Sevgili dostlar, öncelikle yeni yılınızı kutluyorum. Her ne kadar ülke olarak yeni yıla ümitsiz girmiş olsak da emeklisiyle, çalışanıyla, öğrencisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle 10 senedir krizlere ve yoklukla mücadeleye karşı bağışıklık sağlamış durumdayız. Şehrimizin sahip olduğu kurumları hükümet tarafından teker teker alınırken, siyasilerin gündem değiştirme amaçlı siyasi magazin tuzaklarına düşenlerden olmadığımız bir yıl diliyorum.

Madem 2026 yılı Eskişehir yılı ilan edildi hepimiz Eskişehir’in gücünü ve birliğini göstermeliyiz. Ben bu seneyi Eskişehir’i savunma yılı olarak ilan ediyorum. Eskişehir sahipsiz değildir. Neden mi? Gelin anlatayım.

Eskişehir’in devlet kurumları “verimlilik ve konsolidasyon” sebebiyle başka illere taşınırken ve o illerde milletvekilleri davulla zurnayla birliktelik içerisinde kutlarken bize Eskişehir’in ilçelerinin yönetilemediği ve bölünmesi gerektiği anlatılıyor da ondan.

Eskişehir’de son 20 yıldır gördüğüm en kapsayıcı, huzur ve güven veren, her kesime eşit mesafede duran, Ayşe Ünlüce ve diğer belediye başkanlarıyla koordineli çalışmalarıyla tanınan vali Hüseyin AKSOY ulusal siyasetteki Devlet Bahçeli – Ali Yerlikaya savaşı sebebiyle kesintisiz 25 yıllık valilik serüvenini emekliliğine 1,5 yıl gibi bir süre varken merkeze çekilirken bizler 1,5 ay Ak Parti tarafından atanamayan ilçe başkanları üzerinden kesilen ahkamları dinliyoruz da ondan.

Emekliler ve muhalefet milletvekilleri tüm şehirlerde sokak sokak kendilerine reva görülen maaşı protesto ederken, adeta açlığa ve sefilliğe terk edilirken biz Eskişehir Konseyi’nin devamsızlık listesinde kaybolup gidiyoruz da ondan.

Kış aylarında esnafın işlerinin düşüşünü azaltmak amaçlı bahçe alanlarını geçici olarak kapatmaları ve zaten ekonomik olarak çok zor geçen aylarda bir nebze ayakta kalabilmeleri için yapılan çadırları sayıştay baskısı sebebiyle belediyeler tarafından yüksek cezalar yazılırken bizler AK Parti içindeki müteahhit ve mücahit savaşlarıyla makam değişiklikleriyle muhatap oluyoruz da ondan.

Sanayide her gün 5’er 10’ar konkordato ilanları gelirken, fabrikalar kapatılırken, finansmana ulaşım tamamen bitmişken, maaşların ödenemediği ve teker teker çalışanların kışın ortasında işsiz bırakıldığı bir ortamda bu işin sorumluları olan oda başkanlarının en ufak muhalefet olmadan tek adayla koşar adım seçim sürecine rahatlık içerisinde girmeleriyle muhatap oluyoruz da ondan.

Eskişehir belki 20 yıldır su konusunda DSİ’ye ve Ankara’daki muhataplarına yatırım için yalvarırken, susuzluk kapımıza şafak operasyonundaki polis gibi dayanmışken, Ak Parti il başkanının hep birlikte dua edelim de kar ve yağmur yağsın dediği yerde biz ESKİ’ninbaşındaki kişiye bazılarının kişisel hesaplarından dolayı operasyon yaptığına şahit oluyoruz da ondan.

Sevgili dostlar, evet karamsar bir tablonun içerisindeyiz. Fakat bu şehir artık daha fazla cezalandırılmamalı. İbrahim ARSLAN’ın mecliste yaptığı konuşmayla şahit olduğumuz üzerebizler Ankara’ya 31bin 378 TL verirken Ankara’nın bize yaptığı yatırım sadece 4 bin 115 TL.

Neredeyse 8’de 1’İ!

Bu şehri siyasi görüşlerinden dolayı cezalandırmak bu kadar kolay mı? Peki bi bu kadar yaşanan olumsuzluğun arasında yaratılan siyasi magazinle bunları unutacak ve tuzağa düşüp bunları konuşacak kadar kendimizi mi kaybettik? Bu işin partisi olmaz. Tüm seçilmişler ve halk olarak kazanımlarımıza sahip çıkmalıyız.

2026 yılı Eskişehir yılı değildir, Eskişehir’i savunma yılıdır. 2027 yılında daha farklı şeyler konuşmak istemiyorsak her bir vatandaşın kutsal görevidir bu.

Yarın görüşmek üzere.