Yapılan ortak basın açıklamasında;

"İktidar krizi olanca ağırlığıyla emekçilerin sırtına yıkmaya devam ediyor. Son olarak iktidarın adı konulmamış IMF politikalarının uygulayıcısı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek asgari ücrete temmuz ayında zam yapılmayacağını açıklayarak milyonlarca emekçiyi yılın geri kalanında sefalet koşullarına terk edeceklerini açıklamış oldu.
Üstelik hemen her şeye durmaksızın zam gelirken, vergi yükü yine emekçilerin sırtına yıkılırken…


Bunun son örneğini elektrik tarifelerine yapılacak zamla gördük. 1 Temmuz’dan itibaren perakende enerji bedelindeki artış konutlar için yüzde 2.5 dağıtım şirketlerine aktarılan dağıtım bedeline yüzde 58.9 oranlarında zam uygulanacak. Bu zamlarla birlikte yeni elektrik tarifesinde düşük kademede tüketimi olan konut faturalarına yüzde 38 oranında zam yansıyacak. Elektrik Mühendisleri Odası’ nın hesaplamasına göre 4 kişilik bir ailenin asgari 230 kWh elektrik tüketimi üzerinden aylık faturası 476.6 TL’ye yükselecek.

"Vatandaşı Gram Gram Yanıltıyorlar" "Vatandaşı Gram Gram Yanıltıyorlar"


EMO’nun yaptığı hesaplamalarla birlikte ödenen elektrik faturaları bedelinde, ağırlığın elektrik dağıtım şirketlerine aktarılacak olması önemlidir. Ülkenin dört bir yanında elektrik üretim ve dağıtım şirketleri bu iktidar döneminde birbiri ardına özelleştirilerek sermayeye peşkeş çekilirken; iktidar aynı zamanda teşviklerle, vergi aflarıyla bu şirketleri ödüllendirmeyi sürdürmektedir. EPDK`nın zam sonrası açıklamasında kullandığı "enerji üretim maliyetlerinde yaşanan artış" ibaresi açıkça zamma mantıklı bir gerekçe üretmeye çalışan bir manipülasyon çabasıdır.  Enerji üretim maliyetlerinde ciddi bir artış yaşanmadığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bütün bunlar göstermektedir ki; yapılan bu zamlarla birlikte kamu otoritesi işbirliği ile halkın cebinden bu şirketlerin kasasına kaynak aktarımı hızlandırılmaktadır. 
Peki bu soyguna rağmen en temel insan hakkı olan enerji ihtiyacına insani bir şekilde ulaşabiliyor muyuz? Elbette hayır!
Daha kısa bir süre önce yeterli altyapı yatırımı yapılmadığı için Diyarbakır’da elektrik tellerinden çıkan yangın insanlarımızın canına mal oldu. Elektrik iletim ve dağıtım sistemlerine yapılmayan yatırımlar ve birbiri ardına yaşanan ihmaller nedeniyle kış ortasında Isparta’da soğuktan donma tehlikesiyle baş başa bırakılan halkın çilesini unutmadık. Daha bir çok örnek sayabiliriz.


Enerji hakkı en doğal, en temel insan hakkıdır ve sermayenin açgözlülüğüne, kar hırsına, umursamazlığına bırakılamayacak kadar önem taşımaktadır. Kamucu anlayışla; enerji alanında, ticari ve siyasi çıkarlardan uzak, üretim sektörleri başta olmak üzere genel ekonomiyi destekleyecek şekilde tarifeleri belirleyebilecek özerk bir yapının inşası mümkün ve zorunludur. Arz güvenliğini sağlamak ve toplam maliyeti düşürmek için özelleştirilen üretim tesisleri ve dağıtım bölgelerinin kamulaştırılması acilen gündeme alınmalıdır. Üretimden, dağıtıma kadar tüm süreçleri yönetecek dikey entegre bir kamu tekeli yeniden kurulmalıdır. ESM ve Elektrik Mühendisleri Odası olarak talebimizi bir kez daha yineliyoruz: Bu zamları ve soygunu durdurun! Tüm elektrik üretim ve dağıtım şirketleri kamulaştırılmalıdır!" ifadelerine yer verildi.

"

Editör: Buğrahan Doğangil