Geçtiğimiz gün Büyükşehir Belediye Meclisinde kamuoyuna mal olan Büyükşehir Belediyesi Halk Konserleri ve bunlara ayrılan bütçe gündeme geldi.
Başkan Vekili Aydın Ünlüce tek tek, kalem kalem yani son derece şeffaf bir şekilde bu harcamaların bilgisini verdi.
Gördük ki bu konserlerin Belediye’ye maliyeti kişi başına yaklaşık 15 TL olmuş.
Ben sanata, sanatçıya ve bu tür ücretsiz konserlere çok sıcak bakıyorum hatta bu tür etkinliklerin şehirde veya ilçelerde yetkili yerel yönetimlerin asli görevi olduğunu düşünen bir görüşe sahibim.
O yüzden eksik, fazla, yüksek gibi sığ tartışmalar içine girmek ve rakamları iktidar belediyelerinin yaptığı konserlerle kıyaslamak zorunda kalmak istemiyorum.
Yoksa önü, arkası alınmayan ve vatandaşın cezalandırıldığı bir çekimser yapı ortaya çıkar.
Bu vebalin parçası olamam.
Madem destekliyorum, madem eleştireceğim bir yan yok neden bu konuyu yazma ihtiyacı hissettiğime gelirsek, hemen açıklayım.
Ben sürece dair nasıl Aydın Bey’in hakkını teslim edip, teşekkür ediyorsam, bir belediye bürokratı olan, basın ve halkla ilişkiler daire başkanı Iraz Bayındır’ın tavrını da eleştirmek istiyorum.
Adı üstünde olan bir dairenin yani “Basın ve Hakla İlişkiler” dairesinin kullandığı sözler, yaptığı açıklamalar da daha dikkatli, daha özenli ve anlayışlı olması gerekmez mi?
Bu konuda eksik, yanlış ama bir iddia ortaya koyan basın mensubu, muhalif partili ya da sıradan vatandaşa hem sosyal medya üstünden cevap vermeye kalkmak hem de açıklamanın sonuna “Cehalet Böyle Bir Şey” gibi tasvip etmenin mümkün olmadığı bir ifade kullanmak son derece yakışıksız kaçtı.
Yılmaz Büyükerşen gibi önemli bir ismin temsilcisi bu tür konularda daha dikkatli, özenli davranmalı ve hatada ısrar etmek yerine gönül almasını da bilmeli diye düşünüyorum.
Üstelik sadece Iraz Hanım değil yeri gelmişken kimilerini de tanıdığım bazı belediye bürokratlarına genel olarak bir eleştiri daha sunayım.
Lütfen görev tanımlarının hudutlarını iyi çizsinler. Kendilerine yakın yazıcılar ile oyun kurmaya, birilerini “kötü adam” ilan etmeye, işlerini geleni götürüp, gelmeyeni “yok saydırma” eğilimlerine düşmesinler. Biraz adil ve objektif olmaları yapılan işlerin geri dönüşü yoklaması adına daha verimli olacaktır.
Sevgili dostlarım, son olarak Anadolu Gazetesi yazarı Ali Baş’ın da köşe yazısında belirttiği haklı bir detayın altını çizmek isterim.
Eskişehir gibi kendi değerleri ile gurur duyan bir şehirde ne yazık ki kendi öz evlatlarını başka şehirlerin ilgi ve hayranlığına bırakan bir zihniyet yükseliyor. Bunu kırmalıyız.
Mithat Körler gibi bu şehrin büyük markalarından birine bu şehrin konserlerinde daha sık yer verilmeli, onun yorumunu kendi şehrinden eksik bırakmamalı diye temenni ediyorum.