar, şayet sandıktan çıkan sonucu veya rekabeti gürültüyle, sataşmayla, öfke ve hakaretle karşılıyorsa, bence siyasi kimlikleri ideolojik değil, kişi bazlıdır.

Her sandıkta her adayın müşahitleri varken, oylar sayılırken her sandık başında çokça kişi çetere tutarken, iptal edilen oyların çoğunluğu Cevahir Çalıkuşu’na verilen ve geçersiz sayılan oylardan oluşurken ve bu bilinirken, oylar en sonunda tekrar sayılıp ıslak imzayla tutanak altına alınırken kimse itiraz etmiyorken…

Salonda uzun süre ortada olmayan ve bir süre kaybolup panik yaratan sandıkta Çalıkuşu’nun 30 oy fark attığı görülmüşken, bu gerginliğin oluşması çok rahatsız edici.

Ne yazık ki Rahmi Çınar, duygularını yüzüne çok yansıtan bir isim.

Üzüldüğü, kızdığı, öfkelendiği zaman bunu çok çabuk dışa vuruyor.

Oysa siyaseten yapanlar, bazen kendisini eleştiren insana bile gülümseyebilmeli.

Şayet Çınar o gün, “3 fark” değil, “1 fark” ile bile seçim kaybedilmiş ise sahneye çıkmalı, Cevahir Hanım’ı davet ederek elini kaldırmalı, tebrik etmeli ve “Kazanan partimiz olmuştur. Bundan sonra kendisine en büyük desteği bizler vereceğiz” deseydi?

Hem kahraman olur hem de salondaki tüm gerginliği bir an içinde bitirirdi.

Zira 15 gün önce çıkan bir adaya değil 3 oy farkla kaybetmek, 200 oy farkla kazanmıyorsam zaten bu seçime sinmezdi.

Başka bir detay ise seçim güvenliği ve süreçten sorumlu il başkanlığının, üstelik tarafını açıklama handikapı yaşayan il örgütünün bu konuda zayıf kaldığı serzenişlerine hak vermemek elde değil.

O gün talihsiz bir kaza yaşayan Talat Yalaz belki bu yüzden biraz sessiz ve müdahalesiz kaldı ama salondaki insanlar bu durumdan rahatsız olarak tepki gösterdi.

Öte yandan tepki, eleştiri eyvallah ama ne olursa olsun bir belediye başkanını yuhlamak doğru değildir.

Bunu yapanlar kimlerse onları da kınıyorum.

Çünkü o kişi bu partinin seçilmişi, en büyük temsilcilerinden birisidir ve kesinlikle böyle bir duruma maruz kalamaz.

Sonuç olarak ön seçim bitti.

Aklımdaki her şeyi bir yazıma sığdırmak mümkün değil.

Süreç içinde yazmaya, konuşmaya devam edeceğiz ayrıntıları.

Ama Cevahir Hanım’ı tekrar tebrik edelim.

Demek ki herhangi birinin adayı olmadan, zengin olmadan, özel medya planlamaları yapmadan ve sadece insanlara güvenerek yola çıkmak ve doğru mesajları vermek insanları bir yere getiriyormuş.

Uzun yıllar sonra bu ezberi bozan birini görmek ve bunu engellemek isteyenlerin algısının işe yaramaması, herkes için umut verici bir başlangıç.